Eleştiri: SORUN Polemik Dergisi üretim faaliyetini yoğunluklu olarak II. Tüm Türkiye Komünistleri Kongresi (II. TTKK) yöntemini bilince çıkarmaya odaklamıştır. 'Komünistlerin Birliği' davasını dile getiren bazı siyasî eğilimlerin çabaları geçmişte de, günümüzde de hiç bir başarı sağlamamıştır. Yer yer birer söyleme ya da grupsal duruşlara neden olmuştur. Kolektifiniz, TKP'nin ve 15/16 Haziran'm bir hizibi midir? Sol'un günümüzdeki konuşlanışı bir gerçekliktir. II. TTKK yönteminin bu gerçekliği aşıp vücut bulması biraz 'ütopik' bir yönelişi andırmaktadır. Kolektifiniz, bu gerçekliği nasıl kırıp aşacak ve II.TTKK yöntemini gerçekleştirecektir?
Ayrıca, Kolektifiniz in son aylardaki etkinliklerinden nasıl bir sonuç çıkarmaktasınız? II.TTKK'nın maddî altyapısının hazırlanması konusundaki görüş, öneri, izlenim, gözlem ve nesnel gerçekliği yansıtan bir değerlendirmeyi yapabilir misiniz?
Cevap: Eleştiri ve sorularınız Kolektifimiz i yeterince tanıyamamaktan ileri geliyor. İlginizi bilince taşıyacak maddî bilgiler belgelenmiştir. Bir yandan bunları ayrıntılı inceleyerek, öte yandan yazılı eleştiri ve soru sormak yöntemi yerine bizzat 'gezegenimize' gelerek kadrolarımızla tanışıp tartışabilirsiniz. Ayrıca, düzenlediğimiz etkinliklere katılarak dinleyenlere verilen söz hakkınızı da özgürce kullanabilirsiniz. Bazı zorunlu tekrarları içerse de Kolektifimiz:
a) Kolektifimiz, Tarihî TKP'nin, yani 10 Eylül 1920 geleneğinin günümüzde doğal bir uzantısı olabilecek tarihî bir sürecin yeniden örgütlenmesinden yanadır. Kolektifimiz, bir Yayın Kurulu disipliniyle çalışan bir Kurum'dur.
b) Tarihî TKP'nin isim, sıfat ve devrimci geleneklerini sömürenlerden biri değiliz. Adına ve geleneklerine layık bir TKP'nin oluşturulmasından yanayız. PARTİ ve 'Partileşme Sorunu' gibi konuları Bilimsel Sosyalizm-Komünizm davasını belirleyen temel ilkeler uzantısında değerlendirmekteyiz. Türkiye'de Marksizm-Leninizm ve Proletarya Enternasyonalizmine sıkıca bağlı bir PARTİ'miz yoktur. TKP'nin adını sorumsuzca kullanmaya yeltenenler birer "resmî" ya da "muvazaa" partisi görünümündedir. Parti değil, örgüttürler.
c) Devrimci ve Marksist Kadro olmayı hakkeden herkesin grup kurma özgürlüğü vardır. Kolektifimiz, anılan hiziplerden, hizipçi duruşlardan biri değildir. Allah yazdıysa bozsun. Grup kurma özgürlüğü devrimci bir maya çalabiliyorsa bu çok faydalıdır. Grup (hizip) devrimci mücadeleye zarar veriyorsa, yani hizayı bozuyorsa, devrimci bir maya çalamıyorsa çok zararlıdır. Kolektifimiz tarihî TKP ile 15/16 Haziran Hareketi geleneklerimize zarar veren hizipçi, hizayı bozucu bir işleyişe sahip değildir. Aksine böylelerini teşhis, tedavi, teşhir ve tecrit edici bir konumdadır. Marksizm-Leninizm ve Proletarya Enternasyonalizmi davasına zarar verenlerle araya kama sokmakla gerekli bir ayrışma- bütünleşme işlevini yerine getirmektedir,
ç) "Komünistlerin Birliği" davası Kolektifimiz in bir keşfi değildir. Evrensel düzeyde tüm komünist kadroların birleşme, ayrışma ve bütünleşme süreçlerinde denenip-sınanmış bir yöntemdir. Lenin'in RSDİP'in oluşturulmasında, Mustafa Suphi ve Yoldaşlarının 1919- 1920'lerde I.Tüm Türkiye Komünistleri Kongresi (I.TTKK)'nde gerçekleştirdiği Marksist bir yöntemdir. Kolektifimiz in "Komünistlerin Birliği" davasını lâfzen zikreden, fakat sosyal-pratikte pratik örgütçü çalışmalardan, yaratıcı diyaloglardan kaçan ve de aşırı teorisizme, ente- lektüalizme kaymış kesimlerden değildir. Aşırı teorisizm, entelektüa- lizm, dogmatizm ve sekterizm Marksizm dışı akımlardır. Türkiye'de üniversite okumuş yarım-aydınların temsil ettiği bu türden duruşlarla entelektüel birikime sahip yeni nesillerin temsil ettiği duruşlar sosyal- pratikte yeterince sınanmıştır. Yine de sınanmaktadır. Kolektifimiz in duruşu geçmişteki ilkesiz birlik çabalarıyla asla örtüşmez. Devrimci ve Marksist birikimi olan ve mücadelenin ateşinden gelen kadrolar II.TTKK'nın ne denli hayatî ve acil bir sorun olduğunun farkındadır. Kolektifimizde doğallıkla kadro olmayı hakedenlere hitap etmektedir, şu aşamada.
d) II.TTKK yöntemi asla 'ütopik' (ham hayalci) bir yaklaşım değildir. Devrimciler, Komünistler doğallıkla ve zaman zaman devrimci ütopyacı, devrimci romantik ve dönüştürücü niteliklere sahiptir. Zaten devrimci ütopyası olmayana komünist denilmez. Devrimci hülyası, coşkusu, heyecanı, tarihsel iyimserliği ve dinamizmi olmayanlara nasıl devrimci diyeceğiz? II.TTKK yöntemi sonuç alıcıdır ve hareketimizin "örgütler anarşisi"nden kurtarılmasıdır. Siyasal ve sosyal devrimin yolunun döşenmesidir. Mevcut şu engin potansiyel birikimin enerjiye çevrilmesidir. Sosyal kurtuluşumuzun, güvenilir araçlarımızın işbaşı yapmasıdır... Ve onlarca bilimsel gerekçemizin özüdür.
e) Burjuvazinin sağlı "sol"lu binbir kuşatmasını nasıl mı aşacağız? Kapitalist anarşinin yabancılaştırdığı insanlarımızın en ileri unsurlarını yeniden kazanarak, doğruların ve hakikatin kavgasını vererek, ayağımızı bulunduğumuz coğrafyanın gerçekliğine sağlam basarak, özel hayatı, işi ve üretimi bütünsellik gösteren bütün birimleri sevip-sayarak, onlara büyük değerler vererek, yok saymayarak, kucaklayıcı, çeşitli ve çok yönlü iştişarî toplantılar düzenleyerek, bu amaca yönelik konferans ve kurultaylar örgütleyerek, hayatın ve mücadelenin tüm alanlarında birlikte iş yapılmasını gündeme taşıyıp bazı zorlamalarda bulunarak, sanat, estetik ve politikanın aynı yerde olduğunun kavgasını vererek, düzenle arayı açmaya aday bütün birimlerle dostluk ve dayanışma yaparak, Bilimsel Sosyalizm-Komünizm davasına bağlı herkesle iletişim kurarak, yaratıcı diyalogları gerçekleştirerek, işçi sınıfının sendikal ve siyasal birliğinin ne demek olduğunu bilince çıkararak... Bilmem daha sayalım mı? Yolu açacak onlarca konu ve iş var.
Kolektifimizin konumuna gelince:
6. "Komünistlerin Birliği" davasının hazır bir reçetesi yoktur. Kolektifimizin dışımızdaki kadrolarla tartışmaya aday hazırlık çalışmaları vardır. Fakat tek başımıza hazırlanmış dayatmacı bir programımız yoktur. Olacaksa, kadrolarla tartışılacak ve birlikte üretilecek programlardan yana olmak durumundayız. Devrimci yasallığı ve sosyal meşruiyeti olan kurumsallaşmaların yolu buradan geçer. Bu dava; sağda ve "sol"da oldukça egemen olan bilcümle 'resmî' ritüel, mistik ve meta ilişkilerinin kırılıp aşılması bilimsel bilgi ve bilinçlenmeyi öne çıkararak ilerleyecektir.
7. "Komünistlerin Birliği" davası; Devrimci ve Marksist kadroların iletişim kurmasına, yaratıcı diyalogların önünün açılmasına ve bu yolda bir iklim ve altyapının hazırlanmasına bağlıdır. Öte yandan "Devrimci Oturum" düzenleme, sonuçlarına katlanma disiplinleri kazanmamıza, demokratik tartışma, ikna ve sosyalist demokrasiyi uygulama ve devrimci normları bütün süreçlerde işletmemize bağlı bir süreçtir. Amaç, hareketimizi düzeyli bir ortama kavuşturmaktır.
8. "Komünistlerin Birliği" davası konusundaki etkinliklerimizin dost- düşman herkesin gözünün önünde cereyan ettiğini görüyorsunuz. Bu etkinliklerden ve süreçten çıkardığımız sonuçları ilgili bütün kesimlerde paylaşmak için Dergimizi ve telif çalışmalarımızı ayrıntılı inceleyebilirsiniz. Bu konular yörüngesinde soru ve eleştiri yönelten herkesi anlamak için bizler, sizler /onlar/ kadar "şanslı" sayılmayız. "Komünistlerin Birliği" davasına duyulan ilgiyi dergi ve internet sayfalarından çıkarıp ayakları üzerine oturtmak gerekiyor.
Eleştiri: Resmî tarih anlayışları ile resmî ideolojiler üzerine yaptığınız eleştirileri ilgi ile izliyorum. Bu konular hakkındaki görüşlerinize de katılıyorum. Fakat Dergi nin yazım kurallarında inceltme işaretlerinin kullanışını da bir resmî ideolojiyi olumlama olarak görüyorum. Türkçe yazım kurallarında artık bunlar kullanılmamaktadır. TDK'nın yazım klavuzunu neden örnek almıyorsunuz?
Cevap: Bulunduğumuz coğrafyada kullandığımız türkçe lisanı resmî tarih anlayışı ile resmî ideolojiler tarafından âdeta köreltilmiştir. TDK ve TTK (Türk Dil Kurumu-Türk Tarih Kurumu) bütün resmî anlayışların merkezidir. Sistemin; Anadolu ve Mezopotamya emekçi halklarının dil, tarih, kültür, gelenek, görenek, inanç, müzik, folk, vb. zenginliklerimizin geliştirilip güçlendirilmesi konusunda hiç bir ciddî ve bilimsel bir çalışması yoktur. Sistemin mantığı baskı, inkâr, imha ve asimilasyona dayalıdır. TDK'nın öztürkçecilik akımı ya da "dilde devrim" gibi bilimsel olmayan yaklaşımı emekçi halkların geçmişiyle olan bütün bağlarını koparmış, uyduruk, köksüz ve özsüz bir dil (lisan) anlayışını egemen kılmak istemiştir. "Dilde devrim" üretim, mülkiyet ve paylaşım ilişkilerinin işçi sınıfı ve emekçi halkların yararına dönüştürüldüğü süreçlerde gerçekleşir. Emir-komuta ya da başka dillerden aşırma uydurmalarla gerçekleşmez. Günümüzdeki Türkçe ile tanışan nesiller arasındaki kopukluk buradan kaynaklanıyor. Kapitalist batıdan tartışmasız biçimde alınan yoz ve kozmopolit bütün akımlar bu zeminde ve birazda TDK ile TTK'nın asla bilimsel olmayan çalışmalarından ileri geliyor. Türkçe yazım konusunda inceltme işareti kullanılması konuşma aracının hakkını vermektedir. Ayrıca, bu konuda daha doğru bir çaba içindeki kesimlere (kara gerici ve ırkçı) doğru yazım kullanma fırsatını vermemeliyiz. Resmî tarih anlayışı ile resmî ideolojilere gerçekten karşı isek, sistemin dayattığı uyduruk yazım kurallarına, alfabenin, gramerin tahrifatına da karşı çıkmak durumundayız. Coğrafyamızdaki bütün emekçi halkların (Türk, Kürt, Laz, vb. ) resmî tarih anlayışı ve resmî ideolojilerin inkâr, imha ve asimilasyon politikalarına temelden karşı çıkmak gerekiyor. Özgür, demokratik bir toplumun altyapısı böylece döşenir.
Eleştiri: Kolektifinizin oluşumunda emeği geçenlerden Sırrı Öztürk'ün adını internette her tıklayışımızda şu bilgilerle karşılaşıyoruz: "Sırrı Öztürk 1975'de TKP'den ayrıldı Sorun Yayınlarını kurdu." Dergi'nizdeki yazılara ve Sırrı Öztürk'ün imzasını taşıyan telif çalışmalar bakıyoruz, TKP denilince 10 Eylül 1920'nin kastedildiğini görüyoruz. Bu türden internet yayınlarına niçin doğrusunu belirten bir açıklama göndermiyorsunuz?
Cevap: Gerek Kolektifimiz, gerekse Sırrı Öztürk hakkında yalnızca internet sitelerinde değil, kitap, dergi ve gazetelerde de kasıtlı, yalan yanlış bilgiler yazılagelmektedir. Deveye sormuşlar "neden boynun eğri" diye, O'da "nerem düzgün ki" cevabındaki gibi, bizde bu türden kasıtlı bilgileri verenlerin "hangi birini düzeltelim?" demekten kendimizi alamıyoruz. Dikkatli ve bilinçli okurlarımız CIA-MOSSAD-MİT'in destekleyip manipüle ettiği internet kanallarıyla bilerek/bilmeyerek (fark etmiyor) onlara yardımcı olanların yayınlarını ayırt etmekte bir güçlükle karşılaşmaz. Okurlarımızın bilimsel bilgi ve bilinçlenmesine paralel olarak bu konulardaki tahrifatların aza ineceğine inanıyoruz. Yanlış, kasıtlı ve kışkırtıcı yayınlar karşısında Sol'un ortak bir hafızaya ve her alanda kurumsallaşmaya adım attığında kasıtlı bilgilerin de hem sayısı azalacak hem de içeriği değişecektir. Bunların izole edilmesine gücümüz yetmiyor. Tekrarında yarar olduğu için bir kez daha ifade ediyoruz: Sırrı Öztürk Harici Büro "TKP"sine hiç bir zaman girmedi. PARTİ denilince 10 Eylül 1920 geleneğinin dışında bir örgütlenmeyi asla düşünmedi. Yüzde yüz bağımsız ve yüzde yüz işçi sınıfı ve emekçi halkların sosyal kurtuluşundan yana tavrıyla bu geleneğin yeni nitelikler kazanmasının mücadelesini verdi. İyi niyetlerle sorduğunuz bu türden sorularınızın cevabı II.Tüm Türkiye Komünistleri Kongresi (II.TTKK) yazılarımızda verilmiştir. İnceleyebilir, ayrıntılı bilgi için de 'gezegenimize' kadar gelebilirsiniz.
SORUN Polemik
