Sınıflar Mücadelesi Nereye Evriliyor?

Sırrı Öztürk

Sağlı “sol”lu burjuva partileri binbir çeşit araçlarıyla, dil, kavram, terim ve literatürleriyle sosyal olay ve olguları ne kadar saptırırlarsa saptırılsınlar, sistem krizle yatıp krizle kalkıyor. TC’de bir “iç savaş” yaşanıyor. Siyasal-ekonomik krizin daha da boyutlanacağının işaretleri alınıyor. Kapitalist anarşi yönetemez durumda. Kitleler de hoşnutsuz. “Laik-Şeriat” üzerine kurulmak istenen sahte gündem giderek bozuluyor.

Sosyal olay ve olgular sınıflar mücadelesinin giderek keskinleştiğini gösteriyor.

İç savaş şartlarındaki toplumlar ya faşist bir yönetime ya da siyasal-sosyal devrimlere gebedir.

TC’deki durumu nereye koyacağız?

TC kurulduğu günden bu yana faşist-faşizan yönetimlerle işçi sınıfı ve emekçilerin haklı taleplerini bastırmayı denedi.

Sınıflar mücadelesinde haklı talepleriyle öne çıkanların eylem ve direnişleri ebediyen baskı ve terör altında tutulamaz.

Sistemin “rahatlıkla” uygulayageldiği baskı ve teröre karşı zaman zaman büyük bedeller ödeyerek direnişler gerçekleştirilmiştir.

Günümüzde de doğrudan demokrasi, grev, direniş, yürüyüş, basın açıklaması gibi devrimci haklarını kullananlar çoğalmaktadır.

Sistemin ideolojik, sınıfsal karakteri günümüzde çeşitli “sol” akım temsilcileri tarafından ve de farklı gerekçelerle sorgulanmaktadır.

İdeolojik ve sınıfsal aidiyetlerine göre yapılan sorgulamaların çözüm önerileri de farklıdır.

Emperyalist-kapitalizmi bilimsel tanımlarıyla tutarlı biçimde tahlil eden, doğrudan karşıya alanlar ve çözüm yöntemi önerenler yalnızca Devrimciler ve Komünistlerdir.

Devrimciler, Komünistler ideolojik, teorik konumlarını bir üst basamağa çıkarıp politikalarını gerçekleştiremediği de bir gerçekliktir.

Özlenen bu politika birleşik, güçlü, güvenilir ve donanımlı Kurum ve Araç’ların işbaşı yapmasıyla ancak aşılabilecektir.

Sol “Cenahımız” bugünkü konumuyla ne ayrışabilmiş ne de iktidar perspektifli ortak bir program ve projede buluşup bütünleşebilmiştir.

Uluslarötesi tekelci sermayenin yer yer yerli bir ortağı, işbirlikçisi ve taşeronu olan günümüzdeki sistem AKP iktidarı ile hegemonyasını sürdürmek istemektedir. Emperyalist-kapitalizmin bölgemizdeki çıkarlarını koruyan veya kollamakla görevli olan AKP iktidarını ancak sınıflar mücadelesinde rol üstlenen özneler tökezletebilecektir.

Diğer sosyal muhalefet dinamiklerini saymazsak, uygulanan siyasal-ekonomiye karşı belli başlı üç siyasî “sol” akımın sosyal pratiğe yansıdığını görüyoruz. Bunlar: 1.) Liberal “sol”, 2.) Ulusalcı “sol”, 3.) Devrimci ve Marksist Sol akımlardır.

Birinci olarak anılan Liberal “sol” akım temsilcilerinin belirgin bir örgütlülüğü yoktur. Sistemin kendilerine açtığı çeşitli kanallarda icra-i zanaat etmektedirler. Günümüzde kuyruklu yıldızı keşfeden liberal “sol” akım temsilcilerine “dönek”, “dönme” gibi çeşitli sıfatlar kullanılmış olsa da böyleleri tutarlı bir İSP ya da KP geleneğinden gelmedikleri için bu sıfatları dahi hak etmemektedirler.

Zamanında devrimci, demokrat, sosyalist, komünist geçinen, fakat aslında burjuva ve küçükburjuva “sol” akımlardan farklı olmayan günümüzün liberal “sol” temsilcileri burjuvazinin kendilerine açtığı basın-yayın kuruluşları (Taraf, Zaman, Yenişafak, Bugün, Star, Radikal, Sabah vb.) aracılığıyla varlıklarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Başını üniversite okumuş yarım-aydınların çektiği bu akımın temsilcileri ideolojik, teorik, politik ve örgütsel konumu çok tartışmalı “devrimci” ve “sosyalist” hareketten ayrışıp gelenlerden oluşmaktadır.

İşçi sınıfını politika dışı tutan ve politikasızlaştıran burjuva ideolojisi ile revizyonizme angajedirler. Angajmanlarının şimdilerde değil, taa gençliklerinde yapıldığı anlaşılmaktadır.

Böyleleri, kapitalist üretim, mülkiyet ve paylaşım ilişkilerine asla dokunmadan, “sosyalist” geçinip soyut ve sınıfsız bir “demokrasi” mücadelesini öne çıkarmaktadır. ABD ve AB emperyalizminin bölgemizdeki projelerine kölece angaje burjuva iktidarlarına, özellikle de AKP’ye tutunarak “demokrasi”nin geleceğine inanmaktadırlar!

Çok “üstün” yetenekleriyle AKP’nin ideologluğunu da üstlenmişlerdir. Çünkü, AKP’nin muarızlarına karşı cansiperane savaşacak bu türden “yüksek” yetenekli(!) ideologları bulunmamaktadır.

AKP iktidarı sınıflar mücadelesinde varlığını koruyabilmek için batılı ve tarihsel deneyimli akıl hocalarının önerilerini ise bir türlü hayata geçiremediğini görüyoruz. AKP iktidarı bir türlü koalisyondur. Müslüman geçinenler arasında da derin çelişki ve çatışkılar vardır.

AKP gerici reform dahi yapamıyor. Yapamayacaktır. AKP’ye gerici reform yaptırmaya özenenleri hayat ve mücadele gecikmeden hüsrana uğratacaktır. Hatta uğratmıştır.

AKP liberal “sol”cuların özlem duyduğu “burjuva demokrasisi”nden bile şiddetle korkmaktadır.

AKP aslında işçi sınıfından korkuyor. Devrimci ve Marksist Sol Kadroların Komünistlerin Birliği’ni gerçekleştirip sosyal muhalefet dinamiklerine kurmaylık yapmasından korkuyor. Açılım-maçılım uvertürleriyle idare-i maslahatçılık yapıyor. AKP; Menderes, Demirel, Özal’ın izlediği politikaların günümüzdeki uzantısı bir partidir.

ABD ile AB emperyalizminin bölgedeki çıkarları uzantısında politika yapan AKP, TC’nin küçük emperyalist niyetlerle bölgedeki konumunu güçlendirmek istemektedir. Hegemonların ise küçük emperyalist niyetlere nasıl baktığı Saddam yönetimindeki Irak örneğinde açıkça görülmüştür.

AKP iktidarı; komşularıyla yapageldiği siyasî, iktisadî, askerî vb. ilişki ve anlaşmalarıyla bölgede mutlaka “hesaba katılması” gereken bir güç olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadır.

AKP iktidarı; işçi sınıfı ve emekçi halklarımızın taleplerine ve kütlesel çıkışlarına şiddetle karşı çıkmasının sebepleri vardır.

“Tutarlı-amaçlı-somut bir demokrasi mücadelesini” yine “Tutarlı-amaçlı-somut bir iktidar mücadelesi” ile koordine etmekle görevli Devrimci ve Marksist Sol Kadrolara göz açtırmıyor. Böylece asıl korkusunu gizlemiyor. Başbakanın sınıf kini, öfkeli üslubu ve tehditleri bunu işaretliyor. AKP bu tavrıyla “sol cenahımızdan” daha tutarlı bir sınıf ve tarih bilincine sahip olduğunu gösteriyor.

AKP iktidarı; belli ölçülerde liberal “sol” akım temsilcilerine boşuna sarılmıyor. Onları boşuna “istihdam” etmiyor.

Liberal “sol”lar, sivil toplumcular, her boydan ve soydan reformistler, postmodern “sol”lar, yeni-solcular, özgürlükçü “sol”lar yer yer AKP’nin yörüngesinde ya da ona karşıymış pozisyonlarıyla sahne alıyorlar! Sözüm ona “muhalif hasan” kimlikleriyle politika yaptıklarını sanıyorlar!

İkinci olarak anılan Ulusalcı “sol” akımların çeşitli, gizli ve açık siyasî örgütleri, dernekleri ve basın-yayın organları bulunmaktadır. Ulusalcı “sol” akımların da Liberal “sol” akımlar gibi Bilimsel Sosyalizm-Komünizm ile hiçbir ideolojik, teorik bir ilişkisi söz konusu değildir.

Ulusal “sol” akımlar, tarihsel örneklerinde görüldüğü gibi; ırkçı, şoven, nasyonal sosyalist (faşist) siyasî çizgileriyle kapitalist anarşinin (diktatörlüğün) devamına hizmet etmektedir. Sol demagojileriyle yeterli bilince sahip olmayan kitleleri yanıltma “becerisine” sahiptirler.

Ulusal “sol” çizgileriyle anılan örgütler Kemalizm ile sosyalizmi bulamaç misali birbirine karıştırmaktadır. Burjuva resmî tarih anlayışı ile resmî ideolojide karar kılmışlardır. Atatürk ile Lenin’i aynı kefeye koyarak politika yaptığını sanan ulusal “sol”cu örgütler, liberal “sol” akımlar ve benzerleri (sağ ve sol teslimiyetçi tüm akımlar, anarşizm, goşizm) gibi Marksizmin ideolojik ve politik en tehlikeli karşıtlarıdır.

Ulusal “sol” çizgileriyle anılan örgütler; sağlı “sol”lu burjuva partilerinin tamamı ile ırkçı, şoven “ulus-devlet” konusunda aynı yerdedirler.

AKP iktidarı; bilcümle ulusal “sol”cu akımları, sözde hukukî, cezaî, iktisadî vb. yöntem ve yaptırımlarla “terbiye” edeceğini ummaktadır.

Sınıflı toplumlarda çeşitli niyet ve amaçlarla yer yer alenen korunan, zaman zaman ve kısa sürelerde “emniyete” alınıp “terbiye” edilmek istenen bilcümle Marksizm dışı akımların verdiği zarar ancak siyasal-sosyal devrimle giderilecektir.

Üçüncü olarak anılan Devrimci ve Marksist Sol akımlar -kadrolar- henüz politikada “hesaba katılmayı” hak eden bir konumda değildir. Devrimcilerin, Komünistlerin sosyal pratikteki proje ve programları yeniden sınanmaktadır.

Proje ve programlarının hayat ve mücadelede aşınmış ve de aşılmış olduğunu görenler kadar, henüz bu gerçekliğin farkında olmayanların varlığı da ayrı bir gerçekliktir. Bu durumun bilimsel nedenlerini ideolojik süzgeçlerinden geçirmiş / geçirebilmiş olan kadroların büyük bir arayış ve yöneliş içine girdiği de görülmektedir.

TEKEL işçilerinin direnişi bu arayış ve yönelişleri etkileyip biçimlendiren bir niteliğe sahiptir.

Devrimci ve Marksist çizgileriyle varlıklarını sürdüren kadroların birer arayış ve yöneliş içindeki konumu bir yanıyla sevindirici bir gelişmedir. Bu sevindirici olguyu yaratıcı diyalog ve ilişkilerimizle köreltmemek gerekiyor. Anılan gelişmeleri sosyal pratikte ve sınıflar mücadelesindeki tavırlar belirleyecektir.

Devrimci arayış ve yönelişleriyle nihai amacı-hedefi bir olan bizim insanlarımızı anlamaya çalışmak, diyaloga girmek, istişarî toplantılar yapmak, ‘Devrimci Oturum’ disiplin ve gelenekleri hazırlamak, tartışmak ve sonuçlarına katlanmak, tüm süreçlerde sosyalist demokrasiyi uygulamak, bilinen ilke, kural ve yöntemlerle devrimci normları işletmek ve an’ın gerektirdiği düşünce-davranış birliğini üretmek hayatın ve mücadelenin getirdiği bir durumdur. Bu sürecin gereklerini yerine getirmeyen  kadroların devrimciliği tartışma konusudur.

İşçi sınıfının sendikal ve siyasal birliğini savunup bunun kavgasını veren Marksist Sol Kadroların yaşamış olduğu “Öndersizlik Krizi” henüz aşılamamıştır. Komünistlerin Birliği temelinde çözüme kavuşturulacağını düşündüğümüz ideolojik, politik, örgütsel birliğin gerçekleşmesi halinde sağlı “sol”lu burjuva partilerinin sömürücü-sömürgeci iktidarları anladığı dilde karşıya alınabilecektir. Aynı zamanda liberal ve ulusalcı “sol” akımların işçi sınıfı ve emekçi halklarımızın sosyal / evrensel kurtuluşu mücadelesine verdiği zararları ve yanılsamacı çizgileri de büyük oranda izole edilebilecektir.

SORUN Polemik
E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru
Site tasarım ve kodlaması Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.
Internet Explorer 5 ve 6 sürümleri ile siteyi doğru görüntüleyemezsiniz.
Sitede gördüğünüz teknik aksaklık ve arızaları bize bildiriniz.