1 Mayıs 2010 ve “Laz” Dernekleri

Ali İhsan Aksamaz

1 Mayıs 2010’un, en azından İstanbul ve Ankara’da yaşayan Laz aydınları açısından farklı geçeceğini, yeni bir başlangıç olacağını ve bunun gelecek yıllar için Türkiye’nin hemen her yerindeki Laz Aydınlarının gözünde de önemli bir örnek oluşturacağını ümit etmiştim.

Skidas Arti Pukrik’a: Yaşasın Bir Mayıs

Tabelalarında “Laz” adı geçen, biri İstanbul’da diğeri Ankara’da kurulu iki ayrı derneğin yöneticilerinin, en az bir ay önceden 1 Mayıs’ı İstanbul veya Ankara’da beraber kutlama çalışmalarını planlamak üzere bir araya gelmeleri gerekirdi. İlk olarak bir koro oluşturulmalıydı. Repertuarında ise, öncelikle Lazca 1 Mayıs Marşı ve diğer devrimci marşlar yer almalıydı. 1 Mayıs kutlamaları sırasında taşımak üzere güncel sosyal-sınıfsal konulara ilişkin Lazca pankartlar da hazırlanmalıydı. Emperyalist- kapitalist saldırıya ve çay ve fındık üretimindeki çok yönlü sömürüye de dikkat çeken Lazca bir bildiri Türkçesiyle beraber kaleme alınmalıydı. 1 Mayıs kutlamaları sırasında bu bildirinin dağıtılması da planlanmalıydı. Sonra 1 Mayıs kutlamalarına, İstanbul’da mı, Ankara’da mı katılınacağına karar verilmeliydi. Buna göre hareket edilmeliydi. Meydanda da tek bir pankart altında, Skidas Arti Pukrik’a (“Yaşasın Bir Mayıs”) pankartı altında da yürünmeliydi. Bu türden kolektif bir etkinliğe büyük bir ihtiyaç vardı. Fakat olmadı.

Diyelim ki bu iki ayrı dernek yöneticileri 1 Mayıs’a ilişkin bir araya geldi, görüştü. 1 Mayıs kutlamalarına birlikte katılma kararı aldı. Yine diyelim ki bu derneklerin üye ve taraftarlarında, sempati duydukları siyasî grup pankartları altında yürüme eğiliminin ağır bastığı görüldü. O zaman da üye ve taraftarlarının yer alacağı yürüyüş kollarında, kendi kimliklerini ifade edecek poster ve Lazca dövizler taşımaları yönünde bir düzenleme yapılabilirdi. Katılıma ilişkin olarak belirttiğim her iki ihtimal veya bir üçüncüsü için Lazca sloganlar, poster ve Lazca-Türkçe bildiri önceden hazırlanmalıydı. Basın da hesaba katılmalıydı.

Bu dernek yöneticilerinin, 1 Mayıs’ta kendi kimlikleriyle tanınmaları yolunda bu basit düzenlemelere gitmeleri imkânsız veya çok mu zordu?! Bu derneklere, zengin mücadele geçmişleri ve cesur, yiğit önderlerini sahiplenmek yakışırdı.

Topçuoğlu Osman, İskender T’sitaşi, Xasan Helimişi, Safiye…

İnsanlığın sosyal-sınıfsal ve evrensel kurtuluş mücadelesinde diğer emekçi halklar olduğu gibi Lazlar da hep vardı. Rusya’da Çarlık otokrasisine karşı Bolşevikleri desteklediler. Büyük Ekim Devrimi’ne katıldılar. 14 Temmuz 1919'da TKF’nin kurucu komitesini Mustafa Suphi, Maksut Ekşi, Ali Rıza Keskin, Mustafa Börklüce, Murat Sarı ve Kadir Erzurumlu ile birlikte oluşturan Osman Topçuoğlu, Rize/ Pazar kökenli Laz bir Bolşevik’ti. Osman Topçuoğlu, yoldaşları ile birlikte Anadolu ve İstanbul’u karış karış dolaşmış, buralarda faaliyet gösteren çeşitli sosyalist-komünist-komünizan gruplar, sendikalar ve öncü işçilerle bağlantı kurmuş, örgütlenme çalışmalarına başlamıştır. Bütün bunların sonucunda, 10 Eylül 1920’de, Bakû’de yetmişbeş delegenin katılımı ile devrimci ve komünist grupların da tek bir çatı altında toplandığı TKF’nin oluşturulması 1. Kongreyle gerçekleştirilmişti. “Komünist Enternasyonal” tarafından da tanınmış olarak ve “22 bin kişilik kendi Kızıl Ordusu’yla” TKF kurulmuştu. Bu hareketin Kırım’da yayınlanan Yeni Dünya adlı yayın organı ise, Laz kayıkçılar tarafından Anadolu’ya taşınıyordu.

Bu derneklerin yöneticileri; İskender Tzitaşi, Hasan Helimişi adıyla özdeşleşen yüzlerce Laz Bolşevik kadronun, parti disiplini içinde ve illegalite şartlarında Doğu Karadeniz’de örgütlenme çalışmaları yapmış ve mücadele etmiş olduğunu bilmeliydiler.

İş Kanunu’nun olmadığı, sendika kurmanın, grev yapmanın resmen yasak olduğu, çalışma saatlerinin oniki saati aştığı, tatil gününün olmadığı, kadınların doğum izni haklarının, geçim endeksinin olmadığı, sendikanın adının anılamadığı 1929 yılında, İzmir’de kurulu olan İngiliz-Amerikan ortaklığı Glen Tobacco’da “Sendika Kadınlar Komitesi”ni örgütleyerek emek tarihinin en anlamlı sayfalarından birini yazan öncü kadın emekçilerden birisi olan Laz kökenli işçi Safiye Topçuoğlu’nu hatırlamamak mümkün mü?!

Bu dernek yöneticilerinin, Topçuoğlu Osman, İskender Tzitaşi, Hasan Helimişi, Adsızlar ve kadın emekçi önder Safiye’yi yok saymaları ve tam da bu önderlerin anılacağı ve mücadelelerini yaşatmak ve kimlik mücadelesi için ciddî adımların atılacağı yegâne yer olan 1 Mayıs alanında sloganlarıyla, posterleriyle, bildirileriyle, basın açıklamalarıyla yer almamaları üzerinde bir defa değil, onlarca düşünmeleri gereken bir durumdur.

 

Eleştiri Katkıdır

Eleştiri-özeleştiri mekanizmalarının çalışmasıyla kazanılacak büyük bir dünya vardır. Bu kısacık yazımızla da hem eleştirinin katkı olduğunu bir kez daha vurgulamış oluyoruz, hem de bu görevimizi gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz.

“1 Mayıs Alanları” aynı zamanda, farklı milliyetlerden insanların emekdaşlık paydasında buluşacakları önemli bir zemindir. Böylece emperyalist-kapitalizmin milliyetler meselesini kullanmasının etkileri azaltılabilir; halkların birbirlerini boğazlamasının önüne geçilebilir. Bu dernek yöneticileri 2010 1 Mayıs’ında böylece önemli bir fırsatı ellerinden kaçırmış oldular. 1 Mayıs’ta sağlayacakları böyle bir beraberlik, sadece iki derneğin içindeki insanları değil, diğer insanları da etkileyecekti. Dernekler hatalarını, eksikliklerini daha kolayca görecek, eleştiri ve özeleştiriyle herkes kendisine bir düzen vermek zorunda kalacak, tek kelimeyle önemli bir başlangıç ve güçlü bir atılım yapılabilecekti. Kimi Laz Aydınlarının küçükburjuva kendini beğenmişliklerinden kurtulmaları, mikro-milliyetçiliğe kaymalarının önlenmesinde diğer insanlarla emekdaşlık dayanışması temelinde hareket edilmesi önemli bir örnek oluşturacaktı.

1 Mayıs 2010’un, Laz aydınları açısından önemli bir yol ayrımı olduğu görülmektedir. Artık önlerinde iki yol bulunmaktadır: Ya birleşecekler ve emperyalist-kapitalizmin emeklerini ve ürünlerini sömürmesine ve kimliklerinin en belirgin özelliği olan anadillerinin yok edilmesine karşı birlikte direnecekler ve diğer milliyetlerden halkların aydınlarıyla da emekdaşlık paydasında buluşup Abhazya konusunda da örnek olacaklar. Ya da bugünkü dağınıklık devam edecek, sistemin inkâr-imha-asimilasyon politikaları karşısındaki yabancılaşmalar hızla artacak ve böylelikle zamanla farkında bile olmadan halkları birbirine karşı kışkırtanların dümen suyuna girerek emperyalist-kapitalizmin karanlık sularında pupa yelken yol alınacaktır.

4 Mayıs 2010

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru
Site tasarım ve kodlaması Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.
Internet Explorer 5 ve 6 sürümleri ile siteyi doğru görüntüleyemezsiniz.
Sitede gördüğünüz teknik aksaklık ve arızaları bize bildiriniz.