Anadolu'dan İran-Gilan'a Doğu Devrimi Çark'ında Bir Dişli: Kuva-i Seyyare Komutanı Ethem!
Araştırmacı-yazar Osman Tiftikçi, benim SORUN Polemik Dergi- si'nin 24. sayısında yayımlanmış olan ve kendisinin "Osmanlı'dan Günümüze Ordunun Evrimi' kitabındaki tespiti olan "Çerkeş Ethem'in ihaneti"nin doğru olmadığını belirttiğim yazımdaki bir dipnota binaen, anılan derginin 25. sayısında üçbuçuk sayfa cevap vermek ihtiyacını duyarak benim savlarımı çeşitli noktalardan eleştirmektedir.
Fikri/düşünsel üretimi temel alan her eleştiri eğitici ve ilerleticidir. Bu yüzden sayın yazarın ilgi cevabi yazısında öne sürdüğü açıklamalarına iddialaşmak-restleşmek için değil, ilkeli fikri tartışma kültürünün pozitif bir örnek teşkil edeceğine inancımdan da karşılık vermek durumundayım.
Ayrıca bu çalışmayı yaparken Kuva-i Seyyare hareketi ve komutanı Ethem'i de Anadolu millî-köylü devrimi olasılığı yanında Doğu (Şark/Asya) halkları devrim çarkında nesnel bir dişli konumunda değerlendirilebileceğini de belirtmeliyim. 1920 başlarında özellikle Türkiye Komünistlerinde var olan Sovyet Ekim Sosyalist Devrimiyle nefes alıp vermek ve "Dünya ("Avrupa") proleter devrimini nihaî kurtuluş olarak beklemek tutumları yanında, "Kendi" Millî Kurtuluş devrimini de desteklerken, bu noktada bakışlarını aynı zamanda "Garbî Kapitalist- emperyalizme karşı" Şark Milletleri İnkilâbına (Doğu Halklar Devrimine) de çevirdiklerini görmekteyiz.
Kimi Sosyalist Yazında "Ethem Hiyaneti!"
Osman Tiftikçi arkadaş, Ethem'in vatan haini değerlendirilmesinde resmî tarih yazıcılarıyla aynı yere konulmaktan rahatsız olduğunu ve bu yüzden bu "kısa notu" yazmayı gerekli gördüğünü söylüyor.
Bir kere ister burjuvazi-egemen ister resmî ideoloji temsilcisi olsunlar kimi durumlarda insanların (yani somutumuzda biz sosyalistler ile burjuva ideologları) görüş ve değerlendirmelerinin kesiştiği yerlerin olabileceği eşyanın doğası gereğidir. Rahatsız olmamak gerekiyor. Önemli olan çıkartacağımız sınıfî sonuçtur.
Ayrıca, bırakalım kimi burjuva egemen ve resmî kalemlerin görüşlerini, Marksist-sosyalist ideoloji adına yola çıkan nice değerlerimiz de Çerkeş Ethem'e "hain" damgasını vurabilmişlerdir. Meselâ.
Sovyetler Birliği döneminde bilimsel tarih konusunda otoritelerden Noviçev, Ethem'i "ulusal ihanetini tamamlayan bir Kemalist provakatör" diye nitelerken, Bulgaristan marksist gazeteci-araştırmacı D. Şişmanov da "Türk burjuvazisinin Yeşil Ordu içindeki kendi ajanı olan Ethem'in hiyaneti"nden dem vurmaktadır.1
Mustafa Suphi yoldaşın Yeni Dünya'sı, kendilerinin toplu katliamları arefesindeki 26 Kanunisani 1921 tarih ve 66-18 sayı nüshasında Ethem ve kuvvetlerini "Müdafaa-Î Millîye Hareketi'ne Hıyanet Edenler" diye lanse ediyor.2
Türkiye proletaryasının büyük ozanı -komünist Nazım Hikmet'in ise "...1800 atlı ihanet, yani Çerkeş Ethem" dizeleri malumumuzdur, "Kuva-Î Millîye" destanında.3
"Mustafa Kemal'in ve daha sonraları resmî tarihin ilan ettiği noktada, Ankara'nın resmî güçlerine karşı haklı gerekçelerle savaşma noktasında Ethem hain değildir. Yani bu hükümetten bağımsız, işçi ve köylü kitlelerine dayalı, emperyalist işgal yanısıra yerli egemen sınıflara vb. yönelmiş bir milis gücü örgütleyemediği için Türkiye Solu boynu büküktür" deniyor.
"Yerli egemen sınıflara karşı bir milis gücü örgütleyememiş" Türkiye Solu için iş bu saptama doğrudur. Birazdan görülecek, ne yazık ki Ethemist Kuva-i Seyyare için tam tersi doğrudur.
Dönemin Türkiye Solu, Mustafa Suphi-Ethem Nejat önderlikli TKF, özellikle Rusya-Kafkasya Türk savaş tutsaklarından bir milis gücü örgütlediği hâlde "Anadolu'nun millî hareketini izrar veya herhangi bir suretle işgal edecek her teşebbüsü nazarlarında umumi inkılaba (dünya devrimi-sb) gayesine hıyanet kabul ettiğinden" bu milisi, 350 kişi, Anadolu Garb Cephesi emrine, yani İsmet-Refet burjuva paşalarının emrine göndermişlerdir.4
Ayrıca, "Çanakkale Siperlerinden TKP Yönetimine" gelen Süleyman Nuri yoldaş, işbu "Türkiye Komünist Kıta-Î Askeriyesi Programı"nı vermiş. Burada "Türkiye'de inkılabı ileri götürmek üzere" birleşmeleri söylenen bütün "fukarayı kasibesi"nin "İngilizler ve umum cihanın em- peryalizmi"ne karşıtlığı vurgulanırken "Anadolu yerli mülkdar-eşraf'tan söz edilmemekte. Gerçekten TKF "Kızıl Ordu" milislerine sınıfa karşı sınıf bilinci verilmiyor.
Ancak bu boynu büküklüğün "Şarkta millî şekiller hâlinde tebarüz eden inkılâba" tav olmuş Leninci Üçüncü Enternasyonal'den, Komüntern'den kaynaklandığı da sır değildir. Liberter Marksistler ve Troçkistler de üzüntüyle biliyorlar şüphesiz ki, "ilk dört kongre" de dahil olmak üzere Komüntern'de "millîci-kemalist" çizgiye destek belgelerinden geçilmemektedir. Komüntern kongre ve yayınlarında kemalist burjuvazinin millîci/anti-emperyalist çizgisine, özellikle 2. Kongrede Le- nin'e sınıfsal bazda muhalefet eden Roy yoldaş da dahil, "özgür Türkiye", "Millî-Devrimci Türkiye" şiarları altında tam destek vardır. 1920'ler TKF-Komünist önderliğin Komüntern çizgisine adaptasyon sorunsalını ise SORUN Polemik 25'teki ilgili makalemde irdelemeye çalışmıştım zaten.
Ethem'in Kuva-i Seyyaresi'nin Büyük Mülkiyete Vuruşu Nettir
Kimi marksist-sosyalist analizlerde Kuva-i Seyyare'nin yoksul küçük köylülüğe dayalı devrimci-demokrat hareket olarak gösterilmesine karşın, bunun doğru olmadığını bağımsız bir köylü hareketinin ürünü olmadığını ifade ediyor sayın Tiftikçi.
Hemen marksist analiz referansımı vereyim önce. Eserini kaleme aldığı zamanlar 2. Türkiye İşçi Partisi "teorisyeni" pozisyonundaki Yalçın Küçük, Kuva-i Seyyare hakkında "Köylü partizan birlikleri", "Çerkeş Ethem'in partizan birlikleri" şeklinde belirleme yapıyor. Sovyet marksist tarihçi Noviçev'in "köylü çete birlikleri", "köylü Yeşil Ordu", "köylü hareketi... Yeşil ordu içinde toplanan Türk köylüleri", "Çerkeş Ethem'in köylü partizan birlikleri" saptamalarını onayladığı ve tekrarladığı anlaşılıyor.7
Doğrudur. Doğan Avcıoğlu'nun belirttiği "para eşraftan, can köylüden" görüşünü8 sayın Tiftikçi de "Çal Heyet-i Millîye"sine gönderilen "Elveym (hâlâ) cephede bulunan mücahidin yekûnu (tamamını) köylülerle kasabalıların fakir sınıflarına mensup halk teşkil etmektedir" mektubundaki ifadeyi aktarmakla da onaylatmış oluyor.9
İster Ethem'in Kuva-i Seyyare (Gezgin kuvvetler) ister Mustafa Kemal cephesine referansla kastedilen Kuva-i Millîye (Millî /NizarrT'i Kuvvetler), asıl olarak eski İttihat-Terakki güçlerince örgütlenmiş olsalar da malî olarak ağırlığınca yerli eşraf-mütegallibeye burjuvaziye dayanıyorlarsa da, asıl tabanın köylülük özellikle yoksul köylülük olduğu nettir.
Ancak bu sıralarda direnişin asıl odaklandığı Garp/Ege Cephesi sözkonusu edindiğimizden, ortada Ethem'in Kuva-i Seyyaresi dışında asal olarak herhangi bir "Kuva-i Millîye" gücü askersel olarak sözkonusu değildir. Çünkü yerli zenginleri ürkütmemek için karınca ezmez kalp taşıyan "Kuva-i Millîye Hareketi" finansman noksanı olarak asker toplayıp donatamıyor, dolayısıyla metazori olarak mülke-servete vuran Ethem'in Kuva-i Seyyaresi köylü-asker örgütleyen tek güç olarak çıkıyor.
Bunun içindir ki Ethem'in Kuva-i Seyyaresini "köylü-çete kuvvetler", M. Kemal'in Kuva-i Millîyesini de "Burjuva Nizami Kuvvetler" diye kategorize etmek sınıfsal olarak uygun düşüyor.
Osman Tiftikçi sözkonusu eserinde yazıyor ki, "Cumhuriyet ordusu (Mustafa Kemal Cephesi Kuva-i Millîyesi demeliydi, sözkonusu 1919- 1920'de daha Cumhuriyet perspektifi yok. sb) milis güçlerle, sol hareketle ve Kürt hareketleriyle mücadele sürecinde biçimlenmiştir. Doğru, sınıfsal belirleme eksiğiyle. Çünkü, Ethemist milis güçler köylülüğe, Sol (Komünist) hareket kent işçi, aydın ve yoksullara, Kürt hareketi de, Koçgiri'de "kendi" mütegallibesini bile hedef almasının gösterdiği gibi, yoksul Kürt kesimine dayanıyordu.
Onyıllardır süren savaşların halkı-köylülüğü inim inim inletip bıktırdığı, dağların asker kaçaklarıyla dolu olduğu, "Tekalif-i Harbiye" veren zenginlerin askerlikten muaf tutulabildiği bir tarihsel kesit "Millî Mücadelecin başlangıcı.
Yine de, ayrıntılarına giremeyeceğimiz çalışmalar sonucu köylülük, Kuva-i Seyyareler ve Millîyeler hâlinde organize edilebiliyor.
Ama bakıyoruz. Ayakkabısı, giysisi olmayan Kuva-i Millîye'de firar üstüne firarlar. Çerkeş Ethem'in Kuva-i Seyyaresi'ndi ise bakımlı- doymuş, giyimli milis askerler. Nasıl?
Çünkü Çerkeş Ethem'in kaynağı, Osman Tiftikçi'nin tek ve olumsuz olarak verdiği ve bir zamanlar arkadaşı olduğu belirtilen, İzmir eski valisi Rahmi Bey'in oğlunu kaçırıp fidye istemesi değildir.
Millîci olsun, işbirlikçi olsun tüm hâli vakti yerindeler, zenginler, eşraf burjuvazidir.
Evet, büyük çiftlik sahibinin oğlu olduğuna dair çift baskılarla yazılan Ethem, bir programdan yoksun ve sınıf bilinci de taşımaksızın ama net bir sınıf güdüsüyle "çiftlik beyleri" mülkiyetine vurmaktadır direnişi askerî organize için.
Yalçın Küçük, Yunus Nadi, Mete Tuncay, Emrah Cilasun, Hamit Erdem, Tanju Akad, daha niceleri bunu söylerler ve renk renk de örnekler verirler.9
En çarpıcı olanı, yoksul bir köylü vatandaşın elinde tek kalmış varlığı "bir çift öküz"ü verirken tâ Sultan Hamid'den beri "imtiyaz sahibi"- dokunulmaz! Bursa-Karacabey'in çiftlik beylerinden Galip Paşa'dan "serinkanlı" düşünmesi için bir mahzene tıkarak aldığı 6500 altın lira fidyedir.10
Ethemist Seyyare'de kendiliğinden düzeyde de olsa bir sınıfın (köylü yoksullar) bir sınıfa (eşraf-topraklı soylular) eylemli duruş ve taarruzu vardır.
"Mustafa Suphici" özgün bir komünist analizde ise, "mektepli" değil "alaylı" Çerkeş Ethem hareketinin, sol (komünist) hareket ile ilişki içinde ve "Yeşilorducu" bir çete hareketi olarak değerlendirilirken beri yandan Anadolu eşrafından zorla yardım topladığını, bu (eşraf) güçleri cepheye sağladığı (gönüllü!-sb) yardımda ikircim ve kuşkuya düşürerek eşraf ve toprak ağalarının ekonomik-politik çıkarlarıyla çatışan bir durum yarattığı belirtiliyor.11
S.P. F/7
Bu eşrafî-sınıfî güçlerin tazyikiyle, Mustafa Kemal Cephesi tarafından Ethemist kuvvetler üzerine ideolojik, politik, askersel olarak gidilmesi kaçınılmaz olacaktır. Önce, o zamana kadar hiçbir savaşa girmemiş Kuva-i Millîye/Nizamî Kuvvetlerin birdenbire erdemi keşfedilecek, Tüm Yunan taarruz ve iç mürteci isyanları bastıran Kuva-i Seyyare "Gediz taarruzu yenilgisi" aldatmacasıyla yerilip, gereksiz olduğu Ankara BMM'den Garp Cephesi'ne kadar yıpratılmaya başlanacak, hiçbir karşıt- askerî eylemlilikte bulunmadığı hâlde Ethem'in BMM'ye çektiği bir telgraf Mustafa Kemalce askerî isyan\ ilan edilerek dokunulmaz-tabu büyük mülkiyet güçleri adına köylü-partizan güçlere karşı, Ethem cevaben "Bâ- ki ilk selâm" dediği hâlde İnönü'nce "son sefer" yapılacaktır.
Konu Mustafa Suphi'den de açılmışken Çerkeş'in mülkiyet müsaderen eylemlerinin getireceği sonuç açısından çok önemli bir noktaya dikkat çekeceğim. Mustafa Suphiler-Çerkes Ethemler bağlantısının, her iki hareketin ilgililerince negatif ifadeler ve tavırlara rağmen, dolaylı bile olsa, varolduğu şüphesizdir. Zaten her iki hareketin de aynı "millî burjuvazi" dalgasınca hesabı görülmüştür.
Burada asıl önemli bir yön var. O da, Mustafa Suphiler-TKF önderliği katledilirken mülkiyetçi ideolojinin kırılmamış olmasının da oynadığı menfi bir durumdur. Muhakkak, "Ankara" ile bağlantılı Kâzım Karabekir ile yerel İttihat-Terakkicilere de arkasını dayayan "Muhafa- za-i Mukaddesat Cemiyeti" adlı mürteci kara güç, Kars'tan Erzurum- Trabzon'a Mustafa Suphi ve yoldaşlarını hakaret ve cebri taarruzlarında aldatılmış kütleleri seferber ederken kullandıkları lafzı bir argüman şuydu: "Rusya'dan gelen Türk bolşevikleri Tezgahları-dükkânları kapatacak, halkın kıymetli eşyaları, altın, para, gümüş her nevi ne varsa müsadere edecek"12
İşte, Çerkeş Ethem kent-toprak soylu mülkiyetin müsaderelerle belini kırarken, bunu ideolojik amaçla taçlandırsaydı, ve "Şark" dahil tüm Anadolu'ya yaygınlaş(tır)saydı, gerici-eşrafî sınıfın bir ideolojik malzemesi berhava olmuş olabilecekti aldatılmış-cahil-yoksul halk kütlelerinin Mustafa Suphilere "seferberlikleri" sırasında.
Ethem Güçlerinde Program Sor un salı- Yeşilordu Nizâmnâmesi
Ethem güçlerinin Bolşevizmin etkisi altına girmiş olabileceği, ancak bu etkinin örgütlü programatik bir biçim hâlini almadığı savlanıyor sayın Osman Tiftikçi tarafından.
Bakalım.
Bilindiği üzere Ethem, işbirlikçi-mürteci Yozgat ayaklanmasını bastırdıktan sonra dönüşte Yeşilordu diye anılan cemiyete katılmıştı.
Ayrıca "Haykırış" risalede kendini "Yeşilordu adıyla tanınan bir Kuva-i Seyyare komutanı" diye tanıtıyor.
Yani sıradan bir cemiyetken, hiçbir askerî gücü yokken Ethem'in katılımıyla Kuva-i Seyyare'nin askerî-milis tabana da kavuşmuş oluyordu hâliyle.
Yeşilordu'nun bir beyannamesi ve asıl olarak programı sayılabilecek bir Nizâmnâmesi elimizdedir. Çeşitli varyantlar hâlinde de yayımlanmış bulunuyor.13
Süleyman Nuri'den aktarıyorum. Yeşilordu'nun programında Komünistlerin uğruna mücadele ettikleri ve Türkiye emekçilerinin yararına ilke ve hedefleri sıralıyor. Asya'dan emperyalistlerin kovulması, Yurtiçinde emperyalistlere, ajanlarına ve halkı sömürenlere karşı mücadele, Toprak ve yeraltı servetlerinin millîleştirilmesi, Devletin iktisadî hayata müdahalesi ve sermayeden alınan gelirin umum halk arasında tahsili, emeği ile geçinenlere istinad (dayanmak). Ve bir de şöyle bir madde: "Yeşilordu, Kızılordu'nun ve Rusya Sosyalist İnkilâbın müteşekkir ve müttefikidir ve ona ebediyen merbut (bağlı) olacaktır."
Kimi araştırmalarda, bolşevizmin islamîk ahlâklı, saf ve dürüst yorumu, diye belirleme yapılan Yeşilordu Nizamnâmeside bir madde ilginç: "Asya, Asyalılarındır."
Ethem'in "Haykırış" risalesini yayınlayan Emrah Cilasun da, 1919'dan 1920'lerin ortasına kadar millî mücadelenin esas dayanağını oluşturan, "halka" zulüm ve soygunla beslenen "Ethem Ordusu"nun bir siyasî programları olmadığını yazıyor. Üstelik Ethem'in Yeşilordu'ya katılmış ve bolşevizm etkisi altına girmiş olduğunu belirttiği hâlde devamında, programsızlığı iddiasını sürdürüyor.
Doğru belirleme olmuyor. Millî Mücadeledeki Ethemist Kuva-i Seyyare pratiğinin Yeşilordu Cemiyeti ile stratejik-programatiğe kavuştuğu açıktır. Öyle ki, Komünist Enternasyonal dergisine yazan Mihayl Pavloviç, adını yanlış telaffuz ettiği bir yana, Ethem'in isyanının bolşevik şiarlar altında yürüdüğünü, Ethem'in üzerinde "zincirlerini parçalayan emekçiler" bulunan dergiyi askerleri arasında yaydığını, "Askerlerinin ve genç subayların" (!) hepsinin Ethem'den yana çıktığını belirtmektedir.1
Bu türden propaganda araçları kullanan Ethem, "Köylücü-halkçı millîci ve antiemperyalist" Yeşilordu Nizâmnâmeleri vb. dağıtmamış olabilir mi?
Köylücü Partizan Ethem Çeteleri ve Tarihe Senaryo Yazmak
Deniliyor ki, "Ethem ne solcudur ne de işçi sınıfı ve yoksul köylü diye derdi olan biridir. Eğer işçi sınıfının özel mülkiyete karşı, yoksul köylülüğün büyük mülk sahipliğine karşı bağımsız bir örgütlenmesi ve eylemi olsaydı Ethem ve kardeşleri buna karşı savaşırlardı."
Şüphe yok ki, işçi sınıfı diye bir derdi olanlar "köylücü partizan" Ethemistler değil komünistler, devrimci marksistlerdir. "Haykırış" yazımda Ethem'i işçi sınıfına dayanan bir sosyalist biçiminde onore etmedim. Çünkü, böyle bir belirleme doğru olmazdı. Bilimsel de olmazdı. Bunu geçiyorum.
Gerçi Hasan İzzettin Dinamo, "Kutsal İsyan" romanında "Türk", "Türkiye bolşevizminin serdarı Ethem" deyimini kullanıyor. Türkiye Halk İştirakiyun (komünist-sb) Fırkası yöneticisi Nâzım'ın "bolşevik başbuğ" Ethem'e binaen Eskişehir'de fırkanın bir şubesini açtığını yazıyor.1 Ama bu hâliyle bile Ethem, köylücü-halkçı bulaşık bir bolşeviktir. Abartma olsa bile nüve ve gidişat o yönde kesindir.
Zaten bizzat Osman Tiftikçi bile "...Ordu'nun Evrimi" kitabında yazıyor ki "...Ethem, ülke içindeki sosyalist hareketle ve Sovyetlerle de ilişki içindeydi. Ethem'in kanatları altında, onun iradesi dışında sol gelişiyordu."
Sol'un olduğu her yerde ise "emek-halk" gerçekliği gündemdedir.
Neyse, "İşçi Sınıfını geçelim"de kaldığımız yerden devam edersek, Ethem'in "solculuğu"na "köylücü yoksullar" tabanı kalmaktadır. Ethem ve kardeşleri, Ethemistler yoksul köylülüğün büyük mülk sahipliğine bağımsız eylemi ve örgütlenmesi olsaydı buna karşı çıkarlar mıydı?
Oysa gördük ki, Ethemist Kuva-i Seyyare gücünü ve başarısını Kurtuluş Savaşı içinde büyük mülk sahiplerine karşı "ağır vergilendirme" eylemliliği içindeki pratiğinden almaktadır. Eylemlilik böyle. Kuva-i Seyyare'nin programı yok. Ama, bilahare Ethem'in intisabı dolayısıyla özdeşleştiği Yeşilordu'nun, Nizâmnâmede gördük ki, salt emperyalizme karşıtlık değil, yerli sömürücülere, dolayısıyla büyük mülk sahipliğine de net karşı duruş var. Realite böyle.
Yine de ikna edici bulunmayabilir. Millî Mücadele içinde, yani konjonktür içindeydi bunlar diye itiraz dillendirilebilir. Tarihe dönük senaryo üretimi zorlanabilir.
Ege Anadolu'sunda Ethem'den İran-Gilan'daki Cengeli Küçük Han'a
O zaman senaryomuzu yazmayı deneyelim. Bir karşılaştırmayla.
Yeşilordu Nizamnâmesi'nde salt Türkiye'nin değil bir Asya (Do- ğu)nun da emperyalizmden-"kapitalizmden" kurtuluşu öngörülüyor. Net bir Asya (Şark/Doğu) Devrim perspektifi var.
İşte tam bu konjonktürde, İran-Gilan'da da tıpkı Ethemist Seyyare- Yeşilordu gibi Cengeli gerilla hareketi var. Başında da Küçük Han bulunuyor.
Gilan-Cengeli Hareketi de islâmik-bolşevik bir hareket. Başlıca şiarları "İran İranlılarındır. Kahrolsun İngiltere. Yaşasın yoksullar." Hatta süreç içinde, Azeri karşı-devrimci kuvvetleri kovalayan Kızılordu'nun Hazar Denizi-Enzeli limanından çıkarma yapmasının verdiği güçle Küçük Han-Cengeliler, Gilan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ni ilân ediyorlar. Bu, "Rusya, sınırları dışında kurulmuş ilk "sosyalist" cumhuriyet. Sovyet Rusya'daki "Doğu Devrimi"ne odaklı Türk-Tatar komünistlerce heyecanla karşılanıyor.
Sonra ne oluyor? "Millî kalkış"ın kaçınılmaz "sosyal-sınıfî kalkışmaca da döndüğü süreçte Cengeli lideri Küçük Han yerli mülkiyete saldırıdan çark ediyor. Bunun üzerine yerini "sol"Cengeli Kürt Halu Kurban ile Farsi İhsanullah'a terketmek zorunda kalıyor. Ermeni Sultanzade önderlikli İran Komünist Partisi'yle de bağlaşıkla İranî yerliler devrimi sosyalist devrim sürecini deniyor.16
Daha sonrasında ise, Türkiye'de nasıl ki Mustafa Suphilerin katline ses çıkar(a)mayan Lenin önderlikli Sovyetler, İran-Gilan'daki Kızılordu'yu çekerek "Sovyetik-sosyalist" rejimin yıkılmasında da rol oynamış oluyorlar.
Eylül 1920'de, Batı/Avrupa proletaryası "kurtarıcı Mehdi/Mesih" olarak beklendiği, ancak toplumsal devrimi hâlâ gerçekleştiremediği koşullarda, Sovyetler Sosyalist Rusya en azından yeni rejim ve iktidar savu- nusuyla gözlerini Doğu/Şark'ın millî/ulusal formlu ve uçsuz-bucaksız köylü denizi devrimine de çeviriyor. Bakû I.Doğu Halkları Kurultayı bu amaçla toplanıyor.
Bakû I. Doğu Halkları Kurultayı, katılmamalarına rağmen, Çerkeş Ethem-Yeşilordu Nizâmnâmesi ve Küçük Han Gilan Cengeli Hareketi programatiği ile bire bir örtüşmektedir.
Ancak, aynı Bakû Kurultayı'nda "mülkiyete saldırıdan çark" eden Küçük Han'ın "millî birlikçi-devrimci" çizgisi kabul görürken "solcu" Sultanzade "anti-İngiltere Cephe"yi bölebileceği endişesinden yeriliyor.
Bu kadar bilgiden sonra "senaryo sadef'e gelirsek, diyelim ki Küçük Asya'da büyük mülk sahipliğine vurmaktan çark edeceği varsayılan Çerkeş Ethem, karşısında "sol" Bolşevik Taburu'nu veya Bolşevik Nazım'ı bulabilirdi. İktidar kavgasında THİF ve Kuva-i Seyyare "Sol kanatlar"ı ile hesaplaşabilirdi. Bu hâliyle bile, tıpkı Küçük Han gibi yarı yolda kaldığı senaryomuzdaki konumuyla bile, İngiliz emperyalizmi maşası Yunan işgalciye net duruşu ve Asya (Doğucu) devrim perspektifli programa intisapla "I. Doğu Halkları Kurultayı"nca selâmlanmalıydı, varsayımsal olarak. Tersi haksızlık olurdu!
Her neyse, işimiz tarihçi-senaristlik değil.
Ethem Bittabi Bilimsel Sosyalist Değildir, Ancak:
Sayın Tiftikçi, Ethem'de kimi pozitiflikler de saptıyor, ama asıl olarak negatifliklerini deşiyor. Negatiflikleri daha ağır basabilir. Ama burada açık kapıyı zorluyor. Çünkü, zaten ben bir cümleyle özet vurgu yaptım negatifine. Mustafa Kemal Cephesi karşısında "sıfır" politik duruş, dedim.
Geçerken belirttim ya. Ethem'de bir sosyalist devrimci önderlik bulduğumdan değil, kendisinde o dönem özellikle, Leninci stratejide baştacı kabul gören ve gerçekten Türkiye ve İran gibi Doğulu ülkelerin devrimci nesnelliği içinde de gösterilebilen İşçi Sınıfı Sosyalizmi hareketine köylü-halkçı bağlaşığı bir önder tipolojisi olasılığı vardı, onu deşmeyi denedim. Ethem'i bir Marksist ideolojili sosyalist olduğunu düşündüğümden değil, halkçı-devrimci müttefikimiz pozisyonundan burjuva-liberal-demokrat pozisyona atlayıp, kulvar değiştirdiğinden "sosyalizm kürsümüz"den yargılayabileceğimize hükmettim. Bu me- yanda hemen ekleyeyim. Elbette son çözümlemede her deyişin-her olgunun bir sınıfî dayanağı olabileceği Marksizmin ABC'sidir. Burada sözkonusu olan kimi "marksist-sosyalist analizlerde yoksul küçük köylülüğe dayanan devrimci-demokrat Kuva-i Seyyare" komutanı "Solcu- Bolşevik" Çerkeş Ethem olduğu için "Anılarım" ve "Haykırış" yazılı eserlerinde hiç belirgin bir sınıfsal bakışın kendisinde olmadığını görmekten ötürü şaşırmamdır.
Ayrıca Ethem'in Kuva-i Seyyare'sinde tek bir tabur bolşevikti şeklinde küçümsenmemeli. Bolşevik taburunun 700 kişi olduğunu Ethem Anılar'ında belirtiyor. Az bir sayı değil, TKF'nin "Kızıl Ordusu" ile mukayeseyle.
Mustafa Suphi, Rusya'da "yüzbinlerce" olduğu belirtilen Türk savaş esirlerinden Kızıl Kıtalar örgütlediği malûm. Ali Fuat Cebesoy'a referansla Yalçın Küçük 1200 sayısını veriyor, mevcut olarak. "TKP MK 1920-21 Dönüş Belgeleri"nde ise, bunlardan Türkiye'ye gönderilmek üzere Bakû'de bekletilen Türk Piyade Alayı Kızıl Askerler'in sayısının 400 olduğu yazılıdır.17
Ethem'in "Yunaneli"nde Anadolu Kurtuluşa Tek Olumsuzluğu!
"Anılarım"da açıkça görülüyor. Hastalığına binaen geçiş hakkı için bir protokolle teslim olmasından sonra, Yunan Genelkurmayının defalarca baskısıyla ve hasta yatağındayken, üstelik, Türkiye Kuva-i Millîyesi adına tek bir olumsuzluğu, malûm bildirilere imza atmış olmasıdır. Bu imza olayı bile, örnek olsun Arap Mehmet diye kendi gibi esir adamı Yunan karakoluna çağrılıp da 24 saat dövülerek, cesedi dereye atıldıktan sonra verilen gözdağlı dayatmalardan, "kendi selâmeti açısından" tehditlerden sonra gerçekleşiyor. Evet tek olumsuzluğu, hatası vb. budur.
Bu bağlamda fikir yürütüyorsak, Ethem'in şu sözleri hâlâ cevap bekliyor! "Beni ihanetle itham edenlere soruyorum. Ben ne zaman, hangi tarihte ve mevzide, esasen müdafaa ettiğim cepheden bir adım dönmüşümdür de tek kurşun atmışımdır? Bir tek kardeş kanı dökmü- şümdür?"
"İsyan provakasyonu" arefesinde, Yozgat isyanında rolü olan valiyi İstiklâl Mahkemesi'ne sevketmek istediğinde muhalefetiyle karşılaştığı Ankara BMM Başkanı'nı "asacağını" söyleyecek kadar gücünün doruğunda olan Ethem, Gediz Taarruzu sırasında kimi askerî birliklerin firarından bozguncu rolünü sebep gördüğünden İstiklâl Mahkemesi'ne sevketmek istediği kişi, "Ankara" tarafından Dahiliye vekiliyken bir de Garp Cephesi başına-dolayısıyla Kuva-i Seyyare'nin de başına getirilen kişi olan Refet Bele Paşa için "Gelirsem O'nu önüme katıp Ankara'ya kadar kovalayacağım" diye söyleyecek kadar gücünün doruğunda olan Ethem,18 "İsyan"da gönülsüz olup savaşmayarak hep geri çekilen ve bu çekilişte başta Bolşevik Taburu binlerce milisin Kuva-i Millî- ye-Düzenli Ordu'ya katılmasını ya da "özgür dağlar"da Yunan- işgalciyle vuruşmak onayıyla gücünü dağıtan Ethem cevap bekliyor, "Millî Mücadeleyi bölmedim" noktai nazarından.
Ethemist "Seyyare-i Yeni Dünya" Ankara'da
Millî Mücadele'ye sınıfî müdahale noktai nazarından ise son bir-iki şey daha eklemeliyim.
Ethemist Yeşilordu'nun yayın organı olan ve legentinde "Dünyanın Fukarai Kasibesi Birleşiniz" yazılı yayın organı, Eskişehir'den Ankara'ya taşınırken (M. Kemal Cephesi tarafından) "gık"ını çıkarmadığı eleştiriliyor.
Hemen belirteyim. Konu ile ilgili araştırmalar. Anadolu'da "sol yataklar" arasında başlıcalarını sayarken, Ankara'yı da Eskişehir'i de sayıyor. Eskişehir işçi-emekçi solu yatağı, Ankara aydın-memur tabanlı sol yatak olabilir, fark bu.
Katib-i umumisinin Nazım Bey olduğu Türkiye Halk İştakiyyun Fırkası hem merkezî Ankara'da, hem şubesi Eskişehir'dedir.
"Seyyare-i Yeni Dünya" adı olan yayın organı Eskişehir'de "İslâmî Bolşevik" iken, Ankara'da "Türkiye Komünist Gazete" diye isim değiştirmiş; fark bu.
Ayrıca Seyyare-i Yeni Dünya gazetesi Ankara'ya taşındıktan sonra da "Millî kahramanımız Ethem Yoldaş" diyerek Mustafa Kemal Paşa egemenliğindeki Ankara BMM politikasıyla çatışan yayınını da sürdürmüş. Ve, "Ankara", Ethem Üzerine asker sevkiyatı yaparken, Demiryolları işçilerini greve çağırmış. Bunun üzerine "failî belli burjuvazi" tarafından yayınevi tahrip edilip, mesul müdür Arif Oruç cezaevine gönderilmiş.19
Zafer Kemal Paşa'nın ama, Ethem'e dayanan Ankara bolşevikleri ses getirmemişler değil yani.
Antep-Maraş-Urfa İşgalci Fransız'a Karşı: "Vurun Kürt Uşaklar Namus Günüdür"
Ethem, Batı Cephesi'nde Kuva-i Seyyare komutanıdır. "Güney Cephesi" ise, Adana-Maraş'tan Urfa-Antep'e "Vurun Kürt uşaklar, namus günü"ne yazılmıştır. Biliniyor.
Biliniyor da "montaj fikri sanayiciler", çamurda iz kalsın hesabı çarpıtıyorlar.
Zeki Saruhan, Hamdullah Suphi Bey'in BMM konuşmasındaki ifadelerini, yani Mehmet Efe ve adamları-milislerinin İsparta ve Antalya kent ve köylerinde yaptıkları "başıbozuk eylemleri" de bu illerde hiçbir zaman bulunmamış Çerkeş Ethem'in Kuva-i Seyyare birliklerine montaj edince, eski SİP yeni TKP yayınorganı Gelenek ten "Zeki Saruhan Usulü Çerkeş Tavuğu" başlığınca elhak cevabı da alıyor.20
Neyse, "Güneydoğu"da öc ateşleriyle yanıp tutuştukları aşikar Fransız işgal üniformalarıyla dönen Ermeni silahlı birliklerine karşı, örnek olsun Antep savunmasında vuruşanların çoğu Kürtlerdi. (Prof. Cahit Tanyol, savaşan 16 çetenin 14'ünün Kürt çetesi olduğunu söylüyor, Fransızlar'a karşı Antep'te)21
İşte bu yüzdendir ki, Mustafa Suphilerin katli, Ethemist Kuva-i Seyyare'nin tasfiyesi, Ankara Halk İştirakiyyun (Komünist) Partisi'ne burjuvazinin taarruzu döneminde gerçekleşmiş olan "Koçgiri Halk Hareketi" sırasında, ki hareketin millî-etnik yönü kadar Kuruçay'daki görüldüğü gibi Kürt Zadegân-mütegallibeye karşı sınıfsal yönü de var, isyancı kimi aşiret reislerinin Güney'de "Fransızlardan yardım istenmesi önerisine "gençler" bunu Kürt şerefine zul! sayıp, reddediyorlar.22
Koçgiri kalkışması önderlerinden Alişer'in "Lenin zamanı Rusyası" ile bağları olduğu, Mustafa Suphi ile temasa geçip bu meyanda örgütlenme işine girdiği, "Ankara"da böylece kuşku yarattığı bilgileri de var.23
Anadolu-Mezopotamya ve Şark (Doğu) Devrim Süreci'nde Ethem Ne?
Tekrar olacak, ama resmi tamamlamak için ekleyelim. Aynı zaman dilimi içinde Genceli Gilan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, İran- Azarbaycan'da Fars Hyabanı'nin ve Horasan'da Kürt Hüdaverdi'nin "demokratik" halk egemenlikleri var. (Burada Sovyet yazınının kendilerinden bağımsız "sol/sosyalist-imsi" hareketlere "demokratik" yaftasını yakıştırdıklarını belirteyim).
Yani Ege-Anadolu'dan Sivas-Dersim'e, İran-Gilan'dan Farsî Azarbaycan-Horasan'a kadar coğrafyada bir Doğu-Şark Şuralar devrim hareketi görülüyor.
1920'de Türk Komünistleri de, örnek olsun TKF ilk Genel Sekreteri Mustafa Suphi'nin ağzından "Fırkamız yalnız Küçük Asya'da değil, bütün Şark'ta inkilâbın alemdarı olacaktır" derken, THİF'nin "Şark'ta ve bilhassa Şarki Karip'te millî inkilâplar devresine girmiş bulunuyoruz" derken, Yeşilordu Nizâmnâmesi de "Asya, Asyalılarındır" dediğine benzer İran-Gilan'dan Azarbaycan-Horasan'a "İran İranlılarındır, Kahrolsun İngiltere" şiarları atılırken Manyaslı Ethem'in de Koçgirili Kürt Alişer'in de "İslâmist-Bolşevik" dokulu, köylü-yoksullar tabanlı işbu Şark ihtilâli dalgasına ister istemez kapılacakları "tabiatın kanunu" idi şüphesizki.
Ethem, "Anılarım"da, I. Dünya Savaşı sırasında bir Teşkilât-ı Mahsusa militanı olarak Kürtlerden ve diğer yerli halklardan teşkil edilen unsurlarla İran'da eylemlilik macerasını, detaysız aktarıyor. İttihat- Terakki tarafından kurulan Teşkilât-ı Mahsusa'nın İngiliz-Fransız müs- temlekeci-emperyalizmine karşı "münevver ve millî" hanlar, şahlar, racalar, şeyhler vb. önderliğinde Cezayir'den İran'a-Hindistan'a beher "esir" ülkelerde ayaklanmalar kışkırtan "Şark inkilâbı mefkureli teşkilât" olduğu da iddialar arasında (Yalçın Küçük).
Öyleyse Ethem'in Teşkilât-ı Mahsusa'dan Kuva-i Seyyare'ye geçtiğinde işbu "Doğu Devrimi ülküsü"nü, millî hanlar-şahlar-burjuvalar ki- şiliğindeki egemen mütegallibe sınıflar yerine köylü-fukara halk sınıfları "bolşevizmi" dokusuyla ikâme edip öyle taşımış olduğu söylenebilir.
Burada "eşyanın tabiatı"na uymayan ise, Batı'dan/Avrupa proletaryasından beklenen devrim gerçekleşmeyince Sovyet rejimini yaşatmada bir dayanak için artık bakışlarını Asya'nın/Şark'ın köylü ku- maşlı millî devrimlerine çeviren Lenin-Stalin-Troçkili Sovyet liderliğinin Türkiye ve İran komünist-bolşevik önderlikleri "hâlledilirken" neden Mustafa Kemal Paşalı ve Rıza Şah Han'lı millî burjuvaziyi yeğ tuttuklarıdır.
Bizzat Mustafa Suphi aktarıyor ki, Lenin "Şark'ta inkilâp Şark komünistlerinin bilvasıta kendi eseri olacaktır"demiş. Ne yazık Şarkta inkilâp, "millî mütegallibenin-sermayedarın" fukarai kasibe"nin (emekdarların-köylülüğün) kanını ve terini emmesine gözyummak mıymış?
Her neyse. Ethem'le başladığımız yazıyı yine onunla bağlantılı noktalayalım. Türkiye Halk İştirakiyyun Fırkası yönetimi "Taklib-i hükümet" suçlamasıyla Ankara İstiklâl Mahkemesi'nce mahkûm edilmişti.
Sakarya Savaşı'ndan sonra BMM'nin çıkardığı bir kanunla "affedildiler". Zamanında Çerkeş Ethem ve hareketiyle sıkı ilişkili bu çevre, özellikle "kâtib-i umumi" Nazım, Yeni Hayat dergisini çıkartarak Halk İştirakiyyun (Komünist) Fırka'yı yeniden canlandırma denemesine giriyor.
Ve 1922 yılında Bolşevik reis Nâzım, Sovyetler Birliği elçisi Aralof'a, BMM'de kendisini destekleyen 120 mebus olduğunu belirterek "Sovyet yanlısı" bir kabine kurabileceğinden bahisle destek istiyor. Lenin'in "Mustafa Kemal Paşa sosyalist değildir ama bize dosttur ve millî burjuva inkilâbını yönetiyor, içişlerine karışmayınız" mealinde talimat verdiği Aralof, artık Çerkeş Ethem'in Kuva-i Seyyare'si gibi bir askerî dayanağı olmadığından da muhakkak ki, Nâzım'ın bu-âdeta bolşevik devrim için Sovyet Kızılordu'yu gerekirse Anadolu'ya davet anlamına da gelebilecek önerisini ciddiye almadığı gibi Ankara hükümetini de durum hakkında bilgilendiriyor.24
Evet. "Moskova yoldaşları Türk devrim ileri gelenleri arasında beni daha emin buluyorlardı" diyen ve "Lenin'in ilk ilân ettiği milletler hakkında özgürlük ve serbestliğe ilişkin yüksek ve çekici prensipler" (e binaen) "ben Sovyet dostluğunun hararetli ve samimi taraftarların- dan(dım)" diyen ekleyen Ethem "hain" ise, Nâzım nedir? "Halkçı- komünizm"in zaferini Sovyet "enternasyonalizminde gören bir Anadolu "ulusalcı"sı, bir "yurtsever"i midir?
İzninizle son bir senaryo denemesi. "Moskovaca en emin Türk devrimcisi, en hararetli ve samimi Sovyet dostu" Çerkeş Ethem, millî- burjuva paşalar cephesince "hâlledilirken" Sovyet Kızılordu'dan "enternasyonal" destek aramayı düşündü mü, "ihanet içinde" addedilirken ! (?)
Manisa-18/24 Nisan 2007
Kaynakça:
1 Noviçev'in 1919-1922 Kemalistlerin Anti-Köylü Politikası yazısına gönderi, Cemal Şener, Çerkeş Ethem Olayı, Okan Yn. ist. 1982, s.123; Yalçın Küçük, Türkiye Üzerine Tezler, (TÜT) C.2, s. 710; Dimitir Şişmanov, Türkiye İşçi ve Sosyalist Hareketi, Belge Yay., ist., 1990, s.80
2 Mete Tuncay, Mustafa Suphi'nin Yeni Dünya'sı(MSYD), BDS Yay., s.273 ve 275
3 Nazım Hikmet, Kuvayi Millîye, Adam Yay. ist., 2004; Anılan destanının baplarında Mustafa Kemal'in Nutuk undaki belgeleri kaynak kullandığını söyleyen Nâzım, Ethem'e hem haksız itham yapmış, hem "atlı" sayısını çok abartmış. Ethem en az "1800 Atlı" kuvvetinin kendi saflarında dövüşmeyerek Mustafa Kemal Cephesi'ne katılımına onay verdikten sonra, sadece 50 atlısıyla teslim olmuştur.
4 M. Tuncay, MSYD, s.275; (Çev; Yücey Dermirel), "TKP MK 1920-1921 Dönüş Belgeleri-2" (DB-2) Tüstav Yay., s.102, ist., 2004. Ayrıca bkz. TKF tarafından oluşturulan Türk Kızıl Alayı'nın (274 Subay ve erat) 21 Mart 1921'de Kars üzerinden Batı Cephesine gönderildiği hk. Turhan Feyzioğlu, "Mustafa Suphi Türk Ocağından Türkiye Komünist Partisine" Ozan Yay.,s.97-98, ist., 2007.
5 Süleyman Nuri, Çanakkale Siperlerinden TKP Yönetimine-Uyanan Esirler, Tüstav Yn., ist., 2002, s.313. 1919'da bile Mustafa Suphi "Rusya- Odesa"da "Türkiye İşçi-Köylü Teşkilâtı" adına yayınladığı bildirilerde "Türk askerine" hitabında talancı Avrupa emperyalistlerinin Türkiye topraklarını çiftlik, işçi-köylü milleti ise kul-köle yapmak istediklerini belirtirken "zenginlerin" ise "Emperyalist Fransa, ingiliz, ABD, Yunanistan'a"-"Avrupalı eşkiyaya" yardımı olanlarını, "hain burjuvalarını karşıya alıyordu, (bkz. T. Feyzioğlu, age.,s. 51-55) Böylece, "Millî Mücadele"ye katılması öngörülen eşraf-ı burjuvazi sınıf karşıtlığı erteleniyordu hâliyle.
6 Meselâ bkz. Komünist Enternasyonal Belgelerinde Türkiye, Komünist ve işçi Hareketi, Aydınlık Yn., ist., 1979, s.38; Komüntern Belgelerinde Türkiye Kurtuluş Savaşı, Kaynak Yn., ist., 1985, s.45-46, 61 ve 132 vd.
7 Yalçın Küçük, TÜT, C.2, s.712
8 Aktaran Emrah Cilasun, Baki Hk Selam-Çerkes Ethem, Belge Yn., ist., 2004, s.40; (Doğan Avcıoğlu, Millî Kurtuluş Tarihi C.3'den)
9 Yalçın Küçük, TÜT, C.2, s. 694-695; Yunus Nadi, Çerkeş Ethem Kuvvetlerinin ihaneti, ist., 1955; Emrah Cilasun, Japon araştırmacı Yamauchi'ye de referansla, age, s.42-43 vd. ; Mete Tuncay, Türkiye'de Sol Akımlar (TSA) (1908-1925), Bilgi Yn., Ankara, 1967, s.123; M. Tanju Akad, Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, C.6, iletişim Yn., s.1851; Hamid Erdem, Mustafa Suphi-Bir Yaşam Bir Ölüm, Sel Yn., ist., 1999, s. 144
10 Yalçın Küçük, TÜT, C.2, s.638-639; Emrah Cilasun, age., s.42-43.
11 Hamid Erdem,age, s.144
12 DB-2, s. 129 vb.
13 Süleyman Nuri, age, s.342-343; Ayrıca bkz. Cemal Şener, age, s.50 ve tam metni için s.58-61 'de Belge-ll; Mete Tuncay, TSA, s.78-79 vd.
14 M. Pavloviç, Türk Komünistlerinin Ölümü, Türkiye Komünist ve işçi Hareketi (kitabı içindeki makale), Aydınlık Yn., ist., s.56
15 Hasan izzettin Dinamo, Kutsal isyan, C.5, Tekin Yn., s.299, ist., 1986.
16 Yalçın Küçük, Küçük Han, Sırlar (içindeki makale), YGS Yn., ist., 2002, s.67-86; Yalçın Küçük, TÜT, C.5, Tekin Yn., ist., 1992, s.553-555; Benningson-VVİmbush, Sultan Galiyef ve Sovyetler Birliği'nde Millî Komünizm, Anahtar Yn., ist., 1995, s.96-104
17 Yalçın Küçük, TÜT, C.5, s.566; DB-2, s.102
18 Hatırlayalım, iş bu Refet Bele Mustafa Kemal Paşa'nın adayı olup da Ankara BMM'deki şeçimde "Halk Zümresi"nin adayı Komünist mebus Nâzım karşısında Dahiliye Vekâletini kaybeden zattır. THİF lideri Nâzım, Mustafa Kemal'in Çerkeş Ethem'e "ricası" üzerine "eski politikacı" Ethem'in isteğine binaen Refet Bele lehine Dahiliye Vekilliğinden istifa et(tiril)mişti. işte şimdi Bele Paşa, eski "velinimeti" Ethem karşısına Garp Cephesinde dikilmiştir. Ne kader cilvesi!
Ve Ethem "hâllolduktan" sonra da, Mustafa Suphiler katlinden sonraki Azerbaycan-Bakû'deki yeni TKF merkezini örgütleyip Türkiye'ye gönderdiği "Türk Kızıl Askerler" de Garp Cephesinde İsmet-Refetler emrine amade oluyorlardı. Dedik ya Komünistler bu çizgide yürürken, ricat anında "Bolşevik Taburu"nun ayni Cepheye katılmasına onay veren köylü- halkçı Ethem'e tek yanlı "eğri çizgide" denebilir mi?
19 Mete Tuncay, TSA, s. 124-125.
20 Mehmet Bozkurt, Zeki Saruhan Usülü Çerkeş Ethem Tavuğu, Gelenek/60, Ağustos 1989
21 Kadri Cemil Paşa (Zinar Silopi), Doza Kürdistan, Özge Yn. Ankara, 1991, s.63
22 Koçgiri Halk Hareketi, Komal Yn., s.70-71, ist., 1992. Evet "zül !" saydılar. Ne yazık bugün emperyalizmin BOP projeli aktristleri, Franz Kürt kızları olan Madame Mittöranellar-Leyla Zanalar Koçgiri Kürt ateşini "kül !" sayıyorlar.
23 Bkz. Faik Bulut, Belgelerle Dersim Raporları, Yön Yn., ist., 1992, s.192; Neredeyse "bilgi" ortaya çıkalı çeyrek yüzyıl oluyor, ama "Kürt Solu"nun bu tarihi olguyu "deştiğini" görmüş değilim hâlâ. Tam da Türk-Kürt emekdarlar halkları kardeşleşmesinin yakıcılığını daha bir dayattığı Sosyalizm yerine Kemalizm-Barzanizm burjuva çözümsüzlüğe fit edilmek istendikleri şu dönemde.
24 Krş. Mete Tuncay, TSA, s. 133-134 ve 136
