SORUN Polemik Dergi’mizin 40. Sayısı Üzerine

SORUN Polemik

Yüzde yüz bağımsız ve yüzde yüz işçi sınıfı ve emekçi halklarımızın sosyal / sınıfsal / enternasyonal kurtuluşundan yana olan SORUN Polemik Dergi’miz elimizdeki 40. Sayısıyla süreklilik içerisinde, iddiasının arkasında durarak önemli bir noktaya gelmiştir.

Bundan sonraki konumumuzu sınıflar mücadelesi ve bu sürece yapacağımız anlamlı katkılar belirleyecektir.

“Anlamlı katkı” Devrimci ve Marksist Sol Kadroların sosyal pratikteki etkinlikleriyle birleşik, güçlü, güvenilir ve donanımlı bir PARTİ’nin kongre yöntemiyle üretilmesiyle gerçekleşebilecektir.

Komünistlerin anlamlı ve ileri bir adım atma şartına bağlı olarak sosyal muhalefet dinamikleri ve onların talepleri ancak iki basamak sıçrama gösterecektir.

Bu uzun yürüyüşte neleri yaptık ve neleri niçin yapamadık ya da yapabilir miydik gibi soruları ilk önce kendimize yönelttik.

“Somut şartların somut tahlili” yöntemiyle yaptığımız iç değerlendirmeyi dost okurlarla da paylaşmayı uygun buluyoruz.

1) Birinci sayımızda çerçevesini çizdiğimiz ilkelerimizin arkasında inat, ısrar, özveri, süreklilik, iş ve emek sevgisi, çalışkanlık gibi Proleter Devrimci niteliklerimizi her şeye rağmen geliştirip güçlendirmeye; kolektif çabalarla sağlı “sol”lu burjuva ideolojisine, reformizme ve revizyonizme karşı anlamlı bir mevzi olmaya; sistemin hukukî, cezaî, icraî, idarî, mali, keyfî, fiilî gibi çok yönlü baskısına ve terörüne karşı sürekliliğimizi korumaya; dil, terim ve kavram kargaşasına karşı Bilimsel Sosyalizm / Komünizm literatürünü savunmaya; idealist-metafizik düşünce-davranış çizgilerine karşı diyalektik, tarihsel, felsefî materyalizm hattını tutmaya; eklektik, pragmatik, bilinemezci, aşırma tez ve alıntı mantığı ile yapılmak istenen politikalara karşı durmaya; bilim-politika-sanat-estetik bütünlüğünü korumaya; kutsal kitaplardaki gibi söze “dedi ki” diye başlayanlara “Sen ne diyorsun” ya da “Biz ne diyoruz” denilmesini gündemleştirmeye; Marksizm-Leninizm’in temel ilkelerini sulandırmaya meyilli tüm sapkın akımlarla anladığı dilde mücadele etmeye; “Marksizm’in yorumu ve pratikte yeniden üretimi” yöntemini tüm süreçlerde gündemde tutmaya özen gösterdik.

2) Sınıflı toplumlarda çok zor olan kolektif üretim, dağıtım ve paylaşım ilişkilerinin kökleşmesi yolunda basit, sıradan ve gösterişsiz temrinler yaptık. Yaşamın tüm süreçlerinde geleneğimizdeki komünal değerlerimizi koruduk.

3) Burjuva ve küçükburjuva “sol” akımların bireyci, benmerkezci kibir ve gurur dağıtan, böbürlenen tavırlarına karşı proleter devrimci sınıfsal tevazuumuzu tüm süreçlerde koruduk. Devrimci düşünce-davranış çizgilerini koruyan birey, grup, çevre ve örgütlere asla zarar vermedik. Etkinliklerini sahiplendik, dayanışmamızı eksik etmedik.

4) İşçi sınıfının sendikal ve siyasal birliği mücadelesinde sağ ve “sol” teslimiyetçi tüm bilim ve akıl dışı akımlara anladığı dilde cevap verdik.

5) Komünistlerin Birliği sorunsalını sulandırmaya aday akımların teşhis, mümkünse tedavi, değilse teşhir ve tecridi ilkeselliğinden asla geri adım atmadık.

6) Hayat ve mücadelenin asla doğrulamadığı programsız partileri, partisiz programları “politik açığa vurma” yöntemleriyle yeterince açığa vuramadık. “Sinsi kuşatma”, yok sayma, otosansür uygulama, “suskunluk kumkuması” gibi burjuva ahlakını genelleştirenlerle de yeterince hesaplaşarak verdikleri zararları aza indiremedik.

7) İşçi sınıfının malı olan Kolektifimiz’de üretilen kitap, dergi, gazete, broşür ve benzeri araçlarımızı asla amaçlandırmadık.

8) Anılan araçlarımızda nihai amacı-hedefi (sınıfsız-sömürüsüz-sınırsız-eşit-özgür bir dünya idealine bağlı olan) bir ve aynı olan mücadele arkadaşlarımızla çerçevesi çizilmiş ilkeli birliktelikler aradık. Dışımızdaki yol arkadaşlarımızın yazılarına ve eserlerine de araçlarımızda yer vermeyi doğru bulduk. Devrimci ve Marksist Kadroların yeni nitelikler kazanabilmesine böylelikle örnek olmayı düşündük.

9) Tecimsel ilişkiler ağını öne çıkarmadık. Bu türden ilişkileri kolektifliğin önüne koymadık. Bunu anlayan da, anlamayan da çıktı. Bu devrimci tavrımızı sömürmeye, yararlanmaya ve Kolektifimize zarar vermeye kalkanlarla hiçbir kurumsal, iş ve ilişkiye girişmedik.

10) Kolektif aklı, bilinci ve eylemi örgütleme çabalarımızı sürekli biçimde gündemde tuttuk. Bu yolda anılan-anılmayan etkinliklerde bulunduk. Tüm süreçlerde kolektifliğin yaygınlaşması için ilkin Kolektifimiz taşın altına elini koydu. Bu türden Proleter Devrimci duruşu, ilkeselliği ve özverileri anlayanların da, sömürmeye yeltenenlerin de çıkmış olması doğaldı. Üretim faaliyetinde bu türden ilişkiler karşısında proleter devrimci bir “bağışıklık aşısı” kazanabilmemiz geç oldu, fakat güç olmadı.

11) Kolektifimiz’i asla bir örgüt ya da parti yerine koymadık. İşliklerimizde rol ve sorumluluk alan herkes  birbirini iş içinde sınayıp denemiştir. Ahmak dostlar yerine akıllı düşmanlarımızın özlemini tüm süreçlerde hissettik. Uygun bir “Yayın Kurulu Disiplini” ile üretimde bulunmamızın nedenlerini ve de asla şekilsiz olmadığımızı dost-düşman herkes anlamakta gecikmedi. Bilimsel Sosyalizm / Komünizm geleneğinden haberli olanlar; içeride ve dışarıda mutlaka hesaba katılması şart olan Devrimci ve Marksist bir Kurum olduğumuzu, işçi sınıfının bağımsız tavrı temeline dayalı gerekli bir mevziyi koruduğumuzu kavramakta gecikmedi. Birer arayış ve yöneliş içinde olan dışımızdaki kadrolara program dayatmasında bulunmadık. Çünkü program tartışmalarının ne demek olduğunun, “Devrimci Oturum” disiplinleriyle yapılacağının ve de sonuçlarına katlanılacağının bilincindeyiz. Tüm süreçlerde Kadrolar arası demokratik tartışma, ikna, azınlık haklarını koruma ilkeselliğini ideolojik süzgeçlerinden geçirmiş olanlarla ilkeli diyalogları geliştirme çabası içinde olduk. Doğallıkla ideolojik-teorik-politik duruşumuzu anlayan da, anlamayan da çıktı. Bu türden kuşatmalara da hazırlıklıydık.

12) Kolektifimiz’in kurullarından çeşitli nedenlerle ayrılarak “dar grup kültü” ya da “dar grup tapınımı”na girenler olmadı. Sorun Yayınları Kolektifi bileşiminden devrimci hizayı bozmaya aday hiçbir “yuvar” çıkmadı. Sınırlı imkân ve yeteneklerimizle önümüze iş olarak koyduğumuz gündemi sektirmeden uyguladık. Kolektif üretime yatkın olanlar “Sel gider kum kalır” misali geliştirilmeye, daha da güçlü kılmaya aday tahlillerimizi ve tezlerimizi kavramakta gecikmedi. Eleştirel katkıya açık ve muhtaç olan tezlerimiz sürekli Sol “Cenahımızın” gündemini işgal etti.

13) Parti ve Partileşme Sorunu; Temel İlke ve Amaçlarda anlaşarak Tarihî TKP’nin kongre yöntemiyle oluşturulmasının uzantısında II. Tüm Türkiye Komünistleri Kongresi’nin hazırlanması; işçi sınıfının sendikal ve siyasal birliği; Komünistlerin Birliği ya da Komünist Birlik’in ancak işçi sınıfı hareketiyle sosyalist hareketin buluşup bütünleşmesiyle oluşturulması; “Tutarlı-somut-amaçlı bir demokrasi mücadelesi” ile “Tutarlı-somut-amaçlı bir iktidar -siyasal-sosyal devrim- mücadelesinin” koordine edilmesi; sosyal muhalefet dinamiklerine (işçi sınıfı hareketi, sosyalist hareket, emekçi kadın hareketi, ilerici-devrimci gençlik hareketi, Kızılbaş-Alevi hareketi, Kürt ulusal özgürlük hareketi, Yoksul (Türk-Kürt) köylülük, Fukara Müslümanlar vb.) politika üretecek ve de kurmaylık yapabilecek bir hareketin oluşturulması ve daha onlarca sıralanacak konu ve sorunlarımızın gündemleşmesinde tüm devrimcileri, Komünistleri düşündürmeyi başardık.

14) “Düşündürmeyi başardık” ama devrimci ve komünist geçinenler üzerinde bir basınç uygulayamadık. Basınç uygulayabilir miydik? Uygulayamazdık. Ancak kolektif çabalarla bu türden kapsamlı bir görevin yerine getirileceğinden kuşkumuz yoktur. O nedenle ideolojik-teorik-politik yığınağı bu alana yapmayı uygun bulduk.

15) Devrimci ve Marksist bakış açısıyla geliştirilen özgün tahlillerimizi ve tezlerimizi gerek dışımızdaki kadrolarla, gerekse kitlelerle ve yüzleşmeye açık çeşitli panel ve söyleşiler, forumlar, sempozyumlar, konferanslar, kurultaylar yoluyla tartışmaya açtık. Böylece kitlelerin nabzını tutmaya çalışıp öğretirken onlardan da öğrenmeyi ihmal etmedik.

16) Farklı sosyoekonomik formasyonlardaki siyasal-sosyal devrim deneyimlerini kölece taklit ve uyarlama, eklektik ve pragmatik yöntemlerle aşırma tezlerden alıntı yapma ile zaman yitirmedik. Özgün sentezimizin üretilmesi yolunda oldukça değerli malzeme ve deneyim birikimi sunduk. Hayat ve mücadelenin hepimize öğrettiğini sandığımız ideolojik-teorik-politik ve örgütsel görüş ve duruşlarımızı dışımızdaki Kadroların eleştirel katkısına sunduk.

17) Sağlı “sol”lu burjuva partileri karşısında hesaba katılması gereken bir program üretemeyen Sol “Cenahımız”ın ayrışması, Komünistlerin buluşup bütünleşmesi için elimizde olanı değil, gerekeni yapmanın çabası içinde olduk. Bu yolda kimi Kadrolar üzerinde bir basınç gerçekleştiremeyişimizin nedenleri vardır. Kolektif adımlarla, tutarlı işçi-kitle, köylü-kitle, gençlik-kitle vb. çalışmalarıyla sosyalizmin asıl sahibi proletaryayı tüm kurum ve kurullarda işbaşı yaptırmak üzere çalışmak gerektiğinin ve de bu yolda daha kat edeceğimiz pek çok işimizin olduğunun bilincindeyiz.

18) Bir yandan sağ ve “sol” teslimiyetçi oportünist akımlar, diğer yandan liberal ve “ulusalcı sol” (nasyonal solcu ya da faşist) akımlar, çeşitli niyet ve gerekçelerle hem sistemle uzlaşarak, hem de yardımcı olarak İşçi Sınıfı Partisi ya da Komünist Partisi’nin oluşturulması davasına darbe vurma yarışındadır. Devrimciler, Komünistler tutarlı bir tarih ve sınıf bilincini kuşanarak henüz “Öndersizlik Krizi” sorunsalını aşamamıştır. “Örgütler Anarşisi” konumundan kurtulamayan Sol “Cenahımız”ın anlamlı ve ileri bir adım atamayışının çok yönlü nedenleri vardır. Parlamentarizme, ekonomizme endeksli politikalarıyla reformist, sosyalreformist, şoven, sosyalşoven “sol” akımlar, revizyonist, yeni-sol, özgürlükçü sol, liberal, postmodern “sol” akımların verdiği zararları aza indirecek, bu akımlarla hesaplaşabilecek İSP ya da KP’nin sosyal pratikte henüz üretilemeyişi yaşadığımız coğrafyadaki tüm devrimcilerin, Komünistlerin “vukuat” hanesine yazılmıştır.

19) Yerel (mahalli), ulusal, sosyal / sınıfsal ve enternasyonal birliğin sağlanamaması, yaşadığımız topraklardan evrensele devrimci bir halkanın daha eklenemeyişinin acısı çekilmektedir.

20) İdeolojik-teorik-akademik çalışmalara büyük bir ihtiyaç duyulduğu, bu türden çalışmaların işçi sınıfı ve emekçi halkaların en ileri ve militan gücüyle buluşturulamayışı Devrimci Hareketimizin en büyük eksikliklerinden biridir.

21) Gençliğin ilerici-devrimci dinamizminin sınıfın koruyuculuğuna çekilemeyişi, “Gençliğin Yolu İşçi Sınıfının Yoludur” ilkelerimizin hayata geçirilemeyişi de hareketimizin en büyük eksiğidir.

22) Bir yandan uvriyerizm (işçi dalkavukluğu) ve popülizm (halk dalkavukluğu), diğer yandan Batı’dan devşirme burjuva feminist akımların erkek düşmanlığına endeksli politikalarıyla hegemonya kurmak isteyişi (kadın dalkavukluğu) ve Kürt ulusal hareketine ilkesiz-faydacı yöntemlerle tutunma (Kürt dalkavukluğu) gibi bilim ve akıldışı yönelişler Marksizm’in teori pratiğine büyük darbeler vurmuş, çeşitli kafa karışıklıklarına neden olmuştur.

23) Kolektifimiz’in elindeki araçlarla ve de anılan-anılmayan etkinliklerimizle Marksist-Leninist Öğretiye ters bu türden akımları karşıya aldığı bilinmektedir.

24) K. Marx-F. Engels-V. İ. Lenin sürecini öğrenip bilince çıkarırken, bu süreci sulandırmaya çalışanları, “Marksizm Tartışmaları” adı altında Marksizm’in devrimci ruhuna, özüne  darbe vurmaya özenenleri; telif eserlerimizle, çeşitli panel-söyleşi, forum, sempozyum ve benzeri etkinliklerimizle her zaman karşıya aldık. Sağlı “sol”lu tüm provokatif saldırıları, maddî ve manevî kayıpları göğüsledik. Büyük bedeller ödedik. Burjuva ideologları, devlet memuru “akademik” Marksistleri, Marksologları,Troçkist ve Anarşistleri, Frankfurt Okulu çömezlerini anladıkları dilde karşıya alıp onlarla hesaplaşmakdan asla geri durmadık, verdikleri zararı aza indirme çabası içinde olduk.

*   *   *

“Günümüz geçmişin ışığında başka bir gündür.” “Somut şartların somut tahlili” yöntemiyle An’ın önümüze çıkardığı sorunlara çözüm yöntemi üretmek Devrimcilerin, Komünistlerin en önemli görevleri arasındadır. “Marksizm’in yorumu ve pratikte yeniden üretimi” yöntemiyle bundan sonra da sorunlarımızı çözmeye çalışacağımız tabiidir. Marx-Engels düşünce-davranışlarıyla insana ve insanlığa hafızlayacakları bir “kutsal kitap” değil, tarihsel-sosyal-iktisadî-siyasî-kültürel-felsefî vb. olay, olgu ve verileri nesnel gerçekliği içinde tahlil edebilmek için çok değerli bir anahtar armağan etmiştir. Marx-Engels-Lenin sürecinden öğreneceğimiz daha çok şey vardır. Kolektifimiz Çalışanları bu sürecin iyi bir öğrencisi olmayı gündemlerinden asla düşürmemiştir. Yaşadığımız topraklarda, sosyal pratikte kolektif ve tutarlı kitle çalışmaları yaparak, kendi özgün sentezimizi üreterek Dünya devrimci pratiğine önemli bir halka katacağımızı asla unutmuyoruz.

Her şeye rağmen tarihsel-sosyal iyimserliğimizi koruyarak üretim faaliyetinden kopmamaya özen gösteriyoruz. Yılgınlık göstermeyeceğiz. Başaracağız. Çünkü haklıyız ve kazanacağız. Gelecek bizimdir.

Dergimizin 40. Sayısının üretilmesi nedeniyle hem bir özeleştiri hem de bir durum tespiti yapmak amacıyla kaleme aldığımız bu notlar nasıl bir konumda olduğumuzu açıklıkla gösteriyor. Konumumuzu ne idealize ne de dramatize ediyoruz. Nesnel gerçekliği yansıtmaya çalışıyoruz. Bu süreçten edindiğimiz birikim ve çıkardığımız çok yönlü ders ve sonuçlarla daha donanımlı bir Derginin kolektif çabalarla üretimi ve sorunlarımızı aşmanın yol ve yöntemlerini hayatın öğrencisi olarak arıyoruz. Arayışımız kolektif aklın-bilincin-eylemin örgütlenmesidir. Dolayısıyla bu akılda-bilinçte-eylemde tüm okuyucularımızın sorumluluğu olduğunu düşünüyor, daha ileri ve anlamlı bir adım için aynı işliklerde birlikte emek harcamaya çağırıyoruz.

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru
Site tasarım ve kodlaması Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.
Internet Explorer 5 ve 6 sürümleri ile siteyi doğru görüntüleyemezsiniz.
Sitede gördüğünüz teknik aksaklık ve arızaları bize bildiriniz.