8 MART 2010 Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün 100. Yıldönümü Mesajımız

Sorun Polemik

8 Mart 2010 Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün 100. Yıldönümünü büyük acı ve kayıplarımızla kutluyoruz.

Tarihsel, sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel ve pek çok açılardan Emekçi Kadınlarımızın günümüzdeki durumu özlediğimiz biçim ve içeriklerde değildir. Kapitalizmin her açıdan yabancılaştırdığı insan bu sömürünün bir parçasıdır. Bu bilinç ve kararlılıkla söylemek zorundayız: Kadının özgürleşmesinin kavgasını verenler yalnızca Komünistlerdir. Kadının kurtuluşu sosyalizmdedir.

Her 8 Mart’ta olduğu gibi günümüzde de bu soruna yaklaşımda iki farklı eğilim görüyoruz: Birincisi; Devrimci bakış, ikincisi; reformist yaklaşım. Düzenin sınırlarını aşmayan, emekçi kadınları Devrimci ve Marksist Kadrolarla buluşturmayan örgütlerin eylemleri bu 8 Mart’ta yeniden sınanıp denendi. Çeşitli örgütler pankartlarını açıp alanlarda 8 Mart’ı kutladı. Kapalı salon toplantılarında konu işlendi.

Burjuva ve küçükburjuva “sol” akımlarla, burjuvazinin açtığı kanallarda yeşerme imkânı bulan kapitalist Batı’dan devşirme “feminist akımlar” bu soruna bilimsel ve nihai çözüm açısından bakmamakta, konu ve sorunları salt “erkek düşmanlığına” indirgeyerek bilinç bulanıklığı yaratmaktadır. Emekçi Kadınların sosyal / enternasyonal kurtuluşu, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü kazanmış  kadın-erkek tüm insanlarımızın kolektif mücadelesiyle gerçekleşebilecektir.

Ayrıca Türkiye burjuvazisi de 8 Mart’a önceki yıllara oranlara kendince “Kadınlar Günü” adıyla sahiplenmiş, içini boşaltarak âdeta Anneler Günü ve Sevgililer Günü’ne indirgemiştir. Hâkim gerici sınıflar, 8 Mart’ın tarihsel-sınıfsal önemi böylelikle gizlenmeye ve kapitalist pazar ilişkilerinde kadınlara çiçek ve hediye alma günü olarak sunmaya çalışmıştır.

8 Mart’ın 100 yıllık tarihi aynı zamanda sınıflar mücadelesinin çok anlamlı bir parçasıdır. Bu sürece terini ve kanını akıtan, emekçi kadınlarımızın sosyal / enternasyonal kurtuluşu mücadelesine katkı getiren;  Clara Zetkin, Rosa Luxemburg ve Nadeja Krupskaya gibi Devrimci değerlerimizi ebedi saygılarımızla anıyoruz.

Yaşadığımız coğrafyanın yetiştirdiği kadın Gerilla, Devrimci, Sosyalist ve Komünist yoldaşlarımızı da aynı duygularla anıyor ve selamlıyoruz: 10 Eylül 1920 tarihinde Kongre yöntemiyle oluşturulan Tarihî TKP’mizin Kongresine katılan Naciye Hanım, 1920’li yıllarda İşçi Sınıfının Sendikal Birliği davasına harç koyan TKP üyesi Safiye Topçuoğlu, 1932 yılında İzmir İşçileri Sendikası Birliği üyesi ve sendikal mücadelede ilk kez mahkûm olan TKP üyesi Melek Topçuoğlu, 1944 yılında Tütün İşçilerini örgütleyen TKP üyesi Zehra Kosova, 1951 TKP Tevkifatı sanıklarından faşist canilerce katledilen Dr. Sevinç Özgüner, TKP, 1950 Barış Derneği ve II. TİP Genel Başkanı Behice Boran, Kürt ulusal özgürlük mücadelesinde kendini yakan Zekiye Alkan, keyfî-fiilî infaz yöntemleriyle katledilen THKP-C militanı Sabahat Karataş türünden tüm Devrimci ve Komünist insanlarımız meşreplerince sosyal kurtuluş mücadelesine katkı getiren isimlerden bazılarıdır. Anadolu Kızılbaş-Alevi kültü geleneğinden Ana-Kadın, Ata-Kadın ve Kızılbaş Kadınlarımızı, eşinin yanı sıra silaha sarılan Dersimli Besa Sıaye-Ana, Zarife-Ana, Bese-Analarımızı, dünyanın tüm kadın gerillalarının efsanevi anılarını sonsuz sevgi ve saygılarımızla anıyoruz. TEKEL Direnişi’ndeki öncülükleriyle, sınıflar mücadelesine ekledikleri devrimci halkalarıyla, Yerli  Komünarlarımız olan Emekçi Kadınlarımızın onurlu mücadelesini kutluyor ve selamlıyoruz.

Sınıflı toplumlarda çifte sömürü altındaki Emekçi Kadınlarımızın birliği ve örgütlülüğü bu çifte sömürüyü alt edecektir. Emekçi Kadınların kurtuluşu işçi sınıfının kurtuluşu gibi kendi eserleri olacaktır. Sosyal-Siyasal Devrimler emekçi kadınların katkısı olmadan asla gerçekleşemeyecektir.

Sınıflı toplumlarda kabaca sömürülen kadının ve kadın doğasının eğitimi nasıl sağlanacaktır? Bu soruyu ancak, bağımsız sınıf tavrını kuşanmış, merkezi kurumsal disiplinli PARTİ’nin öncülüğündeki bilimle, bilimsel bilgiyle donanmış insanlarımız cevaplayabilecektir.

Günümüz koşullarında kadın; kendi doğasını doğaya uyumlu düşünce-davranışlarıyla her açıdan özgürleştirecek çabalara yönelmek durumundadır. Emekçi kadınlar örgütlü ve organik ilişkili erkek yoldaşlarıyla birlikte uzun erimli bir kurtuluş yolunda oluşan tüm imkânları yaratmalıdır.

Yaşadığımız coğrafyada en başta cezaevlerinde, kırda ve kentte Devrimci Kadınlarımızın gerçekleştirdiği etkinlikleri, kadınların özgürleşmesi ve kurtuluşu mücadelesine kolektif yeni bir halka katması dileğiyle selamlıyoruz.                                                                                                                                   

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru
Site tasarım ve kodlaması Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.
Internet Explorer 5 ve 6 sürümleri ile siteyi doğru görüntüleyemezsiniz.
Sitede gördüğünüz teknik aksaklık ve arızaları bize bildiriniz.