Ekim Devrimi, Marksizmin yaşama geçirilmesinin, emekçilerin erkinde ve sosyalist ilkeler temelinde yeni bir toplumsal sistemin yaşamın her alanında egemenleştirilmesinin dışavurumudur.
Emek egemen erkin kurulmasında, sosyalist mülkiyetin oluşturulmasında, ulusların kendi kaderini tayin hakkının gerçekleştirilmesinde, sosyalist deneyim pratiğinin komünist toplum biçimleniminin ilk aşaması olarak inşa edilmesinde engin deneyimdir. İnsanlık tarihinde ilk kez sömürülen bir sınıfın iktidara gelmesinin maddi yapısını oluşturan ve proleter devrimler çağını açan anahtardır.
İnsanlığın gelişme eğrisini temelden değiştirip yönlendiren, kapitalist dünya sisteminin bütünselliğini berhava eden ve güçler dengesini sosyalizm lehine değiştiren ana olgudur.
9 Ocak'ta 1917'de başlayan ve 18 Şubat'ta Putilov fabrikasında kendini taçlandırarak tüm Petrograd'a yayılan grevler zinciriyle Çarlığın yıkılmasını koşullayan "burjuva demokratik devrimi" sürecinin "ikili iktidar" yansıması bile, karşı karşıya bulunan sınıflar arasındaki güçler ilişkisinin açığa çıkması aşamasında tüm devrimler tarihi için temel ders olmuştur. Lenin'in bu süreci irdeleyen "İki Taktik"teki "Proletaryanın ve köylülerin devrimci demokratik diktatörlüğü şimdiden gerçekleşmiş bulunuyor, ama olağanüstü özgün bir biçimde ve çok önemli birçok değişikliklerle. bir Marksistin, her teori gibi daha çok esas olan, yaşamın karmaşıklığını yaklaşık olarak gösterebilen dünün teorisine sımsıkı katılıp kalmaması, yaşayan gerçeği, kesin ve somut olguları hesaba katması gerektiğini, bu su götürmez gerçeği iyice özümsemesi gerekir" sözleri ve "Teori gridir, dostum, ama yaşam ağacı yeşildir" saptaması iktidarı hedefleyen devrimci hareketlerin şaşmaz pusulası olmuştur. "Nisan Tezleri"nde öne çıkan "Hareketin komünist, proleter unsurlarının, küçük-burjuva unsurlardan derhal, kesin bir şekilde ve geri dönülmeksizin ayrılması" konusu da işçi sınıfının siyasi iktidarı alarak sosyalist kuruculuğa girişmesi yolunda en büyük meydan okumaydı.
Bu noktadan sonra hedeflenecek olan da elbette "bir parlamenter cumhuriyet" değildi. "Temelden doruğa kadar bütün ülkedeki işçiler, tarım ücretlileri ve köylü temsilcileri sovyetlerinin bir cumhuriyeti" idi. "Nisan Konferansı" olarak bilinen 24 Nisan günü toplanan RSDİP (B) VII. Konferansında Lenin'in tezlerinin ezici bir çoğunlukla kabul edilmesi ve tüm faaliyetlerin sosyalist devrimin hazırlıklarına yöneltilmesi, bu yolda "Bütün İktidar Sovyetlere!" çağrısının kabul edilmesi de "partinin öncü rolü ve disiplini" konusunda temel göstergeydi.
Artık partinin, Nisan Konferansı kararları temeli üzerinde, kitleleri kazanma, savaş içinde eğitme ve örgütlendirme yolunda geniş çalışmaları yaşama geçecekti. Hedef, Menşevikler ile Sosyalist- Devrimcilerin teslimiyetçi politikalarını açığa çıkararak bu partileri kitlelerden yalıtmak ve Sovyetler içinde çoğunluğu ele geçirmekti. Fabrikalarda yapılan yoğun çalışmalar yanında, ordu içinde de çalışmalar yürütülmeye başlandı. Bu amaçla, Okopnaya Pravda (Ordu Gerçeği) yayınlanmaya başlandı. Bu çalışmaların ürünleri, 30 Mayıs'da toplanan Petrograd Fabrika Komiteleri Konferansında alındı. Delegelerin dörtte üçü Bolşevikleri destekledi. Ardından 3 Haziran günü I. Tüm Rusya İşçi ve Asker Temsilcileri Sovyetleri Kongresi toplandı. Kongrede oy hakkını sahip 822 delegenin 285'i Sosyalist- Devrimci, 248'i menşevik ve yalnızca 105'i Bolşevik'ti. Menşevik Posta ve Telgraf Bakanı Çeretelli kürsüye çıktı ve "Şu anda hiçbir siyasi parti, 'iktidarı bize verin, yerinizi biz alalım' diyecek durumda değildir. Rusya'da böyle bir parti yoktur" dedi.
Lenin ise onu oturduğu yerden "Evet, böyle bir Parti vardır!" diye yanıtladı. Lenin bu çıkışı yaptığında Bolşevikler, bazı fabrikalar dışında hemen her yerde azınlıktaydı. Geleceğe güvenle bakmak için partiye güvenin ifadesi olan bu çıkış bugün bile güncelliğini koruyan olağanüstü bir ivmedir.
Haziran'ı izleyen süreçte Bolşevikler yeniden yeraltına itildiler. Çünkü "ikili iktidar" sürecinde tüm iktidarı ele geçiren burjuvazi, güçten düşmüş olan Sovyetleri ezme ve apaçık karşı-devrimci bir diktatörlük kurma hazırlığına koyulmuştu. Ağustos ayı sonunda Üçüncü Süvari Kolordusunu General Kornilov komutasında Petrograd'a yürüttüler ve karşı-devrimci darbe girişiminde bulundular. Büyük korkuya düşen Sosyalist-Devrimciler ve Menşevik liderler, Bolşeviklerin desteğini almak için büyük çaba göstermeye başladılar. Çünkü herkes biliyordu ki Kornilovu bozguna uğratabilecek tek güç Bolşe- viklerdi ve yine çünkü yalnızca onlar "parti" idiler. Ve öyle de oldu. Bolşevik Partisinin örgütlediği silahlı güçler Kornilov ayaklanmasını bastırdı.
Eylül ayına girildiğinde, sosyalist devrim için bütün koşullar iyice olgunlaşmıştı. Bu durumu gören Lenin, 13-14 Eylül tarihlerinde Bolşevik Merkez Komitesine "Bolşevikler İktidarı Almalıdır" başlıklı mektup yazarak hazırlıkların başlatılmasını istedi. 29 Eylül'de kaleme aldığı "Bunalım Olgunlaşmıştır" başlıklı yazısında, "Kuşku yok ki, Eylül sonu, bize, Rus devrim tarihinin ve bütün görünüşlere göre, dünya devrim tarihinin en büyük dönüm noktasını getirdi. Artık kuşkuya yer yok. Dünya proleter devriminin eşiğindeyiz. Ve biz Rus Bolşevikleri, biz, dünyanın, engin bir özgürlükten yararlanan yasal bir partiye, yirmi kadar gazeteye sahip bulunan tek proleter enternasyonalistleri olduğumuzdan, devrimci dönemde her iki başkent işçi ve asker vekilleri sovyetleri ve yığınlar çoğunluğu bizden yana olduğundan, bize şu sözler söylenebilir ve gerçekte söylenmelidir de: Size çok şey verildi, sizden çok şey istene- cek...Çünkü enternasyonalizm, sözlere, dayanışma bilidirilerine değil, ama eylemlere daya- nır...Bunalım olgunlaşmıştır. İşin içinde tüm Rus devriminin geleceği yatıyor. Bolşevik Parti'nin tüm onurudur sözkonusu olan. İşin içinde sosyalizm için uluslararası işçi devriminin tüm geleceği yatıyor" dedi.
Öyle de oldu. "Her şey kopma noktasına varmış bulunmakta" idi ve sorunları iktidar yolunda "ne konferanslar, ne de kongreler (sovyetler kongreleri olsa bile) çözüme bağlayamaz"dı. Sorunları ancak sosyalist devrim çözerdi. Ve tarihler 24 Ekim 1917'yi gösterirken, "parti" devrimin tüm hazırlıklarını tamamlamıştı. Saatler gecenin üçünü gösterirken Aurore zırhlısının top atışlarıyla Kışlık Saraya saldırı başladı. Ve birkaç saat içinde Kışlık Saray ele geçirildi. Sarayda bulunan Bakanlar tutuklandı. Kerenski, ABD elçiliğinin özel arabasıyla -kadın kılığına girip- saraydan kaçtı. 25 Ekim günü II. Sovyetler Kongresi'nde yeni iktidara ilişkin değişik kararlar gündeme getirildi ve kararlaştırıldı. Sabahın iki buçuğunda yeni sosyalist hükümetin kuruluş kararnamesi okundu ve onaylandı. 26 Ekim günü II. Sovyetler Kongresi "barış" üzerine ilk kararnamesini kabul etti. Bu kararnameyle, bütün savaşan halklar ve bunların hükümetleri adil ve demokratik bir barış için derhal görüşmeye çağrıldı. Toprak Kararnamesi kabul edildi. Büyük toprak mülkiyeti, derhal ve tazminatsız olarak geçersiz kılındı. Toprak sahiplerinin arazileriyle, tüm kilise, manastır ve Çar ailesine ait topraklar, hayvanlar ve tarım araçları, binaları ve eklentileriyle birlikte Köylü Sovyetleri ile bölge toprak komitesinin emrine verildi. Rusya Halklarının Hakları Kararnamesi kabul edildi. Bu kararnamede "halklar arasında gönüllü ve güven verici bir birliğin" oluşması için gerekli ilkeler ortaya konuldu. Böylece yeni bir çağ, sosyalist devrimler çağı başladı. Yaşamın her alanında sosyalist ilkeler temelinde yeni bir toplumsal sistem ortaya çıktı insanlık tarihinde.
Bu "sistem" deneyimi, başarıları ve kazanımlarıyla olduğu denli eksiklik ve zaaflarıyla da bizim geleneğimizdir. Ekim Devrimi'nden başlayarak tüm dünyaya yayılan, Avrupa, Asya ve Latin Amerika'da gerçeklik kazanan sosyalist kuruluş pratikleri de göreneklerimizdir.
Emperyalist kuşatma altındaki Sovyet sosyalist deneyiminin çözülmesi, komünistler için yaşamsal önemde büyük dersler ve sonuçlar içermektedir. Komünistler, temel olarak ideolojik ve siyasal zaaflardan kaynaklanan çözülme sürecinin verilerini, bundan sonraki mücadele pratiklerinde zayıf düşmemek ve sosyalist kuruluş sürecini daha sağlam temellere oturtmak için değerlendireceklerdir. Ama hiçbir komünist, sosyalist ülkelerde yaşanan çözülmenin içerdiği eksiklik ve sorunlarını irdelemek yerine bu deneylerin yaşamsal kazanımlarını sorgulamaz. Bilir ki sosyalist ülkeler birçok alanda hiçbir kapitalist ülkenin bugüne kadar elde edemediği başarılara ulaşmış, toplumdaki eşitsizlikleri ciddi ölçüde bertaraf etmişlerdir.
Deneyimi onların bıraktığı yerden ileri taşımak gerekir. Sovyet deneyi ve çözülüşüyle komünizmin dünyada işçi sınıfının, emekçilerin ve tüm insanlığın evrensel kurtuluş seçeneği olma özelliğinin aldığı yaraya merhem olacaklar da komünistlerdir. Çünkü ancak ve ancak sosyalizmdir insanlığın toplumsal kurtuluşunun tek yolu. Bu yolun önü her zaman açıktır. Yeter ki "evrensel" kapitalist sömürüye karşı "evrensel" sosyalist bütünleşme ve onun örgütsel gizil gücü "parti" yaşama geçirilebilsin. Bu güçle "parti" sınıf adına mücadele etme çıkmazına sapmasın, sınıfı mücadele ettirebilsin. Ve işte o zaman Ekim Devrimi'nin yolumuzu aydınlatan ışık olduğu sözleri boşta kalmasın.
Evet, işçi sınıfının siyasal erki alarak sosyalist kuruculuğa giriştiği Büyük Ekim Devrimi, hepimize eşsiz değerde bir tarihsel deneyim hazinesi sunmuştur. O, sosyalizm adına söylenmiş bir ilksözdü. Sonsöz ise daha söylenmedi. Söylenecek!
7 Kasım 2005
