Popülist ve Yoz "Kültür"e Karşı Sanat

Meral Kaşoturacak

Toplumun Kendini Bulma Eylemi Olarak Sanat, Rolünü Oynayabi­liyor mu? Bu Konuda Yaşanan Sorunlarımız...

Türkiye tarihine baktığımızda, ilerici-özgürlükçü sanat adına önemli bir kavga verilmiştir, verilmektedir. Sanat ve edebiyatın gelişimi çok eskiye dayanmasa da azımsanamayacak ürünler yaratılmıştır.

Bu konuda 20. yüzyıl edebiyatta, müzikte, resimde, egemen zihniye­tin etkilerini tam kıramazsa da belli bir birikim yaratmış, ancak bir bü­tünden baktığımızda, tabandan beslenen tabana yayılan, işçi ve emekçilerin kültürel, sanatsal, politik eğitimlerine katkı getiren, toplum­sal dinamikleri canlandıran bir gelişme düzeyinden söz etmek zordur. Toplumun iç çelişki ve çatışmalarından ziyade, homojen bir yapı olarak görülmüştür.

Yakın tarihimizde '60'lı, '70'li yıllar, '90'lı yıllar sanat ve toplumsal hareket diyalektiğinin daha da gelişkin olduğunu söyleyebiliriz. Müzik, tiyatro, resim, şiir, edebiyat alanında toplumsal çelişkiler daha radikal ele alınmış, halkın dili, yüreği olmaya çalışılmıştır. Ancak bu dönemde burjuva ve küçükburjuva sanatçılarının "bunalım edebiyatı" da denilen, toplumdan, hayattan, üretimden kopuk, anlaşılmaz bir jargon, bir biçim öne çıkmıştır.

Bu genel özetten yola çıkarak, ilerici sanatın neden beklenen ihtiya­ca cevap veremediğine ve bu konudaki genel sorun ve tespitlere de­ğinmek istersek, öne çıkan noktaları şöyle sıralayabiliriz:

-   Sanatçı ve onun ürünleri toplumsal ilişkilerde mutlaka taraflı olmak zorundadır.

-   Birçok sanatçı ideolojik yalpalanmaları nedeniyle elitize olmaktan kurtulamamıştır. Sanatçı, sanat yapmak adına toplumdan kendini so­yutlamış, ya da toplumla buluşma adına varolanı betimlemekle yetin­miştir.

-   Tarihten, toplumdan yeterince beslenmemiş, insanın yarattığı de­ğerleri özümsemek, güncelde yeniden anlamlandırmak yerine anlaşıl­maz tekrarlara saplanmıştır. Mitolojinin ele alınışı buna örnektir. Mito­loji, iyimser ve dinamik bir yorumla incelenmemiş; idealizme, biline- mezliğe yeterince karşı çıkılmam ıştır. Sonuç olarak yüzeysellikten kur­tulamamıştır.

-             Sanatın felsefesi üzerine de yeterince kafa yorulduğunu söylemek zordur. Bu konuda yazılmış eserlerin azlığı önemli bir göstergedir. Ay­nı zamanda bu eserlerin niteliği tartışma konusudur. Biz daha çok olay, olgu, süreç ve verilere doğal yeteneklerimizle bakmışız; el yor­damıyla yürümüşüzdür. Bakış açısında formel mantıkla düşünmeye, kaba redçi ya da slogancı ürünlere yönelinmiştir.

-   Sanatçıya bilimsel, metodolojik eleştirel katkı yapılmamıştır. Yap­maya yönelenlerin çabaları sınırlı kalmış ya da kuşatılmıştır.

-   "Kimin için sanat?" sorusuna pratikte ne cevap verdiğimiz önemli bir konudur.

-   Donanımlı sanatçı -genelde ve özellikle- ülkemiz koşulları söz ko­nusu olduğunda önemli bedelleri göğüslemek zorundadır. Bu konuda da iyi bir sınav verdiğimiz söylenemez.

-   Son dönemlerde tarihten, halk kültürü ve geleneklerden beslenme konusunda bir eğilim gelişmiştir. Bu alanda da popülizme kaymalar olmuş, bilimselliğin ve yaratıcılığın çıtası yükseltilememiştir. Ancak gü­nümüzün çelişme ve çatışmaları daha karmaşıktır. Yeni şeyler üret­mek zorundayız.

-   Yeni eskimiş, aşınmış ve aşılmış olanın bağrında hesaplaşılarak üretilecektir.

-   Toplum olarak ağırlaşan hayat koşulları, geçim sıkıntısı, manevi motivasyonu daha geri plâna atmıştır. Tv, tek eğlence, dinlenme ve moral aracı olarak görülmektedir. Bu araç, sistemin kendini yeniden üretmesinde çok önemli ve uyutucu bir işleve sahiptir. Ve ilerici- özgürlükçü sanat adına çabalar bu kuşatmayı kırıp aşamamaktadır. Orta ve ara katmanlar da sınıfsal doğaları itibariyle statükocudur ve sorgulayan her şeyden kaçmayı yeğlerler.

-   Sanat adına üretilenlere baktığımızda, tabuları yıkmakta zorlandı­ğımız açıktır. Devlet, resmî tarih, şiddet ve daha birçok konu böyledir. Meselâ, çokça adını duyduğumuz "Mustafa Suphi Destanı" katliamı yaratan ideolojik-sınıfsal zihniyete dokunmamıştır. Şovenizm, sosyalşovenizm sınırı da aşılamayan tabulardandır.

-   Resmî ideolojilere kapılarak kolaycılığa kaçış -ve doğallıkla- tem­bellik, ezbercilik gibi eğilim sorunlarımız da vardır. Sadece yeteneğe, özümüzdeki cevhere fazlaca güveniriz. Bilimsel düşünce yöntemiyle çalışkanlık unutulur. Böylece çoğu kere sistemin yönlendirmesine giril­diği fark bile edilmez. Burada söylediklerimizi elbette kendimizi katarak da söylüyoruz.

Bilimsel düşünme, yaratma özgünlüğünün ve özgürlüğünün olmayışı, dar grup anlayışlarının biçimciliği, sanata teknik ve basit bir "zanaat" gö­züyle bakmayı da getirmiş, böylelikle küçük esnaf kafalı "zanaatçı" tipoloji- sinde sanatçılar üretilmiştir. Bizlere düşen, insanlığın bütün birikimlerini eleştirel gözle sahiplenerek her türden biçimciliği, idealist savruluşu ve resmî ideoloji kapanını yıkarak yeniyi üretmektir. Üreteceğiz de...

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru
Site tasarım ve kodlaması Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.
Internet Explorer 5 ve 6 sürümleri ile siteyi doğru görüntüleyemezsiniz.
Sitede gördüğünüz teknik aksaklık ve arızaları bize bildiriniz.