PARA VE İNSAN
her şeydi para ve hiçbir şey
yüzlerce boğadan artakalan
bekaret kadar yalan
çanında kiliselerin
kutsal bir piç kadar gerçek
ve baz istasyonuydu ucunda minarelerin
kriz ve intihar savaş ve kan
radyasyonlu bulutlarda çakmağıydı Azrail’in
sevabı günaha çeviren günahı sevaba
helâli harama haramı helâle çeviren
kömür ve kül toz ve duman
ve ecel şerbetiydi emzikten düşmüş bebelerin
hastaneler okullar insan için değildi hayır
para içindi ette kemikte ve ciğerde
aç kurtlar gibi uluyan
dur burada alnından hayat akan
yüzünden bal akan dur
ekmeği kâğıtla tartanı şarabı günahla
tuttuğu altın olanın rüzgârında savur
gökyüzündeki yıldızlar kadar çok
ve güz ormanları kadar rengârenk
her dilden urbasını dağların
altın avcısının nefesiyle kuruttu
suları dumanıyla körüklerin
sülük hakkı için ruhsat alıp
her ırmağı bir çölde boğdu
lavları gözlerden aktı metallerin
borsaların rahminden daha kısır
kanser hücresinden daha doğurgan
para içindi havada uçak yerde tank
ovada çöl olmak para içindi
para içindi cenneti cehenneme çevirmek
mevki ve makam yal ve yalak
suç ve ceza cellat ve satır
al basmış uykularda lohusa korkusu
buğday ve pamuğun karşısında
hisseleri himalayalar gibi yükselen
borsaların en oynak orospusu
ve en kısır memesi tahvillerin
saldır dedi saldır
nehirleri fabrika atığıyla kurut
ovaları tozuyla nükleer santrallerin
varsın kurusun bütün vadiler
bütün ovalar çöl olsun
ne dalında yemiş yüklü sonbahar
ne bulutları ak kürtüklü gökyüzü
bağırsaklarında aç solucanlar kıvrananları
varsın dolar ve elmas altın ve gümüş doyursun
hiçbir şey olmadan her şey olan
tanrıların tanrısı ve kölesi kan emicilerin
düşlerinden başka cenneti kalmayanların
cennette kalmış düşleri
her başakta sararan ne altındır
ne de zümrüttür her asmada yeşeren
dur burada yüzünde karanfiller açan
yüreğinde elmalar kızaran dur
tuttuğu ekmek olanla sev beni
elleri gül tutanla vur
bir ormanın renkleri kadar çeşit çeşit
bir kovanın arıları kadar kardeş
ne dişler birbirine kenetli
ne yüreklerde ateş
biz ki maddede sevdik emeğimizi
emeğimizde kendimizi sevdik
dur burada mermere biçim veren
mermerin biçim verdiği burada dur
bir damlada okyanus olmanın sırrını gör
mertebesine çık bir okyanusta damla olmanın
bu işte sevmek sevilmek
yaratmak yaratılmak bu
bu hep bir ağızdan indirmek dallardan mutluluğu
