Kitlelerle Buluşmak Gerçeklerle Yüzleşmek

Sorun Polemik

Devrimciler, Komünistler açık faaliyet alanlarında hâkim gerici sınıfların çok yönlü baskı, sömürü, tehdit ve denetimi altında faaliyet gösteriyor.

Özetle anılan bu türden burjuva kuşatmalarını ne gerilettiğimizi ne de aştığımızı söyleyebiliyoruz. Açık faaliyet alanlarını yeterince kullandığımızı da söyleyemiyoruz. İşçi sınıfı ve emekçi halklarımızın zaman zaman gerçekleştirdiği kütlesel çıkışlarını yüceltip burjuva diktatörlüğünü “kırdık-aştık” da diyemeyiz. Nesnel gerçekliği çarpıtıp abartan küçükburjuva yaklaşımlarla da “Sol Cenahımızın” yaşadığı “öndersizlik krizini” bir türlü aşamayız.

Günümüzde Bilimsel Öğretinin Metodolojisine bağlı kalarak serinkanlı değerlendirmelere çok büyük ihtiyacımız var.

Her siyasî sol eğilimin kullandığı açık alan çalışması diğerlerinden (gizlilik ve yeraltı faaliyetlerinden) çok daha meşakkatli ve zordur.

Devrimciler, Komünistler tarihsel-sosyal haklılıklarıyla, kendilerine zorunlu olarak açılan ya da açılmak durumunda kalınan kanallara nasıl girmelidir? Giriyorsa hangi ideolojik-politik-örgütsel güvencelerle bu alanları kullanmalıdır? Yoksa kendi örgütsel donanımlarıyla kendi kanallarını kendi güçleriyle mi açmalıdır?

Bu türden sorunlarımızı da olması gereken yerde ve “Devrimci Oturum” disiplinleriyle bir türlü tartışamıyoruz. Tartışma disiplinleri yaratılamadığı için de sonuçlarına katlanamıyoruz.

Tutarlı bir iktidar projesine sahip Marksist-Leninist kadrolar; açık alan çalışmalarını arkalarında mücadelenin tüm biçimlerine göre örgütlü ve donanımlı bir Proletarya Partisi’nin disiplin ve güvencesiyle kullanmak durumundadırlar.

Söz yerindeyse “kabak çiçeği misali” çeşitli niyetlerle burjuvazi tarafından kendilerine açılan alanlara baştankara giremezler. Arkalarındaki örgütsel güvenceyi oluşturmadan bu alanlara girdikleri takdirde sistemin anayasal, yasal, keyfî-fiilî infaz yöntemleriyle karşılaşırlar. Bilerek ya da bilmeyerek (fark etmiyor) burjuvazinin gündemine yardımcı olurlar. Kaçınılmaz biçimde ideolojik-politik-örgütsel açılardan çeşitli tavizlere zorlanırlar; revizyonist, reformist, sosyalreformist kanallara kolayca girerek kirlenirler.

Siyasal-sosyal devrimlerini gerçekleştiren partiler gizlilik ve yeraltı çalışmalarını keyiflerinden seçmemiştir.

Açık faaliyet alanlarında mücadele eden devrimci kadrolar, işçi sınıfı ve emekçilerle doğrudan temas kurabilmektedir. Ajitasyon ve propaganda serbestliklerinden yararlanabildiğince yararlanabilmektedir. Bu türden işçi-kitle, köylü-kitle ve gençlik-kitle çalışmaları yaparak kitlelerle canlı ve sıcak ilişkiler kurabilmektedir. Kendi örgütsel varlığını gizlilik koşullarında korumak durumunda kalan örgüt / kadroların hantal, kitle bağından / desteğinden yoksun kalıışı, işçi sınıfı ve emekçilerden oksijen alamayışı yüzünden devrimci hareketin kurmay kadrosu işlevsizleşir, birer sekt’e dönüşür.

Bu nedenlerle Marksizm-Leninizm Öğretisi bu iki çalışma biçiminin diyalektik birliğinin ilişkisini, organik ve koordineli götürülmesinin önemini vurgulamaktadır. Ne biri tek başına ne de diğeri tek başına yürütülebilir.

Açık alanlarda faaliyet göstermek, kitlelerle buluşmak, işçi ve emekçilerin sorunlarını, taleplerini bizzat öğrenmek, onlara öğretirken, kitlelerden öğrenmek, kitabî bilgilerle yetinmeyip hayat ve mücadelenin pratiğinden öğrenmek, nesnel gerçeklikle yüzleşmek, somut şartların somut tahlilini yapmak, tarihimizdeki işçi sınıfı ve emekçi halk hareketlerini doğru incelemek-tahlil etmek, Marksizm’in yorumu ve pratikte yeniden üretimi yöntemini asla unutmamak, yaşadığımız coğrafyanın tarihini, kültürünü, emekçi halklarımızın dilini, dinini, inançlarını, kültür ve geleneklerini, üretim ve mülkiyet ilişkilerini, üretici güçlerin gelişmişlik düzeyini, orijinal sınıf ilişki ve çelişkilerini öğrenmek, yerel-ulusal-sosyal-sınıfsal ve enternasyonal diyalektik birliğinin hangi anlama geldiğini kavramak, kendi özgün sentezimizi Bilimsel Öğreti Marksizm-Leninizm temelinde kavrayıp üretmek, sosyal pratikte kolektif aklı-bilinci-eylemi örgütleyerek ilerlemek, stratejik amacı-hedefi bir ve aynı olan devrimci kadrolarla yan yana durmak, deneyim aktarımında bulunmak, birbirinden öğrenmek, kolektif adımlar atabilmek, “an”ın gerektirdiği çok yönlü devrimci esneklikteki taktiklerimizi geliştirmek, kapitalist yabancılaştırma yöntemleriyle kapitalizmin yoz ve kozmopolit “kültür” politikalarına karşı anlamlı bir barikat oluşturmak, edebiyat, sanat, estetik ve politika bütünlüğünü gözardı etmemek, burjuva ideolojisi ile revizyonizme bulaşmış “sol” etiketli akımları teşhis, mümkünse tedavi, değilse gözünün yaşına bakmadan teşhir ve tecrit etmek, sağ ve “sol” teslimiyetçi oportünist akımlarla mücadele etmek, zararlarını aza indirmek, burjuvazinin devrimci harekete soktuğu içimizdeki “eloğullarını” ayıklamak gibi onlarca başlık altında toplanması mümkün sorunlarımıza çözüm yöntemi üretmek durumundayız.

Kolektifimiz Çalışanları’nın bu bağlamdaki konumu dost-düşman herkesçe bilinmektedir. Çünkü anılan ve anılmayan etkinliklerimizle belgelidir.

Açık alan faaliyetlerinden uzak durmuyor, bu alanları belirli disiplin anlayışıyla bizler de kullanıyoruz. Fakat daha güvenceli kullandığımızı söyleyemiyoruz. Dışımızdaki kolektif üretim yapan birimlerin konumu da bizimkinden farklı değildir.

Haklı gerekçelerimizle ideolojik-politik-örgütsel güvencelerimizin oluşturulmasının kavgasını veriyoruz. “Sol Cenahımız”ın ayrışıp bütünleşmesi ve tutarlı proje ve programlar üretebilmesi, iktidara yürüyebilmesi için mücadele ederken onulmaz kayıplarımızla çok büyük bedeller ödüyoruz.

Devrimci ve Komünist kimlik, kişilik ve de bilinçleriyle Kolektifimiz’in kapısını çalanlar; doğru bir adrese, yani kendi evlerine geldiklerinin ve de kolektifliğin ne demek olduğunun ayırdındadırlar. Bu türden niyetlerle gelenler sıcak dostluk ve yoldaşlık duygularıyla karşılanmaktadır. Çünkü Kolektifimiz işçi sınıfınındır. Babamızın malı-mülkü değildir.

Çabalarımızın boşuna olmadığının işaretlerini sosyal pratikteki deneyimlerimizden de öğreniyoruz. Bu durumlarda hem seviniyoruz hem de kaygılanıyoruz. Çünkü büyük bir susuzlukla genç kadroların Bilimsel Sosyalizm-Komünizm ile tanıştığını görüyoruz. Yüzyılları aşkın sınıflar mücadelesi tarih ve devrimci geleneklerimizin sorgulandığını görüyoruz. Sosyalist kuruculukta yapılan hata, yanlış ve yanılgıların araştırılması yeninin ve daha görkemlisinin üretileceğine ilişkindir. Kişisel bir tatmin ya da merak işi değildir.

Bu türden gelişmelerden kaygı da duyuyoruz. Çünkü sistemin daha açık faşist yöntemlere başvurması karşısında ilerici-devrimci kadrolarla elimizdeki mevziilerimizi koruyamayacağımızın işaretlerini de alıyoruz. “İç Savaş” koşullarından geçiyoruz. Uluslarötesi tekelci sermayenin yerli bir ortağı, işbirlikçisi ve taşeronu bir iktidarın NATO’cu maceracı politikalarıyla ne yapacağı bilinmektedir; yüksek sömürü oranlarıyla kapitalist hiyerarşideki konumunu değiştirmek istiyor. Yakındoğuda, Ortadoğuda Kafkaslarda, Balkanlarda Afrika coğrafyasında boyundan büyük rollere soyunuyor.  Kapitalist hiyerarşide basamak atlamak için sömürünün artırılması kitlelerinin zapt-u rapt altına alınması şarttır. Burjuvazi yetkin, demagog, etkin ve “derin” kurmaylara ve şoven, emek düşmanı, insanlık dışı, faşist, kara gerici, sömürücü kadrolara sahiptir. Açılım ve saçılımlar, yaşanan Ergenekon-Anayasa tartışmaları işçi sınıfı ve emekçilerin ürettiği pastanın paylaşılma kavgasıdır. Bu süreç daha tahkimatlı ve gerici bir tekelci sermaye iktidarına dönüşme eğilimindedir. Haklı gerekçelerimizle-deneyimlerimizle anılan devrimci kaygılardan ötürü de “kötü günlerin” sorunlarını karşılamaya aday örgütsel güvencelerimizin sağlanmasını düşünürüz.

Sistemin yaşadığı küresel kriz döneminde en büyük darbeyi Devrimciler, Komünistler ve onların elindeki Kurum ve Araç’lar alır / almaktadır. Sosyalist kültürümüzün taşıyıcıları olan basın-yayın faaliyetleri her zaman “topun ağzındaki” kuruluşlardır.

Mevcutlarla yetinmeyen, onların sosyal pratiğini, ideolojik-politik-örgütsel konumunu  sorgulayan, hesaplaşan, doğruları arayan, tartışan, bilimsel bilgi edinen ve bilinçlenen genç kadrolar Kolektifimiz’in ürettiği kitap, dergi, gazete, broşür vb. araçlarımızla tanıştığında gerçekten seviniyor ve umutlanıyoruz.

Kolektifimiz Çalışanları olarak “Kitlelerle Buluşmak Gerçeklerle Yüzleşmek” bahsinde henüz olmamız gereken yerde değiliz. Aşılması gereken onlarca sorunumuz var.

Evet, bir bakıma elimizdeki Araç’larımızın sayısı çoğalmıştır. Sorun Yayınları Kolektifi bugünlere ilkeli, özverili, çalışkanlık, iş ve emek sevgisiyle, inatçı, ısrarcı, sürekliliğini koruyarak, iddiasının arkasında durmayı başararak gelmiştir. Her şeye rağmen bunu başardığımız için haklı ve gururluyuz.

• Telif ve tercüme kitaplarımız, dizilerimiz kadroların bilinçlenmesinde oldukça işe yaramıştır.

• Sanat Cephesi Sosyalist Gerçekçi Sanat Dergisi sistemin ve isim hırsızlarının tüm “sinsi kuşatma” yöntemlerine rağmen işlevsel olmaya başlamıştır. Dergi’miz; asıl sahipleriyle buluşmasının, yeni nitelikler kazanabilmesinin ve sosyalist gerçekçi sanat-kültür akımının kurumsallaşıp merkezi bir disipline kavuşmasının kavgasını vermektedir. Kimileri gibi “alan kapatma” yarışına girmemiştir.

Sınıfsız parti, sınıfsız sendika, sınıfsız kitle örgütü ve sınıfsız edebiyat-sanat-estetik-politika yolundaki “sol” anlayışların şekilsizleştirdiği politik ortam değiştirilip dönüştürülmeye muhtaçtır. Zorunlu olduğumuz bu ödev kolektif çabalarla başarılacaktır.

• İŞÇİ-BİRLİĞİ İşçi-Kitle Gazetemiz, “Herkesin Yeteneğinden, İhtiyacına Göre” şiarımızla, kolektif üretim yöntemleriyle işbaşı yapmış, aksamadan düzenli yayımlanmaya başlamış ve tüm kütlesel çıkışlarda, grev, direniş ve benzeri etkinliklerde asıl sahibiyle buluşmaya başlamıştır. İŞÇİ-BİRLİĞİ Gazetemiz, tüm süreçlerde uzun erimli ve sistemli kolektif çabalarla sınıf bilinçli işçilerin üretiminden dağıtımına kadar tüm süreçlerde rol ve sorumluluk aldığı bir organdır. Gazetemiz; mevcut “işçi” gazetelerine asla benzemeyen konumuyla, işçi sınıfının sendikal ve siyasal birliği gibi can alıcı gündemiyle, bağımsız sınıf tavrıyla, önüne gerekli bir iş olarak koyduğu ödevini yerine getirecektir. Bu göreve aday olduğunu kanıtlamıştır.

• KIRMANCİYA BELEKÊ Kültür Tarih Halkbilim - Bilimsel İnceleme Araştırma Eleştiri Dergimiz de Dersim halkının tarihi, coğrafyası, dili, inanç sistemleri, ilerici kültür ve gelenekleri, mitolojisi, masalları, folkloru üzerine yapılan öznel, bilim ve akıl dışı tez ve tahlilleri karşıya alan konumuyla gerekli bir görevi üstlenmiştir. Dersim üzerine, sistemin inkâr-imha-asimilasyon politikalarına karşı daha fazla inceleme-araştırmaya olan ihtiyaç giderek artmaktadır. Kolektif çabalarla bu Dergi etkinliğimizi de bir basamak ileri sıçratacağımızı umuyor ve bu yoldaki çalışmalarımıza devam ediyoruz.

• Elimizdeki 41. sayısı ile SORUN Polemik Dergimiz de ideolojik-teorik-politik konumuyla tüm Devrimci ve Marksist kadrolarca aranan / tartışılan bir organ olmayı başarmıştır. Dergi’mizde nihai amacı-hedefi bir ve aynı olan tüm mücadele insanlarımıza yer verilmektedir. Gerek Komünistlerin Birliği, gerek işçi sınıfının sendikal ve siyasal birliği gibi konulardaki tez ve tahlillerimiz ilgi görmektedir. Bu konuda devrimci birimlere program önerisi ya da dayatmasında bulunmayışımız, kolektif üretim etkinliklerimiz ve bu yolda rol ve sorumluluk alma önerilerimiz, kendi özgün sentezimizi arayışımız, bu yolda basit ve sıradan temrinler yapışımız, devrimci kurum ve kuruluşlara asla zarar vermeyişimiz, yüzde yüz bağımsız ve yüzde yüz işçi sınıfı ve emekçi halklarımızın sosyal-enternasyonal kurtuluşundan yana oluşumuz gibi sınanıp denenmiş Proleter Devrimci tavrımız, eleştirel katkılara açık ve muhtaç haliyle hazırladığımız tez ve tahlillerimiz gibi konularda oldukça büyük bir malzeme sunduğumuz vb. konuya duyarlı birimlerce de teslim edilmektedir.

İlkeli diyaloglarımız, ilişkilerimizdeki içtenlikli somut ve konkre tavrımızı anlayanlar çoğalmaktadır. Özgün polemiklerimizde kullandığımız sosyalist literatürü, terim ve kavramları artık pek çok kesim kullanmaya başlamıştır.

Oysa pek çok eksiğimizin olduğunun bilincindeyiz. Eksikliklerimizi hızla tamamlayacağız. Profesyonel nitelikli kadrolara olan şiddetli ihtiyacımızı iş ve üretim faaliyetlerimiz içinde gerçekleştireceğimiz açıktır.

“Kitlelerle Buluşmak Gerçeklerle Yüzleşmek” bahsinde okurlarımızla paylaşmak istediğimiz daha pek çok konu ve sorunun olduğunun da bilincindeyiz.

Bunlardan birini, katıldığımız Kitap Fuarı deneyimlerimizde karşılaştığımız bazı olumsuz / olumlu diyalogları bu vesileyle belgelemek istiyoruz.

Bilindiği gibi kitap fuarları, fuar niteliğinden çok birer panayıra benzemektedir. Bu fuarlarda kapitalist bir işleyiş hükmünü sürdürmektedir. Kolektifimiz dışındaki yayınevleri kitap fuarlarına tecimsel kaygılarla katılmaktadır. Kolektifimiz ise hem banka sermayesinin, basın tekellerinin, hem de sağlı “sol”lu politikalarıyla fuarları kuşatan yayınevlerinin karşısında gerekli bir mevzii tutmak, bu alanları onlara bırakmamak için kitap fuarlarına katılmaktadır. Kitap fuarlarının en büyük çelişkisi bankaların, tekelci sermayenin yayın faaliyetleri ile Sorun Yayınları Kolektifi’nin aynı mekânlarda bulunuyor oluşudur. Çok büyük maddî-manevî bedeller ödeyerek katıldığımız kitap fuarlarında karşılaştığımız çok yönlü yankılardan da asla yakınmıyor, sonuçlarına da katlanıyoruz. Çünkü bilinçli-politik  bir seçimle bu alanlara giriyoruz.

Kitap fuarları alanlarını “Gelin birlikte değerlendirelim. Yanyana durduğumuzu dost-düşman herkese gösterelim. Kolektif etkinlikler düzenleyelim vb.” önerilerimizi “Sol Cenahta” henüz anlayan çıkmamıştır. Kolektifimiz’in düzenlediği panel-söyleşilere çoğunlukla nihai amacı-hedefi bir ve aynı olan bizim insanlarımızı çağırmaktayız. Aynı yöntemi stand alanlarımızı yoldaşça paylaşarakta göstermekteyiz. Bu türden proleter devrimci tavrımızı anlayanda, anlamayanda çıkıyor. Çoğunlukla da yanlış anlayanların çıkmış olması Kolektifimiz Çalışanları’nın bu tavrını değiştirmeyecektir.

Kitap fuarlarının en anlamlı ve nitelikli panel-söyleşilerini Kolektifimiz gerçekleştiriyor. Fuar yönetimi de bunun farkındadır. Onlar da Devrimcilerin, Komünistlerin katılamadığı fuarların fuar olmayacağının bilincindedir. Kitlelerin ilgi duyduğu konuları dışımızdaki insanlarımızla birlikte panel-söyleşilerimizde dile getiriyoruz. Böylece kolektif adımların ne demek olduğunun somut örneğini de sergilemiş oluyoruz. Bu etkinliklerimizde katılım sayıları henüz kara gerici, ırkçı, milliyetçi cenahın ulaştığı sayılara ulaşamamıştır. Fakat bu sayılara ulaşabilmenin de asla ırağında değiliz.

 

Fuarda yaşadığımız “sevimli” sataşmalar üzerine

15 yıldır düzenli katıldığımız ve bu yıl 17-25 Nisan 2010 tarihlerinde gerçekleşen İzmir Kitap Fuarı’ndaki etkinliklerimize katılım sayısı 300’leri bulmuştur. Yer darlığından insanlarımız yerlere oturarak etkinliklerimizi izlemiştir.

Standımızı yoğunluklu ve meraklı olarak daha çok sip tekapeliler izlemektedir (Ayrıntılı bilgi için bakınız: Sahte Gündemleriyle ve Çarpıtılmış Görüşleriyle Etkinliklerimize Neden Saldırıyorlar?, SORUN Polemik Dergisi, Mart 2010, Sayı: 40, s. 118-125). Adana, Bursa Kitap fuarlarından sonra İzmir’de de yine sip tekapeliler standımızı ziyarete geldiler. Zavallı gençlerin kafası sahte “TKP” iksiriyle o denli yıkanmıştı ki Hakikî Komünist Kadrolarla, onların ürün ve etkinlikleriyle her karşılaştıklarında Kolektifimiz’e sataşmaktan kendilerini alamıyorlardı.

Bu kez karşımıza Adana Kitap Fuarı’da olduğu gibi “Biz partiyiz, TKP’yiz, siz kimsiniz, arkanızda hangi ‘illegal’ örgüt var?” gibi son derece provokatif, pardon “sevimli” sorularla gelmiyorlardı.

Şeflerinin kışkırtıp yönlendirdiği her hâllerinden belliydi. Kendilerine güvenleri yoktu. Bilinçsiz ve siyasî seçimlerinden dolayı işkilliydiler. Kendiliğinden ve vahiy yoluyla Tarihî TKP’mizin devrimci isimlerini, sıfatlarını ve geleneklerini hak etmeden kullandıklarının farkındaydılar. Nasyonal solcu kimlikleriyle şöyle söylemekteydiler: “Bu Yayınevini kim finanse ediyor? Arkanızda kimler var? Bu kadar ucuz kitapları hem de yüzde kırk indirimle nasıl satabiliyorsunuz?”

Bu türden bir soruyu sip tekapeli bir genç bizlere yöneltiyordu! “La havle” çekerek bu soruyu yönelten genç insana “güler misin, ağlar mısın” diyerek nasıl cevaplamalıydık? Standımızdaki sorumlu insanımız ona şöyle bir cevap verdi: “Evlat, sen ne biçim devrimcisin? Bu türden provokatif bir soruyu yöneltmekten utanmıyor musun? Hâkim gerici sınıflar eskiden ‘Moskova’dan besleniyorlar’ diyerek Devrimcilere, Komünistlere bok atmaya çalışıyordu. Bakıyoruz şimdi bu uğursuz görevi sizin örgütünüz üstlenmiş. Bu kadar izansız mısınız? Kör müsünüz? Bu yayınları gerekli olduğu için insanımızın teri ve kanı pahasına ve de bedel ödeyerek üretiyoruz. İnsanlarımız bilimsel bilgi ile tanışsın, okuyup öğrensin diye, gençlerimizin hayatın doğrulamadığı programlara sırtını semer yapmaması için bu türden zor işlere soyunuyoruz. Niçin anlamıyorsunuz? Kitap fuarlarına da tecimsel kaygılarla değil, siyasî kararlarımızla geliyoruz. Biz tüccar değiliz! Niçin anlamıyorsunuz?”

Genç insan bu kez yayınlarımızdan “Marksist-Leninist Parti’nin Temel Eğitim Dersleri” isimli kitabı almak istediğini, fakat parasının yetişmediğini söyledi. Kendisine özel bir indirim kolaylığı sağlandı, Dergi armağan edildi ve gönderildi. Aldığı kitabı okuyup hazmedeceğini zannetmiyoruz. Hazmedebilmesi için önce şeflerinin kışkırtıp kafalarına zehir-irin sokarak üzerimize gönderdiklerini kavraması gerekecektir. Öğrenci gençliğin hayat ve üretim dışı konumu biliniyordu; bu türden saçmalıklarla beyinleri kolayca yıkanmıştı.

Bir yıl önceki İzmir Kitap Fuarı’nda benzeri soruları yönelttikleri iki genç kız, stand görevlisi arkadaşımızın kendilerine armağan ettiği SORUN Polemik Dergi’lerimizi okumuş olduklarını, bu sayede sip tekapesinin idealizasyon ve mistifikasyonlarından kurtulduklarını teşekkürleriyle iletiyorlardı. Böyleleri çoğunluktaydı. Fakat Kolektifimiz’in faydalı mikrop aşılama yöntemleri, şu aşamada, beyinleri ve yürekleri öldürücü virüslerle dolu kimseler için bir türlü etkili olamıyordu!..

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru
Site tasarım ve kodlaması Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.
Internet Explorer 5 ve 6 sürümleri ile siteyi doğru görüntüleyemezsiniz.
Sitede gördüğünüz teknik aksaklık ve arızaları bize bildiriniz.