Bilindiği üzere şiir antolojilerinde amaç, ortak bir eksen üzerinde şiirleri derlemek, bu konuda bir bellek ve bilinç oluşturmaya çalışmaktır. Antoloji için seçilen eksen bazen dönem, bazen tema veya ortak etkinlik vs. şeklinde olabilir. Sivaslı Şairler Antolojisi olabileceği gibi Sivas Katliamı konulu şiir antolojisi de olabilir, hatta yalnızca bir köyün şiir etkinliklerine ait Kuşsaray Köyü Şiir Antolojisi örneği gibi bile olabilir.
Ancak bir antolojinin temel özelliği hazırlanmasının hangi amaç ve ihtiyaçtan kaynaklandığına göre değişir. Belirli bir dönemin kesitini sunacağı gibi; baba, kedi, İstanbul, deprem, kadın vb. temalı da olabilir. Örneğin baba şiirleri antolojisinde iki farklı siyasal kutupta bulunan N.Hikmet ile N.F.Kısakürek şiiriyle yana yana olabilir. Buradaki ana eksen "baba" konusudur. Uzunca bir dönemi kapsayan, bu alanda bir bellek oluşturmayı esas alan antolojiler de vardır. Bu tür antolojilerde genelde "sanatçı tarafsızlığı" söylencesi hâkimdir. Büyük Türk Şiiri Antolojisi'nde olduğu gibi bir tarihsel dönemin kesiti çıkarılır, geniş bir materyal sunulur ya da öyle sanılır. Oysa ki antoloji hazırlayanın öznel düşüncesine yani dünyayı algılayışına göre hazırlanır. Ancak bu öznellik genelde "oldukça tarafsız davrandık" gibi bir söylemle de gizlenmeye çalışılır. Bütün antolojiler bir öznellikle, daha doğru ifadeyle taraflılıkla hazırlanır. Tarafsızlık edasıyla sunum koskoca bir yalandan ibarettir.
Burada antolojiler için önemli olan bir ayrımın altını çizmekte fayda var; "taraflılık-tarafsızlık" bahsinde, taraflı olduğunu açıkça beyan edenler ya da bunu gizlemek isteyenler ayrımı. Neden antolojilerin taraflılığı gizlenmek istenir peki? Sorunun en kısa cevabı; siyasî ve ticarî kaygılar şeklindedir. Ticarî kaygı, kitabın kalınlığını, adını, formatını belirler. Siyasî kaygı ise hukukla/egemenlerle olan ilişkileri... Çok eski burjuva yalanı olan "tarafsızlık" safsatasını ticarî/siyasî amaç parçalar. Asıl tarafın ne yönde olduğunu gösterir. Daha baştan ticarî amaçla çıkan ve bunu açıkça belirtenler vardır. Onlara diyeceğimiz bir şey yok. Ancak Sol içinde olup da veya öyle gözüküp de kaynağı kapitalist Batı destekli paralarla ve ticarî amaçlı bir yayıneviyle bunu yapmak tam bir aldatmacadır. Ve bu tavır ideolojik manüpilasyon anlamına gelir. Böyle projeler burjuva sanatçılarıyla sosyalist sanatçıları yakınlaştırma yani sosyal muhalefet dinamiklerinin en anlamlı bölüğünü sistem içinde ehlileştirme anlamına gelir. Bu türden davranışların şiddetle karşıya alınıp teşhir edilmesi gerekir.
Bugün sosyalist sanatçılarla burjuva sanatçıları arasındaki ayrım çizgilerinin gittikçe silikleştiği, iç içe geçtiği bir dönemdeyiz. Aradaki bu çizgileri belirlemek, hem ayrışmayı hem de böylelikle saflaşmayı gerçekleştirmek öncelikli görevlerimiz arasında olmalıdır. İçerideki-Dışarıdaki Hapishaneden Bizim Şiir Antolojisi işte böyle bir amaçtan dolayı "Bizim" vurgusunu yapma gereğini duymuştur. Çünkü 'Bizler-Onlar' ayrımı zaten vardır. Bizim Antoloji bu saflaşmada daha derli toplu olmayı, yan yana durmayı, birbirinden öğrenmeyi ve gerici akımlara karşı birlikte güç oluşturma düşüncesini güçlendirirken bunun basit bir temrinini gerçekleştirmeyi de amaçlamaktadır. "Bizim" vurgusu bir ayrım noktasıdır. Ve bu Antoloji bir ön adım niteliğindedir. Bu açıdan Antoloji'ye katılan bütün şairlere belirli sorumluluklar düşmektedir. Buradaki yöneliş, diğer antolojiler gibi sadece bir dönemi veya temayı resmetmek değil burjuva edebiyatına karşı cephe örülmesine kendi çapında katkı sunmak; kapitalizme-emperyalizme karşı birey, grup, çevre ve örgütsel duruşlarıyla dik ve onurlu kalmış, kimlik-kişilik ve düşün- sel-sanatsal özgürlüğünü korumuş olan insanlarımızla ilkeli ilişki kurmak; "Bizim" sözcüğünün içini dolduracak kolektif çabaları hareketteki diri unsurları uyumlandırmak; üretiminden dağıtımına kadar kolektif üretimi sağlamlaştırmak, bu fikri güçlendirmek ve böylelikle burjuva gericiliğine karşı yeni mevziler oluşturmaktır. "Yoksa şiirim yayınlansın da nerede yayınlanırsa yayınlansın" anlayışıyla hareket eden kariyerist şair adaylarının tatminleri için bir yayın hazırlamak değil.
Daha önce yaşanmış bir süreç olan 1980-1990 Cezaevi Şiir Antolojisi örneği üzerinde biraz durursak; Antoloji, dönemini yansıtmış, cezaevinde yaşananlar konusunda bir duyarlılık oluşturmuş olsa da birlikte iş yapma anlamında ilkesel süreklik sağlayamamıştır. Birçok şair, Antoloji aracılığıyla şiir camiasına dâhil olmuş ancak Antoloji'nin daha hazırlık aşamasında belli amaçlar doğrultusunda yeterince ilkeli bir araya gelinemediği için, her şair kendi çıkarı doğrultusunda hareket etmiştir. Yarattığı mevziiyi korumak söyle dursun bizzat antolojide yer alan şairler ve antolojiyi hazırlayan anlamında ismi başa yazılan şairler bile sürece sahiplenmemiştir. Kitaba açılan davanın duruşmalarına kimse gelmemiş, antolojiyi hazırlayan yerine hukukun özel yorumuyla ceza alan yayınevi yönetmeni aranıp sorulmamıştır. Kitapta şiirleri çıkan şairlerin büyük çoğunluğu sistemle bütünleşmiştir. İlginçtir AB'nin malî fonu ile Hapishane Şiirleri kitabına hazırlayan kişilerden biri de bunlardan biridir.
Tüm bu ve doğabilecek diğer olumsuzluklara düşmemek için İçerideki- Dışarıdaki Hapishaneden Bizim Şiir Antolojisi, bu deneyimlerin uzantısında hazırlandı. Antoloji hangi ihtiyacı karşılayacak, ortak ilkeleri neler olacak, nasıl üretilip dağıtılacak, Antoloji'de yer alacak şair ve sanatçılar nasıl seçilecek, kimlere ulaşılacak, vb anlamlar da haklı soruların cevabı aranmıştır. SORUN Polemikin 15., 16. ve 17. sayılarında bu soruları cevaplayan yazılar yayınlanmıştır. Antoloji çağrısı kolektif bir iradenin ürünüdür. Pek çok insanımız bu birlikteliğe onay vermiştir. Çağrı metnini imza koyanlar giderek artmıştır. İçerideki-Dışarıdaki Hapishaneden Bizim Şiir Antolojisi çağrı metni eleştirel katkılarla yeni bir içerik ve nitelik kazanmıştır. Antolojfde yer alan şair ve sanatçıların şiirleri yanında politika-sanat-estetik üzerine olan görüşlerini içeren yazılarına da ver verilmiştir. Şairlerin büyük çoğunluğu şiirlerini kendisi seçmiştir. Her şaire en çok 7-8 sayfa yer verilebilmiştir. Şiir seçimini Antoloji Hazırlama Kurulu'na bırakanların şiirleri arasında seçim yapılmıştır. Düşünce ve davranış olarak farklı formasyonlarda durmayı uygun bulanların bu seçimlerine saygı duyulmuş ve karışılmamıştır. Çağrı metni ve öteki yazılarda ifadesini bulan ilkesel yönelişlerimizin ruhuna ve lafzına uygun olarak "karşı-kültür cephesi" oluşturmanın ilk ve henüz nüve halindeki ilkeleri gözetilmiştir. "Karşı kültür cephesi", "sanat cephesi" söyleminin eleştirel katkılarla daha güçlenerek ete kemiğe bürünmesi amaçlanmaktadır. Bir internet sitesi hazırlığı bu düşüncelerin uzantısında ifadesini bulmuş ve hazırlıkları başlamıştır.
Antoloji'nin finansmanını Sorun Yayınları Kolektifi üstlenmiştir. Bilindiği gibi Sorun Yayınları Kolektifi proletaryanın çocuklarının terini ve kanını akıttığı Devrimci ve Marksist bir Kurum'dur. Tecimsel bir kuruluş değildir. Ne yayınevinin ne de şairlerin herhangi bir tecimsel talebi veya kaygısı söz konusu bile değildir.
İçerideki-Dışarıdaki Hapishaneden Bizim Şiir Antolojisi kimseyi sırtında taşımamayı, kimsenin kariyer hırsına alet olmamayı ve her türden kariyerist eğilimleri acımadan eleştirmeyi ilke edinmiştir. Bütün şairler üretim ve dağıtımında aktif rol almayı baştan belirtmiştir. Şairler, Antoloji çıktıktan sonra ilişkileri sürdürmeyi, yeni projeler üreterek Sanat Cephesi fikriyatını güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Böylelikle farklı formasyonlarda olup da ortak iş yapmanın kıyamet olmadığını defalarca farklı etkinlerle ispatlamayı önüne koymuştur. Antolojiye katılan bütün şairler süreci ve antolojiyi değerlendiren yazılar yazdıkça ve şairler birbirinin sanatsal gelişimine eleştirel katkılar sundukça sanatsal ilerleyişimiz güçlenecektir. Çünkü sınıflar mücadelesinde her yönden yetkin etkinlikler gerekmektedir. Sanatın dönüştürücü ve geliştirici gücüyle burjuvazinin gerici sanat anlayışına karşı örülecek Sanat Cephesi yolunda İçerideki-Dışarıdaki Hapishaneden Bizim Şiir Antolojisi bir mevzi daha açarak bu fikriyatı güçlendirebilirse amacına ulaşmış olacaktır. Umuyor ve bekliyoruz ki, bu Antoloji deneyimi bundan sonraki kolektif üretimlerin bir örneği, daha nitelikli çalışmaların basamağı olur.
7 Aralık 2005
