Newroz ve Günümüz

İsa Gözaçtı

Ön Anımsatma

Kapitalist uluslaşmaya giren halklar/halklaşmalar, proto-halklaşma dönemindeki insanlığın ortak ürünü olan efsaneleri, mitolojileri, folklorik birikimi sahiplenirler. Böylelikle kendi uluslaşmalarına tarihsel dayanaklar bularak, uluslaşmalarını meşrulaştırmak isterler ve sahip çıktıkları tarihsel/kültürel birikimi ulusun özel mülkiyetlerine geçirirler.

Proto-halklaşmalar döneminde, halklaşmalar etkileşim halinde idi ve bu etkileşim asimilasyonun evrimsel/doğal bir süreçte işlemesine neden oluyordu. Bu evrimsel/doğal asimilasyon yeni sentezleşmelere, yeni halklaşmalara yol açıyordu. Kapitalist uluslaşma ile birlikte asimilasyonun evrimsel/doğal misyonu sona erdirildi. Asimilasyon ulusu yaratmanın önemli bir yöntemi haline getirildi.

Proto-halklaşma döneminde Newroz’un kutlanmaları ile kapitalist uluslaşma dönemindeki Newroz’un kutlanmaları arasında farklılıklar ortaya çıktı. Günümüzde de kapitalist uluslaşmayı tamamlayan coğrafyalar ile kapitalist uluslaşmayı tamamlamayan uluslar Newroz kutlamalarının içeriğine farklı anlamlar yükleyerek Newroz kutlamaları yapıyorlar.

Yaşayan/Yaşatılan En Uzun Özgürlük Bayramı

Newroz Yakındoğu’da, Ortadoğu’da, Mezopotamya’da, Kafkaslar’da, İçasya’da, hatta Balkanlar’da yaşayan halklar tarafından kutlanan, yaklaşık olarak 2700  (bazı yazılı kaynaklara-Kürt tarih yazımına göre 2621 yıl) yıllık bir geçmişi bulunan, en eski evrensel bayramlardan birisidir. Newroz, proto-halklaşma döneminden günümüze değin kesintisiz olarak kutlanan tarihsel, efsanevi, mitolojik, folklorik özelliklerle her proto-halkın kendi rengini kattığı bölgesel-evrensel içerikler taşıyan, en uzun süre yaşatılan ve günümüzde de sürekliliği olan bayramlardan biridir.

Newroz bir yanıyla doğanın ve toplumun baharla birlikte yeniden dirilişini içerirken, bir yanıyla da isyanı, direnişi, zulmün (zalim Asur Krallığı’nın) yıkılışını, özgürlüğün ateşle kazanılışını sembolize eder. Her iki durumda da doğanın ve toplumun yeniden doğuşunu, değişimini bizlere gösterir.

Günümüz Newroz’unun farklılıklarını ortaya koyabilmek için Newroz’u iki ana bölüme ayırmak gereklidir. Tarihsel misyonu anlamıyla Newroz ve doğal misyonu anlamıyla Newroz.

Günümüzde Newroz kutlamalarında tarihsel ve doğal misyonlarının içeriğinde, özellikle de tarihsel misyonunun içeriğinde farklılaşma meydana gelmiştir.

Özellikle Kürt Ulusal ve Toplumsal Özgürlük/Kurtuluş Mücadelesi’nin yükselişi-kitleselleşmesi ile tarihsel misyonu yeni bir içerik kazanmıştır. Bu yeni içerikle birlikte KUTÖ/KM, Newroz’un tarihsel misyonunun sürekliliğinin taşıyıcısı konumuna getirmiştir. İçerideki zindanlarda Mazlumlar’ın direniş ve isyan ateşi, dışarıdaki zindanlarda Zekiyeler’in ...direniş ve isyan ateşinin Newroz’un içeriğinin değişiminde ve zenginleşmesinde yaptıkları fedakârlıklar ve katkılar unutulmamalıdır.

Newroz’u doğal misyonu anlamıyla kutlayan bölge halkları ve ulusları, geleneksel doğal misyonunu sürdürmektedirler.

Newroz’un Tarihsel Anlamı

Newroz sınıflı/köleci toplumda ortaya çıkan, köleci toplumun egemen güçlerine ve bu güçlerin devlet aygıtına saldıran ve bu imparatorluğu yıkan toplumsal devrimin bizzat kendisidir. Burada en temel etken, köleci sistemin despotizmine karşı özgürlük mücadelesiyle, komün toplumunun özlemlerini, taleplerini ve ideallerini temel alan Zerdüştlük öğretisinin buluşmasıdır. Asur Köleci İmparatorluğu’nun köleci despotizmine karşı, köleleştirilen proto-halkların Demirci Kawa önderliğinde yapılan köle ayaklanması ve ayaklanma sonrası geçici de olsa özgürleşme Newroz’un ortaya çıkışının toplumsal zeminini oluşturur. Spartaküs köle ayaklanması ne ise Demirci Kawa köle ayaklanması da aynı içeriğe sahiptir. Hatta Demirci Kawa köle ayaklanması başarıya ulaşmıştır ve geçici de olsa o dönemde bölgede yaşayan proto-halklara özgürlüğü ve eşitliği tattırmıştır. Demirci Kawa köle ayaklanması, Asur Köleci İmparatorluğu’nda yaşayan proto-halkların direnişini, birliğini, eşitliğini, özgürlüğünü, onların yeniden doğuşunu ve yeni sentezleşmeler oluşturmasını temsil eder.

Alevilik ve Newroz

Aleviliğin yayıldığı coğrafyalarda ve bölgelerde de, Alevilikle Newroz arasında bağlantılar kurulmaya çalışılmıştır. Alevilerin genelinde olmamakla birlikte Newroz’u kutlamaları söz konusudur. Aleviler Newroz’u doğal misyonu yanında, “Dünyanın Tanrı tarafından yaratıldığı gün; Hz. Ali’nin doğum günü; Hz. Muhammed’in Hz. Ali’yi yerine atadığı gün” ile ilişkilendirerek “Sultan Newroz/Nawroz” bayramı olarak kutlamaktadırlar. Bu kutlamalara da egemen güçler tahammül edememiş, bu yüzden kutlamalar gizli yapılmıştır. Alevi Hareketi de günümüzde yeniden bir rönesans ve aydınlanma dönemi yaşamaktadır. Bu Hareket’in günümüzde yeni nitelikler kazanabilmesi için Aleviliğin tarihsel geçmişi ve misyonunun gelecekte modern misyonu ile bütünleştirilecek bir içeriğe büründürülmesiyle mümkündür. Aleviliğin toplumsal tasarımı olan “Rızalık ?ehri” geçmiş sınıfsız toplumun, ilksel komünal-komünüzan toplumunun özgürlük-eşitlik-adaletinin yeniden kurulmasını içerir. Alevi Hareketi geleceğin bir toplumsal tasarımı olan “Rızalık ?ehri” projesini günümüzde güncellemekle yüz yüzedir. Alevilik geleceğin sınıfsız-sınırsız-devletsiz-sömürüsüz-eşit-özgür toplumu olan modern komün toplumu projesine “Modern Rızalık ?ehri Projesi”ile katkıda bulunursa ve bunu Sultan Newroz bayramına içselleştirse, Sultan Newroz bayramı yeni bir içeriğe kavuşturulmuş olacaktır. Böylelikle Alevilik Hareketi de emperyalist kapitalizmin sömürü, asimilasyon, tecrit, manipülasyonundan korunur hale gelecektir. Yine böylelikle Alevilik Hareketi geleceğin Komün  Toplumu’un kurulmasında bir toplumsal dinamik olarak tarihsel müttefiklik görevini yerine getirebilecektir.

“Ezen Ulus-Ezilen Ulus”

Ezilen ulus, kendi kimliğini bulma sürecinde bir aydınlanma ve rönesans sürecinden geçer. Bu rönesans ve aydınlanma süreci tarihsel, toplumsal, sınıfsal, ruhsal etkenlerin izlerini taşır. Uluslaşma, kapitalist uluslaşma özelliği taşıyorsa, bu uluslaşmada ulusun bileşimini oluşturan sınıflar, kendi sınıfsal çıkarlarını-renklerini rönesans ve aydınlanma sürecine katmak isterler. Bu nesnellikten dolayı rönesans ve aydınlanma süreci eksileri ve artıları ile birlikte oluşurlar. Üzerinde yaşadığımız coğrafyaya ve bölgeye her türlü ön yargıdan arınarak baktığımızda bu gerçeği görebiliriz. “Kürt Ulusal Sorunu”na, “Kürt Rönesansı ve Aydınlanması”na bu açıdan bakıldığında Hareket’in eksileri ve artıları rahatlıkla görülebilir. Eksilerin en önemli özelliği ele aldığı her şeyi “Kürt ile başlatıp Kürt ile bitirme; Kürt’le izah etme” noktasıdır. Bu durum, günümüzde ve gelecekte “Egemen Kürt resmî tarihi ve egemen Kürt resmî ideolojisi”nin oluşumuna hizmet edebilecek bir noktadır. Artı yanı ise mitolojilerin, efsanelerin, folklorün bilimsel (ilerici, iyimser ve dinamik bir yorumla)  yöntem ve bakış açısıyla incelenip yerli yerine konularak, “Kürt Ulusal Sorunu”nun çözümüne “Bütün dünya uluslarının eşitliği, özgürlüğü temelinde kardeşleşmesine” katkı getirebilecek ideolojik-kültürel-politik bir birikime sahip olmasıdır.

Egemen-Ezen ulusun egemenlik ilişkisi (üzerinde yaşadığımız coğrafyada kapitalist üretim ilişkileri ve kapitalist tekelist-militarist-polisist devlet) netleşip şekillendiğinden dolayı, netleşip şekillenme sürecini, burjuva ideolojisini ve tarihini, resmileştirdiğinden dolayı, temel dayanak noktası mevcut egemenlik ilişkisinin-statükonun sürdürülmesine yöneliktir. Statükonun sürdürülmesinin temel yöntemleri de inkâr-imha-asimilasyon, ara yöntemleri de tecrit, tehdit, yıldırma, baskıdır. Kısacası resmileştirilmiş, devletleştirilmiş terör sistemidir.

Egemen-ezen ulusun burjuva sınıfının egemenlik sistemi, toplumda ortaya çıkan olay ve olguları egemenlik sistemini bir parçasına dönüştürmeye yöneliktir. Özellikle Türkiye coğrafyasındaki egemen-ezen ulusun burjuva sınıfının ideolojisi ve tarihi resmileştirildiğinden, egemenlik sistemi toplumda ortaya çıkan olay ve olguyu bu resmî süzgeçten geçirerek tavır geliştirmektedir. Egemen burjuva resmî ideolojisi ve egemen burjuva resmî tarihine aykırı bir olay ve olgu önce inkâr edilir/yok sayılır; asimilasyona tâbi tutulur. Yok sayılan yok edilmeye çalışılır. Yok etme bir türlü gerçekleştirilemiyorsa, sahip çıkılıp içi boşaltılır ve kendi egemenlik sisteminin dayanak noktası haline getirilir. Newroz’u Nevruz’laştırma çabasının altında bu gerçek yatar.

Newroz özelinden baktığımızda, Newroz, egemen-ezen ulusun burjuva sınıfının elinde, sömürünün ve zulmün bir aracına dönüşmekte; ezilen-sömürülen ulusun elinde sömürüye-zulüme bir başkaldırı, bir özgürleşme aracına dönüşmektedir.

Değinmeler ve Hatırlatmalar

Hem sömürüye, hem de sömürgeciliğe karşı duran güçler, tarihsel-toplumsal-sınıfsal olarak zorunlu müttefik olması gereken güçlerdir. Kapitalist toplumda işçi sınıfı ve emekçiler, sınıflar savaşını sadece artı-değer sömürüsüne karşı savaşla darlaştırıp sınırlandırmamalıdır. Sadece artı-değeri temel alan indirgemeci-ekonomist mantık, sınıfsallığı tarihsellikten-toplumsallık-ulusallıktan, birleşik/dengesiz/eşitsiz gelişim yasasından soyutlar.

Saf sınıfîlik yoktur. Sınıfların da dilleri, dinleri, inançları, mezhepleri, kültürleri, ulusları, etnik grupları ...kısacası tarihsel-toplumsal-ulusal-etniksel-kültürel gerçeklikleri vardır. Bu gerçeklikler yok sayılamaz.

Özellikle kapitalist uluslaşma ile birlikte ortaya çıkan uluslaşmalarda birleşik/dengesiz/eşitsiz gelişim yasasının bir sonucu olarak sömürgeler ve sömürgecilik, yeni bir çelişki/sorun olarak gündeme gelmiştir. Emperyalist-kapitalizmin tarihine baktığımızda sömürgelerde, sömürgeciliğe karşı verilen onlarca/yüzlerce ulusal ve toplumsal kurtuluş savaşlarını görmemiz mümkündür.

Literatüre “milliyetler meselesi”, “ezilen ulus sorunu”, “sömürgeler sorunu” gibi kavramlarla giren “ezilen uluslar ve sömürgeler sorunu”, günümüzde de bu sorunların çözülmediği bölgelerde “geç ulusal sorun” olarak yeniden gündeme gelmiştir

Üzerinde yaşadığımız coğrafyada ve yakın bölgemizde de yıllardır çözülemeyen ve çözülmediği için de devam eden “Kürt Sorunu”, “Kürt Ulusal Sorunu”, “Kürdistan Sorunu”, “Doğu Sorunu”, “Geri Kalmışlık Sorunu”, “Bölgenin Azgelişmişliği Sorunu”, “Doğunun Kalkınma Sorunu” gibi terimlerle ifade edilen sorun, bize göre ‘geç ulusal sorun’lardan birisi olan “Kürdistan Ulusal Sorunu”dur.

Kürdistan coğrafyasındaki ulusal/toplumsal kurtuluş güçleri günümüzde tarihsel müttefik ilişkilerinden yoksun olarak tecridi politikalarla düzenin ve sistemin dışına çıkışları engellenmek istenmektedir.

Günümüzde SSCB ve Sosyalist Sistem yoktur. Dolayısıyla uluslararası bir müttefik ilişkisi yoktur. Bölgede bulunan işçi sınıfı hareketi ve sosyalist hareketle de müttefik ilişkileri yoktur. Varolan ilişkileri, tarihsel ve toplumsal anlamda müttefik ilişkileri yerine ikame edilemez.

Tarihsel ve toplumsal müttefik ilişkileri olmayınca geriye emperyalist-kapitalizmin tecrit etme/kuşatma/teslim alma politikaları kalıyor. Emperyalist-kapitalizmin özellikle Ortadoğu’ya ve Yakındoğu’ya müdahalesi ile tecrit etme/kuşatma/teslim alma politikalarının çemberi iyice daraltılmaktadır. Deyim yerindeyse bu Hareket’e “yok etme” politikası uygulanmaktadır.

Hareket emperyalist kapitalizmin “yok etme” politikasını etkisiz hale getirmek için, başta parçalarda olmak üzere bölgedeki ve dünyadaki işçi sınıfı hareketi ile ve sosyalist hareketle tarihsel müttefik ilişkileri kurmak ve geliştirmek zorundadır. Eğer sözü edilen tarihsel müttefik ilişkileri kurulup geliştirilebilirse hem “yok etme” politikasına karşı direnilebilir, hem de Self Determinasyon/Ulusların Kendi Geleceklerini Tayin Etme-Tesbit Etme-Ayrılma Hakkı gerçekleştirilebilir bir gerçeğe dönüştürülebilir.

Newroz’un Tarihsel Anlamı ve Misyonu Ulusal ve

Toplumsal Kurtuluş Mücadelesi İle Buluşturulmalıdır

Newroz’un tarihsel ruhu, geçmiş/ilksel sınıfsız komün toplumunun ruhudur. Bu ruh, modern sınıfsız toplumun komün ruhu ile buluşturulmalıdır. Bu ruhu kimler/hangi toplumsal dinamikler buluşturacaktır?

Bu komün ruhunu, başta Türkiye coğrafyasındaki işçi sınıfı hareketi ve sosyalist hareket, Kürdistan coğrafyasındaki ulusal/toplumsal kurtuluş hareketi, Kızılbaş-Alevi Hareketi ve güçleri olmak üzere; Newroz’u tarihsel ruhu ile  bölge coğrafyalarında kutlayan güçler buluşturacaktır.

Kürdistan coğrafyasındaki ulusal ve toplumsal dinamikler Newrozlaşan dinamiklerdir. Türkiye coğrafyasındaki Alevilik Hareketi yüzünü “Rızalık ?ehri”ne döndürebilecek dinamikleri bağrında taşımaktadır. Türkiye coğrafyasındaki sınıfî güçlerin ise komünleşen dinamikler olduğunu söyleyemeyiz. Türkiye coğrafyasındaki devrimci/sosyalist/marksist akımların komünleşen bir dinamiğe dönüşmeleri gerekiyor. Newrozlaşan dinamikle, Komünleşen dinamik buluşturulduğunda/buluştuğunda her iki coğrafyanın, bölgenin, dünyanın kaderinin/geleceğinin şekillenmesinde  devrimci bir anahtar rolü oynayacağını söyleyebiliriz.

Bu düşünce ve duygularla insanlığın en eski özgürlük bayramını kutluyorum.

Newroz’u Yaşatalım!

Newroz Ateşini Geleceğe Taşıyalım!

3 Mart 2009

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru
Site tasarım ve kodlaması Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.
Internet Explorer 5 ve 6 sürümleri ile siteyi doğru görüntüleyemezsiniz.
Sitede gördüğünüz teknik aksaklık ve arızaları bize bildiriniz.