Geçtiğimiz 1 Mayıs işçi-emekçi bayramında diğer 1 Mayıslardan farklı olarak yoğun bir “Taksimcilik” ve “Kadıköycülük” tartışması yaşanmış, işçinin ve emekçinin partisi iddiasındaki EMEP, benimsediği taktiksel bir takım unsurlardan ötürü itirazlar ve eleştirilere maruz kalmıştı.
EMEP’in savunduğu 1 Mayıs stratejisi, 1 Mayıs gösterilerinde olabildiğince yoğun bir kitlesellik sağlamak ve bu kitlesellikle birlikte devrimci mücadele ruhu yaratabilmekti. Ancak 1 Mayıs farklı örgüt ve gruplarca farklı şekilde algılanmış olmasından ötürü 1 Mayıs’ın nerede, nasıl kutlanacağı/kutlanması gerektiği konusunda fikir ayrılıkları yaşanmıştı.
EMEP’in tavrı konusunda diğer örgütlerden olumlu veya olumsuz bir takım eleştiriler geldiği gibi, göründüğü kadarıyla parti içinde de bir anlaşmazlık ve huzursuzluk yaşanmış olacak ki, 20 Mayıs’ta parti tarafından 1 Mayıs tartışmaları üzerine yeni bir basın açıklaması yapıldı.1 Yapılan basın açıklamasında EMEP 1 Mayıs’ta “Taksimci” lakabıyla anılanların stratejik olarak bir hata içine düştükleri ve gösterilerin kitleselliğinin zayıflatılmasına neden olduğu bir kez daha yineledi.
Kitleselliğin sağlanması ve emek mücadelesinin güçlendirilmesi için haklı ve olumlu bir çaba içinde olan EMEP, kendi siyasî tavrı içinde tutarlılıklar barındırması yanında birkaç stratejik çelişki içine düşmekten kendisini alıkoyamıyor. Evrensellik, çokseslilik, başkalarıyla yarışma yerine dayanışma temellerinde kurulu olması gereken marksist-devrimci partinin, birtakım sol grup, örgüt ve sendikanın sınırlı sayıyla Taksim gibi birinci dereceden işçi mücadelesi için sembolik anlam taşıyan bir mekanda kutlama yapması sevindirici bir gelişmedir. Katılımcı sayısı ne olursa olsun devrimci mücadelede 1 Mayıs’ın Taksim’e taşınması Türk sosyalist hareketi için bir kazanımdır. Bunu bir kazanım değil, bölücülük olarak nitelendirmesi, şüphesiz EMEP’in tavrındaki ilk çelişkiler arasında yer alıyor.
Bu çelişki EMEP’in aldığı tavırdan birkaç gün sonra farklı yayın organlarında da birçok eylem adamı tarafından dile getirildi. 1 Mayıs tartışmaları konusunda muhtemel bir parti içi anlaşmazlıktan da olsa gerek, EMEP kendi tavrını bir kez daha savunan, ancak teori-pratik bir kaç ekleme daha yaptığı yeni bir basın açıklaması daha yaptı. Yukarıda değindiğim çelişki 20 Mayıs’ta yapılan basın açıklamasında tekrarlanmakla beraber birkaç başka çelişkili ve hatta tehlikeli tezin de ileri sürüldüğü dikkatleri çekiyor.
Çokseslilik ve dayanışma konusunda EMEP’in çelişkili tavrının 20 Mayıs tarihli açıklamada bulunan bir iddiayla sivrildiğini görmek mümkün: “1 Mayıs komünistlerin, ilericilerin, demokratların bayramı değildir. 1 Mayıs İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü, ‘işçi bayramı’dır.”
İşçi bayramında ön planda olan kavramların iş-emek ve işçiler-emekçiler olduğu tartışmasız bir gerçek. Belli bir kitleselliğin yaratılması, mücadele ruhunun geliştirilmesi, dayanışma vurgusunun yapılması 1 Mayıs’ın temel işlevlerini oluşturuyor. 1 Mayıs kutlamaları, günlerle sınırlı olmayan sınıf mücadelesinde toplayıcı/toparlayıcı bir işlevi de üzerine almış durumda. 1 Mayıs’ın “komünistlerin” veya “ilericilerin” bayramı “olmadığını”, bunun yerine “işçi” olanların bayramı olduğunu iddia etmek, EMEP’i büyük bir boşluğa doğru itmektedir.
EMEP bu iddiasıyla kendi mücadele konumuna düğüm atmakta ve çokseslilik söyleminden uzaklaşmaktadır. Bu tavır sadece partinin kendi pratik konumuna zarar vermemektedir, aynı zamanda mücadele felsefesinde Marksizm ile de çelişmektedir. Bu çelişki ilk basın açıklamasında olmayan, ilk kez 20 Mayıs tarihli basın açıklamasında dile getirilen yeni bir çelişkidir ve kendi içinde farklı boyutlara sahiptir. Bu ikinci çelişkiyi aşmak için önce iç boyutlarını açımlandırmalıyız.
1) Sınıf mücadelesi 1 Mayıs’ın bir parçası değil, 1 Mayıs sınıf mücadelesinin bir parçasıdır. Herhangi bir parti veya örgütün genel olarak sınıf hareketinde benimsediği siyasî çizgi 1 Mayıs gösterilerinde de kendisini gösterir. Gerek Marx/Engels zamanında, gerekse de Lenin devrinde, devrimci hareket, homojen değil, heterojen bir yapıya sahip olmuştur. Devrimci harekete anarşistler, narodnikler, küçükburjuvalar ve devrimden çıkar sağlayacak daha birçok farklı grup veya örgüt katılmıştır.
Bolşevik mücadele anlayışı, bu çoksesliliği reddetmemiş, aksine onaylamıştır. Farklı toplumsal sınıf ve katmandan sosyalistlerin katılımıyla gerçekleştirilecek bir devrim, her Bolşevik’in ideali olmalıdır. Devrimci proletarya mücadelesi saf ve mutlak olarak proleterlerden oluşmaz. 1 Mayıs işçi bayramı da işçi olmayan kitleyi dışlayacak bir söylemi benimseyemez. 1 Mayıs işçi bayramı “komünistlerin, ilericilerin bayramı değildir” demek, sınıf hareketinin Marksist ve Bolşevik özünü reddetmekle aynı anlama gelmektedir.
2) İşçi bayramının sadece işçiler tarafından kutlanabileceği iddiası EMEP’in kendi tavrıyla ve Marksizm’in genel çizgisiyle çelişmektedir. Bu çelişki rahatça EMEP’in 2009 1 Mayısı’yla ilgili yaptığı basın açıklamalarında ve Marx/Engels yazınında gösterilebilir. EMEP’in 20 Mayıs tarihli açıklamasından birkaç cümle bize EMEP’in kendi tavrı içinde çelişkili olduğunu göstermektedir:
a) “1 Mayıs tüm sendikal konfederasyonlar ve emek örgütleri tarafından ortak kutlanmalıdır. Ayrı kutlamak, 1 Mayıs'ın amaçlarıyla, ruhuyla açıkça çelişmektir.”
b) “Bu nun an la mı ise, 1 Ma yıs'ın iş çi le rin sa de ce ile ri ke sim le ri nin de ğil; dil, din, mil li yet, si ya sî fark gi bi bü tün fark lı lık la rı dış la yan, tüm iş çi le rin bay ra mı ol du ğu dur.”
c) “1 Ma yıs'ın kut lan ma sı na da sı nı fın her ke si min den ka tı lım la rı teş vik et mek ol ma lı dır.”
d) “1 Ma yıs'ın iş yer le rin de, sa na yi hav za la rın da, tüm il, il çe ve müm kün olan her yer de ye rel iş çi ve emek çi ör güt le ri nin ön der li ğin de kut lan ma sı nı (…).”
e) “1 Ma yıs kut la ma la rın da genç iş çi ka tı lı mı nın, li se ve üni ver si te öğ ren ci le ri nin ka tı lı mı nın dik kat çe kici bi çim de art tı ğı göz len miş tir. Kürt iş çi ve emek çi le ri nin 1 Ma yıs’a ka tı lı mı, iş çi ve emek çi ta lep le riy le bir lik te de mok ra tik leş me ta lep le ri ni yay gın ve kit le sel ola rak di le ge tir me le ri de di ğer önem li bir ge lişme dir.”
Bu alıntılardan görüldüğü üzere aslında EMEP farklı grup veya tabakaları dışlamamaktadır, ancak işçi olmayan komünistlerin veya ilericilerin işçi bayramına ortak olamayacağı gibi çelişkili bir ifadeyi dile getirmiştir. Sonuç olarak komünistlerin ve ilericilerin 1 Mayıs hadisesinde belli bir ölçüde dışlandığı EMEP’in kendi çizgisine de çeliştiği söylenebilir. EMEP’in içine düştüğü bu çelişki, onu oportünist veya reformist bir parti olarak adlandırılması için yeterli değildir. Ancak EMEP’in işçi olan-işçi olmayan gibi bir kıstas koyarak 1 Mayıs hadisesini kalıplaştırması tehlikeli ve zararlı bir yönelimin başlangıcı olabilir.
3) “İşçi” ve “emekçi” kavramları sosyalist harekette merkezi olgulardır ve bu sözcüklerin nasıl tanımlandığı, 1 Mayıs hadisesinde olduğu gibi pratik bir önem kazanmaktadır. 1 Mayıs’ın “kimin” bayramı olup olmadığı konusunda kendinden emin bir tavır koyan EMEP’te işçi ve emekçi kavramlarından tam olarak ne anladığı konusunda bir sorun olduğu söylenebilir. İşçileri içine alan ve işçi olmayanları dışlayan bir sınıf anlayışı olamayacağına göre, 1 Mayıs’ın işçilerin bayramı olduğunu söylemek ve işçi olmayanların bu kutlamaya ortak olamayacağını iddia etmek EMEP’in kavramsal bir karmaşa yaşadığı konusunda kafalarda soru işareti uyandırıyor.
Marksizmin kurucusu K. Marx ve F. Engels’te işçi ve emekçi olarak “Arbeiter” kelimesi kullanılıyordu. Marx ve Engels Arbeiter’i emek gücünü satarak yaşamını kazanan insan olarak tanımlıyorlardı. Ancak Türkçede emekçi ve işçi arasında yapılan ayrım Marx ve Engels yazınında sadece içeriksel olarak yapılıyordu. Artı-değer üreten ve artı-değer üretmeyen Arbeiter’ler Marx ve Engels tarafından aynı sözcükle ifade ediliyordu. Türkçede artı-değer üreten kimseye bugün “işçi”, artı-değer üretmeyen kimseye de “emekçi” denmektedir. “Emekçi”, emekle yaşamını kazanan kimseyi tanımladığı için, aynı zamanda hem “emekçi”, hem de “işçi” için ortak kullanılan bir kavram haline de gelmiştir. Kısaca söylemek gerekirse her işçi aynı zamanda birer emekçidir, ancak her emekçi işçi değildir.
EMEP kendi basın açıklamasında 1 Mayıs’ı “emekçi” bayramı olarak değil, “işçi” bayramı olarak tanımlamaktadır. Dünyanın farklı yerlerinde 1 Mayıs farklı şekillerde anılmaktadır. İngilizce konuşulan ülkelerde “Worker Day” (Emekçi Günü), Almanya’da “Tag der Arbeit” (Emek Günü) veya “Tag der Arbeiter” (Emekçi Günü), Rusya’da “Den’ Truda” (Emek Günü) veya “Den’ Raboçih” (Emekçiler Günü) denmektedir. Ancak sadece Türkçede emekçi ve işçi gibi artı-değer bazında sözcüksel bir ayrım yapılmaktadır.
Dünyanın hiçbir yerinde artı-değer üreten emekçilerle artı-değer üretmeyen işçiler arasında sınıf mücadelesi bağlamında bir ayrımcılık yapılmazken EMEP’in 1 Mayıs tavrında bu ayrımcılığın merkezi bir konum kazandığını görüyoruz. 1 Mayıs komünistlerin vs. bayramı değil, işçinin bayramıdır, derken “emek”, “emekçi” ve “işçi” kavramlarının birbirine karıştırıldığı ve bu kavram karmaşası içinde net bir tavır konulamadığını fark etmek çok da zor değil. Üretim ve dönüşüm süreci, üretici ve tüketici, artı-değer üretimi ve artı-değer dönüşümü olguları birbirine bağlı diyalektik parçalar olarak tasvir edilmiştir Marx tarafından. İdeal bir sınıf mücadelesi bu üretim-dönüşüm bütünlüğü içinde yürütülmezse, durum, sınıfsal bir bölünmeye ve devrimci hareketin zayıflamasına neden olacaktır. Dolayısıyla EMEP’in burada kendi çelişkisini aşabilmesi için 1 Mayıs’ın sadece işçinin bayramı olduğunu iddia etmesi yerine, emekçinin, emekçi hareketinden yana olan herkesin bayramı olmasını söylemesi gerekmektedir.
4) “1 Ma yıs ko mü nist le rin, ileri ci le rin de mok rat la rın bay ra mı de ğil dir.” ifadesi bize komünistlerin sınıf mücadelesindeki işlevini hatırla(t)mamız gerektiğini işaret ediyor. Elbette bu konuda Marx ve Engels esas referans kaynağı alınmalıdır. İşte komünistlerin sınıf mücadelesindeki işlevi üzerine birkaç alıntı:
“Burjuva sınıfının bilimsel savunucuları olan iktisatçılarda olduğu gibi proletarya sınıfının teorisyenleri sosyalistler ve komünistlerdir. Proletarya kendisini bir sınıf olarak oluşturacak bilinç seviyesine erişemediği ve burjuvaya karşı proletaryanın savaşının politik bir karakter almadığı sürece [bu böyle kalacaktır].”2
“Komünistler teorik olarak proleter kitle karşısında belli koşullar altında proleter hareketin genel sonuçları doğrultusunda bir perspektif kazanırlar. Komünistlerin teorik cümleleri hiçbir zaman için bir takım kahramanlar tarafından icat edilen veya keşfedilen fikirlerden, prensiplerden ibaret olmamıştır. Bu cümleler sadece gözlerimiz önünde tarihsel bir hareket olarak vücutlaşan bir sınıf savaşımının gerçek ilişkilerinin genel ifadeleridir.”3
“[Komünistler] emekçi sınıfının varolan çıkarları ve hedeflerine ulaşmak için aracısız olarak mücadele vermektedirler. Ancak, bu güncel harekette, hareketin geleceğini de temsil etmektedirler. Tek bir kelimeyle, komünistler varolan tüm toplumsal ve politik olguya karşı her türlü devrimci hareketi desteklemektedir.”4
Komünistlerin sınıf mücadelesindeki konumu, işçilerin ve işçi olmayan tüm diğer emekçilerin sosyalist hareket içinde aldıkları rol Marx tarafından yukarıda verilen pasajlarda yeterince açık bir şekilde dile getiriliyor. Sınıf hareketinin bir parçası olan 1 Mayıs gösterilerinin kutlanma biçimi de bu Marksist sınıf anlayışıyla paralel olmak zorundadır.
5) EMEP’in beşinci ve sonuncu çelişkisi, içine düştüğü çelişkilerin hepsi bir yana, dogmatik bir siyasî-felsefî tavır ortaya koymasıdır. Dogmatizme düşmesinin nedeni 1 Mayıs ve bununla birlikte sosyalist hareketin tutarsız bir şekilde kimlikleştirilmesi ve bundan ötürü Marksist sınıf anlayışından uzaklaşılmasından kaynaklanıyor. Dogmatizm emekçi hareketine zarar vermekle kalmaz, onu geriletir de. Sınıf kavramının belli bir grup veya örgüt tarafından sabit ve tekil olarak belirlenmesi, partinin kendi kendisini tek ve önder sınıf partisi olarak göstermesi, ve bu kendinden emin tavra rağmen birçok çelişkiyi içinde barındırmak, EMEP’in kendi içine düştüğü hatalar zincirinden çıkmasını da zorlaştıracaktır. EMEP, sınıf partisi olmak iddiasında kendi parti felsefesine çelişen pratiği ve bununla birlikte kendi tavrını sabit ve mutlak bir haklılık içinde yansıtmak isteyişi, partinin siyasi mücadelede kendi kendisini düğümlemesine neden olmaktadır.
27 Mayıs 2009
Dipnot Açıklamaları:
1. “1 Mayıs 2009 Değerlendirmesi ve Emek Partisi 1 Mayıs’ta Neden Kadıköy’deydi?”
2. Karl Marx, Elend der Philosophie, MEW 4, 143.
3. Karl Marx, Kommunistisches Manifest, MEW 4, 474f.
4. Karl Marx, Kommunistisches Manifest, MEW 4, 492.
