Birlik konusunu bulunduğumuz coğrafyadaki sosyalist hareket, işçi sınıfı hareketi, devrimci ve Marksist sol dönem dönem gündemine aldı. Hiç bir çevre birliğe ilişkin olarak karşı çıkışta bulunmadı, birliği savundu. İş, birliğin somut pratik adımlarına gelince, birlik konusundaki samimiyet derecesi ortaya çıktı. Birlik ama;
"Birliğin teorisi Birliğin yöntemi Birliğin sorunları Birliğin temel ilkeleri Birliğin programatik çerçevesi İdeolojik birlik Programatik ve siyasî birlik Birliğin bileşenleri...
şöyle olmalıdır" gibi birlik anlayışını-gerekçelerini öne sürerek anti- birlikçi bir tutum sergilenmiştir.
Bizim burada sözünü ettiğimiz platform birlikleri, güç birlikleri, eylem birlikleri, cephe birlikleri değil, devrimci sınıf partisi birliğidir.
Bizim burada yine üzerinde özellikle durmak istediğimiz nokta, sosyalistlerin birliği konusu değil, marksistlerin-komünistlerin birliğidir.
Diyalektik Birlik
Diyalektik birlikte, farklılık, çelişki, çatışkı, uzlaşır çelişki, uzlaşmaz çelişki gibi zıtların birliğinden söz edilmeden birlik sorununa yaklaşıla- maz. Aynılar zaten aynıdır. Aynıların birliği olmaz. Eğer diyalektik birlikten söz edeceksek ve birlik konusunda ilkeli ve samimi isek karşımızdaki birlik muhataplarına "bana benzeyeceksin" diyemeyiz. Muhataplarımıza "sen, ben, o, siz, onlar, hepimiz bize benzeyeceğiz / sen- tezleşeceğiz" demek durumundayız. Diyalektik birlikte ideolojik birliği birinci gündem maddesi olarak dayatmak, bana benzeyeceksin demek anti-birlikçi bir tutumdur.
|
Diyalektik birlikten gelene geç diyen "Mevlevi Tekkesi" de anlaşılmamalıdır. Burada birliğin çerçevesinde bulunan güçlerin farklılıklarının, çelişkilerinin, çatışkılarının uzlaşır bir nitelikte olanlarının birliğin bileşenlerinden olduğu bilinmek zorundadır. Burada birlik için temel |
alınacak ölçüt; işçi sınıfını ve işçi sınıfının müttefik politikasını, işçi sınıfının kapitalizme karşı proleter devrimini ve devrimci bir işçi iktidarını, sınıfsız topluma yürümenin önkoşulu görenler olacaktır.
Birliğin (Bölünmenin) Bir Ayracı Olarak Tasnifleme
Sosyalist hareket içerisinde bulunan akımlar-gruplar kendi varoluşlarını realize ederken ve birliğe ilişkin görüş bildirirken belirli bir tasnif yapma zorunluluğunu hissetmektedir. Ancak tasnif, adetâ kendi siyasal varoluşunun gerekçesi olmaktadır. Her yaşanan ayrışmada, önce ayrışmanın gerekçeleri sonra tasnif gelmektedir. Tasnifte grubun kendi yeri belirtilirken "en"lerle başlayan "öncü müfreze"den bahsedilmekte, grup aidiyeti merkeze konmaktadır. Grup kendiliğinden sosyal meşruiyeti olmadığı halde kendisini proletaryanın ya da devrimci halk hareketinin yegâne temsilcisi olarak görmektedir. Kendi dışındaki grupları ise kendi duruşuna bakarak değerlendirmektedir. Kendi sağında duranlara "oportünist, revizyonist, sağ sapma, parlamenterist, ...", kendi solunda duranlara "sol sapma, maceracı, devrimci demokrasi, goşist,...) diyerek tasniflemektedir.
Bu tasnifleme her grubun geldiği geleneğe-göreneğe uygun biçimde değişmektedir. Kısacası kendisini merkeze yerleştiren grup, kendisini proletarya sosyalizminin temsilcisi, sağındakilerini burjuva sosyalizmi akımlarının temsilcileri, solunda duranları ise küçükburjuva sosyalizmi akımlarının temsilcileri olarak görmektedir.
Özcesi sosyalist akımlar kendi tasniflemelerini, devrimci akımlar kendi tasniflemelerini yapmaktadırlar. Bu akımların tasniflemelerindeki kasıt, kendilerine yakın olanlarla uzak olanların saptanmasını sağlamaktır.
Marksistlerin ciddî bir tasnifte bulunabilmeleri için, önce netleşmeleri gerekmektedir. Netleşmeyi sağlayacak en önemli adım komünistlerin "Birlik Sorununu" çözmeleri, parçalı duruşlardan, merkezi duruşlara geçişlerinin sağlanması, komünist siyasetin icra edileceği merkezi- devrimci bir işçi sınıfı partisinin oluşturulmasını gerçekleştirmeleri gerekmektedir.
Komünist siyaset oluşmadan sosyalist akımlarla ve devrimci akımlarla etkileşime girmek devrimin sorunlarına çözüm üretemeyecektir.
Birliğe Kulak Tıkama Gerekçeleri
"Komünistlerin parti birliği sağlanmıştır. Öncü-önder parti yaratılmıştır. Böyle bir sorun kalmamıştır." gerekçesiyle birliğe kulak tıkayanlar.
Kendi grubunun 'İşçi sınıfı partisi' olduğunu varsayarak, "Parti vardır. Asıl sorun partinin güçlendirilmesidir. Birlik arayanların adresi partimizdir. Gelin katılın" gerekçesini sunarak birliğe kulak tıkayanlar.
"Birliğin sağlanabilmesi için, birliği sağlayacak güçlerin kendi grubu gibi 'politik mücadele'nin içerisinde kitlesel bir güç olması, bedeller ödeme pahasına varlığını sürekli hale getirmesini" gerekçe göstererek birliğe kulak tıkayanlar.
"Birliğin mücadele içerisinde önce 'Mücadele Birliği'nin sağlanarak gerçekleştireleceği"ni gerekçe göstererek, ertelemeci bir mantıkla birliğe kulak tıkayanlar.
"İçinden geldiği gelenek-görenekle daha kolay doku uyuşması sağlayacağını, bundan dolayı gelenekteki gruplarla birliğin sağlanmasını" gerekçe göstererek birliğe kulak tıkayanlar.
Müşkülpesent bir edayla "bu coğrafyada Bolşevik bir akım yoktur. Bu coğrafyada komünist bir akım yoktur. Önce Bolşevik-Komünist bir akım-hareket yaratılmalıdır." gerekçesiyle birliğe kulak tıkayanlar.
"Birlik sağlayacağı güçleri, bileşenleri önceden saptayarak ve ancak bunların komünist olduğunu varsayarak; bunun dışındaki güçleri birlik kapsamında görmediklerini" gerekçe göstererek birliğe kulak tıkayanlar.
"Şimdilik örgüt olduklarını, partileşme süreci başlatıp, doğrusal büyüme ile partileşeceklerini söyleyerek Partileşme sürecinden sonra sola ve devrimci harekete müdahale ederek birliği sağlayacakları" gerekçesiyle birliğe kulak tıkayanlar.
Örgütsel sürekliliğini tek amaç haline getirerek, mevcut yapısını korumayı ve sürdürmeyi temel alıp "vardık, varız, varolacağız" gerekçesiyle birliğe kulak tıkayanlar.
İkili, üçlü ... yapılan birlik görüşmelerinde yaşanan olumsuzluklara vurgu yaparak "sütten ağzı yanıp, yoğurtu üfleyerek yeme" gerekçesiyle birliğe kulak tıkayanlar.
"Asıl sorun birlik değil, çağı, dönemi yeni bir yoruma tabi tutmak; 'yenilenmek', yenilenmeyi sürdürmek ve yenilenmeyi tamamlamak. İdeolojik-teorik-politik/örgütsel yenilenme birliğin harcı olacaktır" gerekçesiyle birliğe kulak tıkayanlar.
Kendisinden sayıca az olan grupları yutma hesabıyla, birliği kendi merkezinde görme gerekçesiyle birliğe kulak tıkayanlar.
"Aydınlarla, dergi çevreleriyle, fikir kulüpleriyle, ... örgütsel faaliyet yürütmeyenlerle birlik olmaz. Sınıf hareketi içerisine yönelenlerle ve sınıf hareketi içerisinde mevzi kazananlarla birlik olur" gerekçesiyle birliğe kulak tıkayanlar.
'Komünistlerin Birliği'ne çokça vurgu yapıp, birlik için çeşitli platform önerileri sunup, bu platformun amaç, ilke ve önceliklerini doktriner bir tarzda savunma, amaç, ilke ve öncelikler temelinde platformu komünist bir örgütlenmeye dönüştürme." gerekçesiyle birliğe kulak tıkayanlar.
Sosyalist ve devrimci akımların hangi gerekçelerle olursa olsun birliğe kulak tıkamaları, sosyalist hareketin sorunlarına, devrimci hareketin sorunlarına ve devrimin örgütlenmesi sorunlarına çözüm ürete- memektedir.
Komünistlerin Birliğinin Sağlanması Yöntemi Olarak Kongre Yöntemi
I. Tüm Türkiye Komünistleri Kongresi (I. TTKK) Yöntemi
Kongre yöntemi, mevcut sol örgütsel parselasyona/enflasyona/ anarşiye yeni bir halkanın eklemlenmesini değil, aşılmasını içerir.
Kongre yöntemi, herhangi bir grubun kendi doğrusal gelişimi- büyümesi yolunda gerçekleştirilmiş bir kongre değildir ve bu yöntem coğrafyamızda sık sık grupların tekrarladığı kongrelerle, konferanslarla, kurultaylarla karıştırılmamalıdır. Yine bu yöntem, kendisini parti formunda tanımlayan herhangi bir grubun-örgütün tüzük hükümleri gereği belirlediği zaman dilimi içerisinde gerçekleştirdiği periyodik toplantılarla da karıştırılmamalıdır.
Kongre yöntemi herkese açık olan bir kapsama sahip değildir. Kongre bileşenlerini Marksist gruplar, çevreler, hareketler, örgütler oluşturur.
Kongre yöntemi, yerellik ve amatörlükten kurtulma, merkezî- kolektif-komünist irade oluşturma çabasıdır. Bu çabanın kendisi aşılmış dar grup faaliyetine indirgenemez.
Kongre yöntemi, birliğin dayanacağı ve besleneceği tarihsel referans kaynakları, uluslararası ve coğrafî düzlemde belirleyici olan hareket ve dönemeç noktalarını temel alır. Haklılar Birliği, Komünist Li- ga'dan başlayarak III. Enternasyonal'in tasfiyesine kadar dönemdeki ideolojik/teorik/politik-örgütsel birikim; Komün'ü ve Ekim'i zenginleştiren ve besleyen Çin Devrimi, Küba, Vietnam... devrimleri, Avrupa KP'lerinin devrimci deneyim ve birikimleri, Ulusal ve Toplumsal Kurtuluş Devrimleri; coğrafî düzlemde uluslararası ve yerli -iç- deneyim, birikimimiz ve zenginliğimizin ürünü olan Tarihî TKP, Anadolu coğrafyasının devrimci emekçi halk hareketleri geleneği, yerel yönetim deneyimleri, işçi sınıfı hareketinin en anlamlısı 15/16 Haziran geleneği, sosyalist ve devrimci akımların devrimci deneyim ve birikimleri, emekçi halk hareketleri deneyimlerini sentezlenmesi gereken zengin bir hazine olarak görür.
Kongre yöntemi, soyut bir sınıf, soyut bir emekçi halk, soyut bir kitle tanımlamasına ve bakış açısına sahip değildir. Sınıfın, emekçi halkın, kitlelerin tarihsel-toplumsal, coğrafî, etnik, kültürel, dinsel... etkilenmeyle şekllendiğini bilir. Şekillenmeyi diyalektik olarak etkileşim, çatışma, sentezleşme ürünü olarak ele alır. An'la ilgili durum saptamala- rıyla tanımlanan, toplumsal/tarihsel bütünlükten yalıtık yapılan tespitleri karşısına alır. Bu türden tespit yapanları, burjuvazinin çizdiği alanlarda kendisine yer aramaya çalışanlar olarak görür ve teşhir eder. Sıkça duyduğumuz: "Sosyalist hareket, işçi sınıfı hareketi, devrimci hareket dibe vurdu. Ne dünyamızda, ne de ülkemizde kuş uçmuyor, yaprak kımıldamıyor, tıs yok. Bu koşullarda yapacağımız şey bellidir. Dünyada ve ülkemizde yeni bir devrimci dalga gelmediği sürece, daha uzun süre bir durgunluk dönemi yaşayacağız. Bu koşullarda yapılacak şey kendimizi korumaktır" türünden yapılan sözümona saptamalar ve değerlendirmeler elitist, konformist, ve sadece izleyici/gözleyici bir bakış açısını yansıtır. Bu bakış açısı adetâ bir Mehdi'yi bekleme sürecine girmiştir. Bu havaleci bakış açısı sınıfın devrimcileşmesini/ devrimcileşti- rilmesini, hatta kendisinin devrimcileşmesini dışarıdan esecek sol- sosyalist rüzgarlara havale etmektedir. Kongre yöntemi durum sapta- malarıyla yetinmez. Bu saptamalardan hareketle durumun nasıl devrimci tarzda dönüştürülüp, değiştirileceğinin yol, yöntemini belirler ve değiştirme ediminin örgütlü iradesini ortaya koyar.
Kongre yöntemi dayatmayı değil, gönüllü birliği, kolektivize olmayı, kolektif içerisinde değişip-dönüşmeyi-disipline olmayı esas alır. Kongre öncesi ikliminin/altyapının oluşması için örgütlü bir hazırlığı içerir. Kongre yöntemi, kongre gerçekleştirilene kadar geçici olmak kaydıyla önsel bir hazırlık örgütlenmesini öngörür.
Kongre yöntemi, bireyin değil, organın çalışmasını temel alır.
Komünistlerin kongre yöntemiyle birliği sağlanmadan devrimci bir işçi sınıfı partisi oluşturmak olanaklı değildir.
Kurumsallaşmış kadrolar "somut şartların somut tahlili"nden hareketle çeşitli konferans, kurultay gibi araçları tüm süreçlerde gündeme getirir. Kongre yöntemi ise 'Partileşme Sorunu'na nihaî kararı verir.
Kongre yöntemi aynı zamanda II. Tüm Türkiyeli Komünistler Genel Birlik Kongresidir de. Kongre yöntemi ile uluslararası Marksist akım temsilcilerinin dışında kalan örgütlenmelerin, örgütler anarşisine son verecektir. Kongreye gönüllü/iradî katılmak isteyen uluslararası Marksist akım temsilcileri de, herkesle, hep birlikte everensel yeni bir kalıba dökülmek/sentezleşmek istiyorlarsa, bu akımların da katılımları sağlanacaktır.
Kongrenin hazırlık süreci tamamlandıktan sonra, geçici/önsel hazırlık örgütlenmesi lağvedilip kongrenin iradesi temel alınacaktır.
14 Nisan 2006
