Durum Değerlendirmesi ve Zorunlu Bir Açıklama

Sorun Polemik

SORUN Polemik Dergi’miz ile yeni tanışan insanlarımızın ilettiği sözlü ve yazılı soruları cevaplamak ihtiyacını duyuyoruz:

Dergi’mizi yakından tanıyan okurlarımız bilmektedir.

Dergi’mizin ideolojik, politik ve örgütsel konumu hakkında özel ve öznel bir yoruma ihtiyaç duyulmayacak kadar açık ve net bir çizgi izlediği dost-düşman herkes tarafından bilinmektedir.

Devrimciler, Komünistler konumlarını her koşulda ifade eder ve asla saklamaz. İşçi sınıfı ve emekçi halkların sosyal / evrensel kurtuluşu mücadelesinde gizlimiz saklımız yoktur.

Dergi’miz Çalışanlarının açık yayın faaliyet alanındaki konumu da yeteri kadar açık ve nettir.

Sosyal olay, olgu, süreç ve verileri nesnel gerçekliği içinde tahlil ederek “hangi araçları harekete geçirerek nasıl politika üretebiliriz?” sorusunun cevabını arıyoruz. Sosyal hareketlilik ile sınıflar mücadelesinin ters orantılı örgütsel konumu bir gerçekliktir. Bu nesnel gerçekliğe ne tapınırız, ne yüceltiriz, ne de umutsuz-ufuksuz yol ve yöntemlerle tutulacak Ana Halka’nın yakalanması mücadelesinden kaçınırız.

Bu durumda Sol “cenahımızın” ayrışıp bütünleşerek bir “çıkış hattı” üretebilmesinin yol ve yöntemlerini arıyoruz. Yalnızca aramıyor, sosyal pratikte anılan-anılmayan işler de yapıyoruz.

Kütlesel çıkışlardaki hareketlilik henüz örgütsel güvencesine kavuşturulamamıştır. Krizin boyutlanmasıyla daha da yoğunlaşacak olan kitlesel hareketliliğe hangi ideolojik-politik-örgütsel aracın öncülük edeceği belirsizliğini korumaktadır. İşçi Sınıfı Partisi (İSP)’nin oluşturulamayışı ve pratikte yerini alamayışından ve bu konunun kronikleşmesinden ve de  aşılamayışından herkes / hepimiz kusurlu ve sorumluyuz. Kronikleşmiş bir uzuv kesilip atılacaktır. Bunun başka bir yolu da yoktur.

Hayat ve mücadele bu devrimci görevi yerine getirecek birimleri üretecektir / üretmektedir. Dergi’miz Çalışanlarının etkinlikleriyle bu alana katkı getirmesi ve yoğunlaşması sebepsiz değildir.

Aynı zamanda sağlı “sol”lu sataşmaların yoğunlaşması da sebepsiz değildir.

Gündemimizde bu türden saldırılara karşı mücadele de olacaktır. Olması da doğaldır. Ve de vardır.

Mevcut “sol” örgütlülük kütlesel çıkışlara kurmaylık yapamamaktadır. İlkesiz birlik arayışlarıyla da bu türden bir kurmaylık asla söz konusu değildir. İlkesiz sol birlik arayanların kitle-seçim-geçim örgüt / parti arayışlarıyla Devrimcilerin, Komünistlerin PARTİ arayışları temelden farklıdır. Devrimci ve Marksist Sol Kadrolar İSP’nin oluşturulması konusunda anılmaya değer anlamlı ve ileri bir adım atamadığı durumlarda burjuva ve küçükburjuva “sol” akımlar kütlesel-sınıfsal çıkışlarda ideolojik-sınıfsal konumlarının gereğini yerine getirecektir. Yani kitlelerin taleplerine ihanet edecektir. Örnek mi? Liberal, tasfiyeci, reformist, postmodern, vs. “sol”ların teori / pratikleri…

Sosyal hareketlilik Devrimci ve Komünist Kadroların sürece müdahalesiyle örgütsel güvencesine kavuşturulmalıdır / kavuşturulacaktır. Dergi faaliyetimizin önüne koyduğu gündem ve iş sırası bu amacın gerçekleşebilmesine katkı yapmaya  yöneliktir.

Dergi’mizin devrimci ütopyası ve kavgası da bunun gerçekleşebilmesine odaklıdır.

Dergi’miz Çalışanları sosyal pratikteki bu cüretini sınanıp denenmişler gibi “örgüt” ya da “parti” biçiminde tanımlamamaktadır. Fakat asla şekilsiz olmadığımız da bilinmektedir. Ulusal ve enternasyonal ölçekte mutlaka hesaba katılması gereken Devrimci ve Marksist bir hattı tuttuğumuzu dost-düşman herkes bilmekte / görmektedir.

Marksizmin yorumu ve pratikte yeniden üretimi” konusunda yeteri donanımdaki insanlarımızınDergi faaliyetimiz ile izlediğimiz siyasî çizgi hakkındaki eleştirel katkılarına açık ve muhtaç olduğumuzu her vesileyle dile getiriyoruz.

Bilimsel Sosyalizm-Komünizm temelinde yeni arayışlar içindeki insanlarımızın bilimsel bilgi edinerek bilinçlenmesine meşrebimizce katkı getirirken bir yandan da bu  yolda öğreniyoruz.

Sol “cenahımızdaki” ideolojik, politik ve örgütsel arayış ve yönelişler tüm iyi yürekli, namuslu insanları ve herkesi ilgilendirmektedir. “Cenahımızın” politikasızlığı ve bundan çıkış yöntemleri arayış ve yönelişleri sorunu da ha keza herkesi / hepimizi yakından ilgilendirmektedir.

Devrimci ve Komünist Kadro iddiasında olanların yaşadığı “Öndersizlik Krizi” ve bunun nasıl aşılacağı sorunu da Dergi’miz’i çok yakından ilgilendirmektedir.

Marksizmin yorumu ve pratikte yeniden üretimi” konusunda ve yaşadığımız coğrafyadaki sevindirici gelişmeleri ne idealize ne de dramatize ederiz. Sınıflar mücadelesi temelindeki güçleri etkili ve anlamlı kılabilmenin yollarını döşemek istiyoruz.

Bu düşüncelerin uzantısında görev ve sorumluluklarımızı unutmadan kadro ve zaman kaybını aza indirmenin kaygısını taşıyoruz.

Dergi faaliyetimizin asıl amacının tüm bu sorunlara çözüm yöntemleri üretmek olarak özetlenebilir.

Yaşadığımız coğrafyada Komünistlerin Birliği Dergi’miz açısından son derece hayatî, can alıcı ve başat bir sorundur. Sınıflar mücadelesi tarihimiz ve devrimci geleneklerimiz bu sorunun önemini her sosyal olay ve olguda vurguluyor.

Bugünkü sınırlı bilgilerimizle PARTİ ve Partileşme Sorunu’na özel bir önem verişimiz de sebepsiz değildir.

Derg’miz, bu amacın gerçekleşebilmesi için kullanılan araçlardan yalnızca biridir.

Bu konu ve sorunlar üzerine yeri gelince polemik, yeri gelince de inceleme-araştırma yapmaya çalıştığımızı konuya duyarlı kadrolar yakından bilmektedir.

Dışımızdaki Devrimci ve Komünist kadrolara eleştirel katkıya açık ve muhtaç haliyle tezlerimizin senteze kavuşturulması mücadelesindeki katkılarını talep edişimiz de sebepsiz değildir.

?u aşamada; Dergi faaliyeti aracıyla Devrimci ve Komünist Kadro ve Kadro Adaylarına hitap edişimizin de bizce haklı nedenleri vardır.

Devrimciler, Komünistler TC devletinin “rahatlıkla” uygulaya geldiği faşist, faşizan baskı ve terörü altında işlevsel olmanın kavgasını vermektedir.

TC devleti avantalar-yağmalar cenneti konumuyla, emperyalist-kapitalist-NATO’cu seçimiyle, çete ve mafyatik ilişkiler ağıyla, sivil-asker bürokrasisi, parlamentosu, sağlı “sol”lu burjuva partileri, sendikaları ve tüm kurum ve kuruluşlarıyla A’dan Z’ye kadar bir çıkmaza girmiştir. Sistemin tüm kurumları çözülmüş ve çürümüştür. Çürümüş ve çözülmüş yapısal konumuyla sistem gerici reform dahi yapamamaktadır. Devrimcilerin görevi; sisteme gerici reform yaptırmamaktır. Tekelci, militarist, polis devletinin işçi sınıfı ve emekçi halklar üzerindeki baskı ve terörünü geri teptirip aşacak mekanizmalara ihtiyaç duyulmaktadır. “Ulusalcı” ve liberal “solcu” akımların politika yaptığı Devrimci, Sosyalist, Komünist ve Bolşevik geçinen “cenahımızın” henüz politika üretemediği bir dönemeçten geçiyoruz.

Anılan-anılmayan etkinliklerimizle Komünistlerin Birliği konusunda  dillendirdiklerimizi asla yeterli bulmuyoruz; konuyu ve sorunlarımızı daha da derinleştirip projelendirdiğimizi de iddia etmiyoruz. Dışımızdaki yoldaşlarımıza “program”da önermiyoruz. Program önerisinin ve bu yoldaki hazırlık çalışmalarının nasıl, nerede ve hangi süreçlerde gündeme geleceğini biliyoruz.

Hareketimizin bütünleşmesi için istişari toplantı, panel-söyleşi, forum, devrimci oturum, konferans, kurultay etkinliklerini hazırlık çalışmalarıyla harmanlayıp II. Tüm Türkiye Komünistleri Kongresi (II. TTKK) yöntemiyle partileşmesini düşünüyoruz.

Bu temel öngörümüzden geriye düşmemek şartıyla, “somut şartların somut tahlili” yöntemiyle Komünistlerin 10 maddelik temel ilkelerde anlaşarak sürece müdahale etmesini hayat ve mücadele öne çıkardığında ve bu türden bir adımın atılmasından da kimse geri duramayacaktır.

II. TTKK yöntemiyle Tarihî TKP adına yapılan çeşitli idealizasyon ve mistifikasyonlarla hesaplaşmak istiyoruz. Bu yolda yapıla gelen binbir spekülasyon ve tevatürün kökünü kurutmak istiyoruz.

Küçükburjuva “sol” akımların kendiliğinden, ikameci, bürokratik ve vahiy geleneği ile örgüt kurup parti çağrışımı yapılmasını reddediyoruz.

Konuyu ve sorunlarımızı bilince çıkarmanın, bu amaçla işlevsel olmanın öyle kolay ve ucuz olmadığının da bilincindeyiz.

Bu yolda sosyal pratikte tutarlı-somut-amaçlı iş ve üretim faaliyetinden kopmamanın, Doğa kadar sabırlı, çalışkan olmanın ne demek olduğunu biliyoruz. Kimlerle, kimlere karşı nasıl birlikte hareket edeceğimizi, burjuva ve küçükburjuva “sol” akımlara karşı nasıl bir basınç uygulayacağımızın yol ve yöntemlerini araştırıyoruz.

Amaç-Araç diyalektiği konusunda da çok gerilerdeyiz. Tarihsel ve sosyal olarak aşmaya çalıştığımız burjuvazinin elindeki araçlara denk araç ve gerece sahip olmayanların “devrim” iddiaları birer ham hayalden ibarettir.

Yaşadığımız coğrafyada Komünistleri vareden 10 Eylül 1920 Tarihî TKP geleneğimizdir.

“Gelenek” denildiğinde: K. Marx-F. Engels-V. İ. Lenin sürecini algılıyoruz. Duruşumuzu bu sürecin organik uzantısı olarak değerlendiriyoruz. “Gelenek” yerine “görenek”lerini algılayanlardan değiliz.

Tarihî TKP’nin  PARTİ ve Partileşme Sorunu konusundaki devrimci cüretine bağlı ve saygılı olmanın ne demek olduğunu ideolojik süzgeçlerimizden geçirmiş olan Dergi’miz Çalışanları; 15/16 Haziran geleneğinin devrimci direngenliği, coşkusu ve ruhuyla kendi yerli sentezimizi üreteceğinin bilincindedir.

Nihai amacı-hedefi bir ve aynı olan bütün Devrimcilerin, Komünistlerin ilke ve program temelinde buluşup bütünleşmesiyle kolektif aklı, kolektif bilinci ve kolektif eylemi örgütleyeceğine inanıyoruz. Bunun çok yönlü imkân ve fırsatlarının oluştuğunu görüyoruz.

Bu türden sevindirici olgulara değer verdiğimiz içindir ki Dergi ve Kitap üretimi faaliyetimizde dışımızdaki yoldaşların imzalarına da yer vermeyi doğru ve uygun buluyoruz.

?u aşamada elimizdeki araçlara yenilerini de katmış bulunuyoruz. İ?Çİ CEPHESİ İşçi-Kitle Gazetesi aracıyla sosyalizmin asıl sahibi işçilerin üretiminden dağıtımına, finansmanından örgütlenmesine kadar tüm süreçlerde işlevsel olmaya aday bir gazete ile Sosyalist Gerçekçilik sanat akımının organı olmaya aday  SANAT CEPHESİ-Sosyalist Gerçekçi Sanat Dergisi gibi faaliyetimiz de kolektif çabalarla işbaşı yapmak üzeredir.

Dergi ve Kitap üretimindeki imza çokluğunu, nihaî amacı-hedefi bir ve aynı olan bizim insanlarımızın ve hareketimizin bir zenginliği olarak görüyoruz.

Devrimci, Sosyalist, Komünist ve Bolşevik “cenahımızın” sınıflar mücadelesinin bu anlamlı günlerinde tutulacak Ana Halka konusunda “armudun sapı, üzümün çöpü” uvertürleriyle Komünistlerin Birliğisorunsalına ihanet etme “şans”ları ellerinden alınmıştır.

Günümüz başka bir gündür çünkü.

Sosyal ilişki ve diyaloglarımızın buluşup gelişmesiyle, kadroların emek güçlerini buluşturup bütünleştirmesiyle taraflara yeni nitelikler kazandırdığını görüyor ve biliyoruz. Hareketimizin bu türden aşılara büyük bir ihtiyacı olduğunu da kavrıyoruz.

Kadroların ilkesel emek güçlerini buluşturup bütünleştirmesinin bereketini birlikte devşireceğimizi 15/16 Haziran Direnişi deneyimimizden biliyoruz.

Hayat ve mücadelenin doğrulamadığı sosyal sınıf ve sosyolojik emekçi halk gerçekliği dışındaki bilim ve akıldışı örgüt, program, teori pratik ve yol-yöntemlerden uzak duruşumuz da sebepsiz değildir. Hareketimizin güvencesini Komünistlerin Birliği yönteminde görüyoruz.

Komünistlerin Birliği Bizatihi Komünistlerin Komünist Olması Demektir.” özdeyişimizi bıkıp usanmadan tekrarlayışımız sebepsiz değildir.

Bu yüzden mevcut “sol parselasyon” mantığına bir yenisini eklemenin sosyalizme-devrime ihanet olacağını biliyoruz. Tutulacak Ana Halka’nın ne demek olduğunu bilince çıkarıp yığınağı mümkün olan bir ve tek yere yapmayı uygun buluyoruz. Hayatın bize / hepimize öğrettiğini sandığımız görüş, deneyim, ders, sonuç ve tezlerimizi bu noktada odaklaştırmayı doğru buluyoruz. Enerjimizi bu yolda teksif ediyoruz.

Bu türden kolektif yönelişimizin meyvelerini aldığımızı da söylemek durumundayız.

Marksizmin yorumu ve pratikte yeniden üretimi” yöntemini sıkça tekrarlayışımız da boşuna değildir.

Bu bilinçle; liberal, tasfiyeci, postmodern, “özgürlükçü sol”, yeni-sol, “ulusalcı sol”, reformist, sosyalreformist, şoven ve sosyalşoven “sol” akımları karşıya alıyoruz.

Devrimci ve Marksist olmak dururken kendilerini Troçkici, Stalinci, Maocu, Enver Hocacı, Che Gueveracı, Chavezci, vb. nitelemelerle devrimci politika yaptığını zanneden ve de söze “dedi ki” diye başlayanlarla yollarımızı ayırıyoruz. Ayaklarımızı yaşadığımız topraklara sağlam basıp özümüze dönmek istiyoruz. Devrimci politikayı bu türden bir anlayışa indirgeyenlerle geçmişte de, günümüzde de hiçbir organik ilişkimiz olmamıştır, yarında olmayacaktır.

Tarihimizden, sistemin baskı ve teröründen, yenilgi ve bozgunlardan çok yönlü derslerle sonuçlar çıkardığımızı iddia ediyorsak: Benzeri yöntemi “Kıvılcımlı, Deniz, Mahir, İbo dedi ki” diye başlayanlar içinde doğru ve uygun buluyor ve bu türden idealizasyon ve mistifikasyonlar yerine “Sen ne diyorsun?” sorunsalına cevap verilmesini daha doğru buluyoruz.

Tutarlı-amaçlı-somut bir iktidar projesi bulunan, açık ve gizlilik-yer altı alanlarındaki mücadeleyi koordineli götüren, siyasal-sosyal devrime inanan, bu yolda mücadele eden, burjuva ve küçükburjuva “sol” akımlara karşı çıkan, Modern Proletaryadan oksijen alan, O’nun damgasını taşıyan ve bu temelde politika yapmayı uygun bulan birey, grup, çevre ve örgütlerle farklı yerlerde durmanın günümüzde hiçbir inandırıcılığı kalmamıştır.

ABD ve AB emperyalizmine kölece angaje bir sistemden kurtuluşun yol ve yöntemleri bulunmaktadır. Devlet tekelci kapitalizminin “iç savaş” ve evrensel kriz ortamlarında faşist ve faşizan yöntemlere başvurduğu, yarın daha da vuracağı artık bir sır değildir. Bunun onlarca işaretini her sosyal olay ve olguda açıkça görüyoruz.

Hareketimizin birliği de sistemin geri adım atması ve aşılması da bize ve atılacak adımlara bağlıdır.Komünistlerin Birliği gerçekleştiğinde gündemin yarım saatte değiştirileceği gün gibi açıktır.

Ulusallık-Sınıfsallık dinamiklerini uyumlandıracak olan kendi yerli sentezimizi üretebilmenin ve böylece dünya devrimci pratiğine bulunduğumuz coğrafyadan anlamlı bir katkı getirileceğinin heyecanını yaşıyoruz.

Aynı zamanda sosyal çöküntü ve çürümenin getirdiği, yarın daha da getireceği kırım ve kıyımlardan da sakınmanın önemini vurguluyoruz.

Yerel, ulusal, sosyal ve enternasyonal diyalektik birliğinin bu temelde yükseleceğine inanıyoruz. Uzun erimli, soluklu, kolektif ve çok yönlü çabalarla bunun yollarını döşemenin en büyük devrimci görev olduğunu da biliyoruz.

Devrimci ve Komünist kadroların yaratıcı diyaloga-ilişkiye girmesinin iklim ve altyapısını oluşturmanın ne demek olduğunu da kavrıyoruz.

?u aşamada düşünce ve davranış çizgileriyle farklı formasyonlarda durmayı uygun gören yoldaşlarımızla aynı amaçlı mücadelede ve özetlenen düşüncelerin uzantısında Dergi sayfalarımızı paylaşıyoruz. Kolektif araçların üretimine büyük değerler veriyoruz. Ortak etkinlikler düzenlemeyi, panel-söyleşilerde yan yana durmayı, deneyim aktarımında bulunmayı, birbirinden öğrenmeyi ve kitlelerle yüzleşip sorunlarımızı onların önünde tartışmayı, birlikte çözüm yöntemleri üretmeyi, yurtiçi ve dışında kitap fuarlarındaki stantlarımızı paylaşarak dayanışma içinde olmayı doğru ve uygun görüyoruz.

Sol “cenahımızın” ayrışıp bütünleşmesi Komünistlerin Birliği temelinde olacaktır. Olmalıdır. Bunun dışındaki “birlik” arayış ve anlayışları aşınmış ve de aşılmıştır.

İşçi sınıfı hareketi, sosyalist hareket, emekçi kadın hareketi, ilerici gençlik hareketi, Kızılbaş-Alevi hareketi, Kürt ulusal özgürlük hareketi, yoksul köylülük ve fukara Müslüman hareketi Devrimci ve Komünist Kadroların atacağı birleşik, güçlü, güvenilir ve donanımlı örgütsel bir adım sayesinde sıçrama gösterecektir. Bu türden anlamlı ve ileri örgütsel adımın atılmasıyla emperyalizme bağımlı devlet tekelci kapitalizminin baskı, terör, inkâr, imha ve asimilasyona dayalı gündemini değiştirip dönüştürmeyi başarmış olacağız.

Dergi faaliyetimizle amaç-araç diyalektiğini gözetirken “somut şartların somut tahlili” yöntemiyle hareket edeceğimiz tabiidir.

Somut durum neleri öğretiyor?

Komünistlerin Birliği’ni ideolojik süzgeçlerinden geçirmiş olan Kadrolarla ortak adımlar atmayı ve gecikmeden İSP’nin oluşturulması davasını gündemleştirmeyi,

- Hâkim gerici sınıfları ve sağlı “sol”lu politikalarını cepheden karşıya almayı,

- İşçi sınıfının sendikal ve siyasal birliğini gerçekleştirmeyi,

- Burjuvazinin gündemine katkı sunup kalp ilacı olan “sol” akımları “politik açığa vurma” yöntemiyle teşhis, teşhir, tecrit görevimizi daha da somuta indirmeyi,

- Emperyalizme-kapitalizme karşı tutarlı bir çizgi izleyen güçlerle devrimci esnekliği gözeten taktiksel zenginliklerimizi ilkeli ve şarta bağlı geçici ittifakları geliştirmeyi, Devrimci ve Komünist Kadrolarla daha sıkı birlik ve dayanışmayı,

- “Devrimci Oturum” düzenleme, sorunlarımızı dürüstçe masaya taşımayı, ilkeli tartışma ve sonuçlarına katlanma pratiklerimizi geliştirmeyi,

- Yeni bir sosyalist siyasî kültür ve yeni nitelikler kazanarak, yeni bir potada, yeni halitalar yaratıp, yeni bir kalıba dökülmenin önemini gündemleştirmeyi,

- Gerici reform dahi yapamayan iktidarlar karşısında konuşlanmış “sol” muhalefetin aşılıp yeni ve hesaba katılmayı hak eden nitelikler kazanabilmesine yardımcı olmayı,

- Parti olmadığı halde parti imiş gibi hareket eden örgütlerin verdiği zararı aza indirmek için tutarlı-somut-amaçlı etkinlikler düzenlemeyi,

- Hayat ve mücadelenin doğrulamadığı örgüt ve programlarında ısrar edenleri uyarıp kazanmayı ve onların üzerinde yaptırım ya da basınç uygulayacak mekanizmaları daha da hareketlendirmeyi,

- Emperyalist-kapitalizmin gündemini kitlelere öğretecek çalışmaları yoğunlaştırmayı,

- Küçükburjuva kariyerizmini karşıya almayı, aşırı teorisizme ve entelektüalizme kaymış aydınları uyarıp pratik örgütçü çabaları daha da güçlendirmeyi,

Bilmem ki daha sıralayalım mı?...

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru
Site tasarım ve kodlaması Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.
Internet Explorer 5 ve 6 sürümleri ile siteyi doğru görüntüleyemezsiniz.
Sitede gördüğünüz teknik aksaklık ve arızaları bize bildiriniz.