Sol “cenahımız”; meşreplerince devrim için dövüşen, Devrimci-Dönüştürücü-Marksist kimlik ve kişiliklere, ideolojik, politik ve etik üstün yeteneklere sahip bizim insanlarımızı proletaryanın koruyuculuğuna çekemediğimiz için son derece kusurlu hatta suçludur.
* Bizim en utanılacak, en affedilemez yanımız “politik açığa vurma” görevlerimizi yeterince yerine getiremeyişimizdir.
* Tutulacak “Ana Halka”yı bir türlü göremeyişimizdir.
* Ulusallık-Sınıfsallık sosyal muhalefet dinamiklerini uyumlandıramayışımızdır.
* Yüzde yüz bağımsız ve yüzde yüz işçi sınıfı ve emekçi halklarımızın soysal / evrensel kurtuluş mücadelesini kavrayamayışımızdır.
* “Örgütler Anarşisi” hastalığımıza son veremeyişimizdir.
* Yeri bir daha doldurulamayacak olan kadrolarımızı koruyamayışımızdır.
* Tutarlı-somut-amaçlı bir iktidar projesiyle kapitalizmi aşmaya aday kendi sentezimizi üretemeyişimizdir.
* Devrimci hareketimizi kurumsal merkezî disiplinli bir otoriteye getiremeyişimizdir.
* İşçi sınıfının sendikal ve siyasal birliğini, “Komünistlerin Birliği” davasını gerçekleştiremeyişimizdir.
* “Marksizmin yorumu ve pratikte yeniden üretimi” sorunsalını yeterince kavrayamayışımızdır.
* Devrimci tarih ve geleneklerimizi harmanlayarak İşçi Sınıfı Partisi’nin oluşturulması davasına taşıyamayışımızdır.
* Kolektif aklı, kolektif bilinci ve kolektif eylemi örgütleyemeyişimizdir…
Deniz, Yusuf, Hüseyin, Sinan, Mahir, Cevahir, Ulaş, İbrahim, Veli, Erdal, Seyyit, Necdet, Hıdır, İlyas, İlker, Eriş, Haki, Kemal, Mazlum, Mahsum, Fikri ve adları bu sayfalara sığdırılamayan bizim insanlarımızın -tüm devrimcilerin- (Bu arada Yn. Krl. Üyemiz Orhan Kaplan’ımızın) katledilişlerinin yıl dönümlerinde onlara yoldaşça ebedî saygı, burjuvaziye de binlerce lanet!...
