Dergimize Yöneltilen Eleştiriler Üzerine

Sorun Polemik

Eleştiri: 15/16 Haziran'/ haklı gerekçelerinizle anlatırken çubuğu biraz fazla büküyorsunuz. Bu kendiliğinden eylem, siyasî iktidarı he­deflemeyen, düzen içi ekonomik, demokratik amaçlar için örgütlenen bir eylemdir. Yani siyasî eylem değildir. Sendikal hakların geri götü­rülmesine karşı yapılmış ve o an başarılı olmuş bir eylemdir. 15/16 Haziran siyasî bir hareket değildi. Dönemin siyasî hareketleri, I. TİP, THKO, THKP-C, TI'İKP, TKP(ML), vb.'dir. 15/16 Haziran için "Türkiye işçi sınıfı tarihinde -henüz daha aşılamayan- en büyük siyasî hareket­tir." diyorsunuz. (S.P. Sayı: 22, s. 12) Bu söylemle 70'H yılların siyasî örgütlenmelerini küçümsemek, dikkate almamak doğru değil. (...)

Cevap: 15/16 Haziran Hareketi nedir ne değildir gibi soruların ce­vaplarını sınıf ve tarih bilincimizi tartarak oldukça fazla yerde işledik. Belgelidir. Bundaki amacımız: Sosyalizmin asıl sahibi işçi sınıfını kendi davasına sahiplenecek düzeye getirmek içindir. Adını andığınız örgüt­ler, elbette birer örgüttürler. Bu örgütlerin programları, strateji ve taktik­leri 35 yıldır yeterince denenip sınanmıştır. Sosyal-pratik neyin doğru, neyin eğri olduğunu bütün gerçekliği ile ortaya koymuştur. Denenen, sosyal-pratikte yanlışlığı yüzlerce kere test edilen programları ve ör­gütleri yeniden harekete geçirmek bilimsel öğretiye, akla ve mantığa aykırıdır. Teorik, ideolojik çalışmalarımızla, ayrıca polemiklerimizle Bi­limsel Sosyalizm-Komünizm davasına aykırı duruşları teşhis, tedavi, tecrit ve teşhir ederken birey, grup, çevre ve örgütlerimizi düşündür­mek istiyoruz. İşçi sınıfı temeline dayalı olmayan örgütsel duruşlar ye­rine PARTİ'yi (İSP veya TKP) bilince taşımak istiyoruz. Bu görevimizi dillendirirken 15/16 Haziran'ın verdiği dersleri, bu süreçten çıkardığı­mız sonuçları KADRO olmayı hakedenlerle tartışmak istiyoruz. Hare­keti nesnel ve bilimsel açıdan değerlendiriyoruz.

"Kendiliğindenlik" yakıştırmasını yeterince bilince taşıdık. Diyalek­tiği doğru okuyanlarla yeniden gereksiz bir tartışmanın yolunu döşe­yenleyiz. (Bkz: SORUN Polemik, S:14, Hakan Mertoğlu, "Hareketimi­zin Hastalıkları/ Kendiliğindencilik Hastalığı.")

Dileyen bu konudaki bilgilerini gözden geçirebilir.

"15/16 Haziran Hareketi, Türkiye işçi sınıfı tarihinde -henüz daha aşılamayan- en büyük siyasî harekettir." saptaması, yalnızca bizim değil, bütün bilim insanlarımızın ortak ve doğru bir saptamasıdır. 15/16 Haziran Hareketi'nin "düzeniçi ekonomik" talepleri yoktur. Hareketin örgütlenişi, talepleri hâkim gerici sınıfların işçi düşmanı politikalarına karşıdır. Bu karşı koyuşun adı da doğallıkla siyasîdir. Hareketin örgüt­lenişi, organik ilişkili örgütlülüğü ve taleplerinin amacına ulaşmasında ve yeni nitelikler kazanabilmesinde en büyük etkenin PARTİ olduğu dersini çıkaran Kadrolar, elbette ve doğallıkla bir daha "fenersiz yaka­lanmamak" için çıkardıkları PARTİ dersinin ne demek olduğunu bilinç­lerinde tartmışlardır. Andığınız "yapı"lar birer örgüttür. Örgüt başka PARTİ ise başkadır. Yine andığınız örgütsel duruşları asla küçümse- miyoruz. Eleştirel katkılarımızla bu türden örgütler yerine hayatı ve mücadeleyi kucaklamaya aday PARTİrim oluşturulmasının mücadele­sini veriyoruz. Bulunduğumuz coğrafyada yapılmamış olanı, gerçek­leşmesi çok çetin olanı gündemimize koymuş olmamızın haklı gerek­çeleri vardır. Bu konularda yazdıklarımızı ayrıntılı inceleyebilirsiniz. Eleştirel katkı sosyal-pratikte aşınmış ve aşılmış programların yerine siyasal-sosyal devrime giden yolda ihtiyaç duyulan bir yöntemdir. PARTİrim oluşturulması yolundaki çabalar bu ihtiyacın bir gereğidir. Elbette yazılanlar eleştirel katkıya açık ve muhtaçtır. Kelam-ı kadim değildir. 15/16 Haziran Hareketi'ni kavramak Marksizm-Leninizm ve Proletarya Enternasyonalizminin ne demek olduğunu kavramaktır. Ha­ziran'ın Kadroları iyi ki deneyimlerini aktarmışlardır.

Andığınız örgütler ve günümüzdeki uzantıları "Bağımsız Sınıf Tav­rının ne demek olduğunu büyük kırım ve kıyımlardan sonra mutlaka anlamak durumundadır.

Eleştiri: Dergi'nizde "Küçükburjuva" diye diye örgütlerimizi ve ona kanını-canını feda eden insanlarımızı kötülüyorsunuz. Küçümsediğiniz örgütlerin birini dahi örgütlemediniz. Alanlarda da yoksunuz. Fakat II. TTKK gibi asla gerçekleşmeyecek bir "öneri'yi gündeme taşıyorsunuz. O beğenmediğiniz "küçükburjuvazi' ise tarih yazıyor (...)

Cevap: Küçükburjuvazi, Burjuva-Proletarya sınıflarının dışında tükenen, yokolan ve geleceği olmayan bir katmandır. Küçükburjuvazi, ya burjuvazinin safına katılır, ya da proletaryanınkine. "İki arada bir de­rede" duran kır ve kent küçükburjuvazisini bir gerçeklik olarak değer­lendirenler bu olguyu ne küçümseyebilir ne de abartabilir. Küçük­burjuvazi neyse odur. Küçükburjuvazinin sınıfsal karakteri Proleter Devrimci harekete zarar verdiği için özenle ele alınmaktadır. Küçük­burjuvazinin "öncü örgüt", "önder örgüt", "kitlesini arayan örgüt", vb.'- lerinin teori-pratiği yeteri kadar sınanmadı mı? İşçi sınıfı hareketi ile sosyalist hareketi buluşturup bütünleştirme yeteneği olmayan ve böy­lelikle Devrimci ve Marksist bir PARTİ olduğunu sosyal-pratikte göste­remeyen örgütlerle bizlerin bir alıp vereceği yoktur. Onlara benzeme­yen, onlarla asla mukayese dahi edilemeyecek olan PARTİm\z\ arıyo­ruz. Böylelerine benzeyen bir örgütü kurmamızı isteyenler çoğunlukta­dır. Bu türden bir hatayı işlediğimizde mesele de kalmayacaktır! Öyle mi? Bin kere hayır! PARTİ, "bir masa, bir iki sandalye, tabela, tüzük ve program değildir." Örgüt ile PARTİ'nin farklı şeyler olduğunu hayat he­pimize büyük acı ve kayıplarla öğretmedi mi?

II.TTKKn\n oluşumu Devrimci ve Marksist Kadroların hem onuru­nu kurtaracaktır, hem de tarihsel-sosyal haklılığımızı ideolojik-sınıfsal temellerine oturtacaktır.

Küçükburjuvazinin tarih yazdığını hiç bir kitap yazmamaktadır. Küçükburjuvazi siyasal-sosyal devrimde ya nötralize edilir, ya da Pro­leter Devrime kazanılmaya çalışılır.

Siyasal-sosyal devrim, örgüt ve PARTİ konularındaki bilgilerinizi derinleşerek dönüştürebilirsiniz. Kitaplarımızla Dergimiz bu açıdan si­ze yardımcı olabilecek malzemelerle doludur.

Eleştiri: Telif çalışmalarınızda ve Dergi'nizde bir zamanlar birlikte çalıştığınız kişilerle bir ara galiba ortak bazı işler yapmışsınız, sonra da yollarınız ayrılmış. Bunlar hakkında çok ağır ithamlar var. MB90 etkin­liği hakkındaki yazınız da çok ağır kaçıyor. Mihri Belli'yi daha uygun bir üslup ile eleştirebilirdiniz. Dergi'niz ile diyaloga girmek istiyoruz fakat bizim de başımıza bir iş gelir mi diye çekiniyoruz. Daha esnek bir yayın politikası izleyemez misiniz?

Cevap: Devrimci ve Marksist Kadrolar hayat ve mücadelenin ge­reklerine göre birbirleriyle diyaloga girmek durumundadır. Aranan diya­loglar bilinen ilkelere, kurallara, yöntemlere bağlıdır. Diyaloglarda Pro­leter Devrimcilere yaraşır Marksist normlar işletiliyorsa bu ilişkiler son derece yararlı ve sevindiricidir. Yok eğer "Devrimci Oturum" disiplinle­rine uyulmuyorsa ve bu oturumların sonuçlarına katlanılmıyorsa (taraf­lar açısından sıkıcı) diyalog ve ilişkilerin de bir anlamı kalmıyor demek­tir. Kolektifimiz, Devrimci ve Marksist bildiğimiz veya bu türden bir çağ­rışım yapan herkes ile (birey, grup, çevre ve örgüt) diyaloglardan ya­nadır. Devrimci ve Marksist çağrışım yapıp arkasını getiremeyenlerle bu iddialarının sınandığı yerlerden biri de "birlikte neleri yapabiliriz" so­rusuna verilen cevaplarda aranır. Yarın birlikte olmayı özlediğimiz in­sanlarımızla, kurumlarımızla anılan ortak işler için daima taşın altına elini koyan Kolektifimiz olmuştur. Bu yolda büyük bir mesai harcanmış­tır. Maddî, manevî ve moral bedeller ödenmiştir. Elimizdeki araçlar cömertçe birlikte kullanmaya sunmuştur. Sınıflı toplumlarda diyer- gâmlık, paylaşmak ve bölüşmek ve de bu türden duruşlarımızla ço­ğalmak düşüncesi daima sömürülmüştür. Kolektif üretim, dağıtım ve paylaşım ilişkilerimizi bu günlerde yapamıyorsak, geleceğin sınıfsız, sömürüsüz toplumunu yaratırken nasıl yapacağız?

"Bir zamanlar birlikte iş yaptıktan sonra ayrıştığımız" konusuna ge­lince: Kolektifimiz çalışanları, yalnızca "bir zamanlarda" değil, bütün süreçlerde Devrimci ve Marksist Kadrolarla ortak işler yapılmasını bi­lince taşımış, elimizdeki araçları cömertçe kolektif kullanıma sunmuş­tur. Böyleleriyle parti, örgüt ve yayın kurulu gibi bir disiplin işleyişi için­de bulunmadık. Yalnızca böylelerini deneyip sınadık. Çerçevesi birlikte çizilmiş işler için "İştişari Toplantr'lar düzenledik. Tartıştık. Projelerimi­zin hangi manaya geldiğini sözlü ve yazılı biçimde taraflara ilettik.

Bu diyaloglarda ne ilkesel bir duruş, ne bir yol haritasının hazır­lanması mümkün olabilmiştir. Kolektifimiz çalışanlarının da, bizlerle di­yalog arayanların da (geçmişte ve günümüzde) ne yaptığı, hangi iş üzerinde çalıştığı herkesçe bilinmektedir. BİRLİK için sınanmaya de­ğer bir proje ve kurumsallaşma olmadığı için "yol ayrığı" da söz konusu edilemez.

Birlikte ortak işler yapmak için adım atanlar kendilerine güvenin bir ifadesi olarak bu ilişkiyi ilkelere bağlamayı düşünür. Güvenceye alın­mış ilkeler üretilemiyorsa diyalog ve siyasî ilişkinin bir anlamı da yok­tur. Kolektifimiz, Devrimci ve Marksist olan birey, grup, çevre ve örgüt­lere hiç bir zaman zarar veren bir pozisyona girmemiştir. Bunu hiç kimse iddia edemez. Devrimci diyalog ve ilişkilere zarar verenleri de uyarmak, eleştirmek ve gerektiğinde tecrit ve teşhir etmek boynumu­zun borcudur.

Burjuva ve küçükburjuva solculuğuna verdiğimiz, yarın daha da vereceğimiz zararlar bahsi ise, bu konunun dışında kalır.

Mihri Belli'nin 90. yaş günü düzenleyenlerin etkinliği olan 'MB90' ifadesi bizim literatürümüz değildir. O'nu öne çıkaranların adlandırma- sıdır. Mihri Belli eleştirisi, Devrimci ve Marksist hareketimizin geçmiş­teki ideolojik, teorik ve örgütsel ilişkilerimizden geleceği kazanmaya aday kurumsallaşmalar için birer kopuşun (henüz tamamlanamayan bir kopuşun) ifadesidir. Hayat ve mücadelede doğrulanmayan kimi tez­lerden ayrışarak Marksizmi pratikte-yeniden üretmeye aday bütün giri­şimleri sahiplenmek durumundayız. "Üslup uygunluğu"na indirgenen konulara takıldığımızda ÖZ'ü gözden kaçırmamak zorundayız. Üslup- biçim-içerik ve öz bir bütündür. Eleştirilerimizde burjuva sosyal neza­keti(!) yerine Devrimci ve Marksist Kadrolara yakışır bir üslup tercihi­nizdir.

Dergimiz ile diyalog arayan herkes, özellikle de "Komünistlerin Birliği" sorunsalına kafa yoranlar öncelikli olarak kendilerine güvenmek durumundadır. Komünist olmanın gereği de budur. II. Tüm Türkiye Komünistleri Kongresi (II.TTKK) yöntemi önerimiz Kadroların eleşti­rel katkısına açık ve muhtaç bir öneridir. II.TTKKnm vücut bulması yalnızca Dergimizin değil, bu yolda emek güçlerini buluşturup bütün­leştirmek isteyen tüm Proleter Devrimci Kadroların görevidir.

Bu çerçevede aranan ilkesel arkadaşlıklar temiz tutulmak duru­mundadır. Spekülasyonu tercih edenler, burjuvazinin içimizdeki uzantı­ları ya da ünlü deyimiyle; "Beşinci Kolu"dur. Siyasî arkadaşlıkları an­lamlı kılan ortak hareketin birlikte saptanan ilkeleridir. Bu ilişkileri temiz tutan ve daha da geliştirilmesini arzulayan herkes "başımıza bir iş gelir mi?" diye bir kaygı taşıyamaz. Çünkü ilişki ve diyalogları bizler tek ba­şımıza belirlemiyoruz. Kolektif iradenin gerekleri uzantısında aynı po­tada yeni bir halitaya birlikte dökülmeyi öncelikli olarak bizler düşünü­yoruz. Elbette yalnızca düşünmüyoruz. Bu yolda anılan-anılmayan iş­ler de yapıyoruz.

Devrimci esneklik konusunda ise; Devrimci ve Marksist Kadrolar, işçi sınıfı ve emekçi halkların ileri unsurlarının kazanılmasında elbette devrimci esneklik gözetmek zorundadır. Fakat hayatları boyunca kırk türlü boyaya girip-çıkmış, bu süreçten olumlu hiçbir ders çıkarmamış ve üniversite okumuş yarım-aydınların bitmez tükenmez tartışmalarına karşı "esnemek" doğru değildir. Marksizm-Leninizm ve Proletarya En­ternasyonalizmi davasına katkı getirmeye aday herkese devrimci es­neklikle yaklaştığımızı dost-düşman herkes bilmektedir.

"Komünistlerin Birliği" sorunsalına ilkesel yaklaşarak taş üstüne taş koyan herkesin elini sıkarız. Kolektif hareket etmenin tüm gerekle­rini yerine getiririz. Sağ ve sol teslimiyetçi oportünizmi ise anladığı dil­de açığa vurmaktan geri de durmayız.

Devrimci esneklik, taviz ve taktik gibi konuları ayrıntılı biçimde ve somut örnekleriyle tartışabiliriz.

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru
Site tasarım ve kodlaması Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.
Internet Explorer 5 ve 6 sürümleri ile siteyi doğru görüntüleyemezsiniz.
Sitede gördüğünüz teknik aksaklık ve arızaları bize bildiriniz.