Ali Özdoğu

Komünist Geçinen Şoven, Sosyalşoven, Nasyonalist Komünistlerin Kapışması

“Harici Büro” te-ka-pe’si ile sip partisi te-ka-pe’sinin genç kadroları birbirlerine karşı olmayan militan gardlarını aldı!

Bu iki siyasî akım kendiliğinden kurdukları örgütlerini hiç utanıp sıkılmadan TKP olarak ilan etmekte bir sakınca görmedi!

Aslında utanıp sıkılacak bir durum yoktur ortada. Niçin utansınlar ki? Bu memlekette öteden beri sahte komünist örgüt kurup parti çağrışımı yapmak serbesttir (Bu gelenek resmî komünist parti kurduran Kemalist rejim ve avenelerinden şimdiki sahte te-ka-pe’cilere miras kalmış olsa gerek).

Diğer yanıyla bu türden bir “serbestliğin” suçu bizim ve hepimizindir. Çünkü bu alanın sömürülmesini Devrimciler, Komünistler böylelerine terk etmiş ve politika üretememişlerdir…

Tarihî TKP sömürüsünden göz gözü görmüyor. Komünistlik adına yalancı pehlivan peşrevlerinden geçilmiyor. Kariyerizm hastalığı bilimsel ve tarihsel doğruların, gerçeklerin üstünü örtüyor. İşçi Sınıfı ve Emekçi Halklarımızın sosyal-evrensel kurtuluş mücadelesine ihanetler giderek artıyor. Kimin sahte, kimin komünist geçinen, kimin resmî, kimin Hakikî Komünist Kadro olduğunu ayrıştıracak bilimsel ölçütlerimiz elbette vardır. Fakat hem yaşadığımız coğrafyada hem de enternasyonal ölçekte bunu sorgulayıp doğrulayacak ve de yargılayacak bir eksiğimiz var. O da bir Komünist Enternasyonal‘imizin bulunmayışıdır.

Sınıf mücadelesi tarihimiz ve devrimci geleneklerimizin organik uzantısında ve yaşadığımız coğrafyada 10 Eylül 1920’de oluşturulan Tarihî TKP dışında bir SINIF PARTİ’miz yoktur. Olmamıştır.

Tarihî TKP, gerek oluşturulurken gözettiği Komünist Enternasyonal’e - Leninist ilke, kural ve yöntemlere sıkı bağlılığı, gerek  LENİNİST PARTİ normlarını her süreçte işletmiş oluşu, gerekse Parti ve Partileşme Sorunu üzerinde gözettiği devrimci incelik, devrimci ahlak, devrimci siyasî terbiye, devrimci diplomasi1 ile devrimci esneklik sosyal mücadele tarihimizde bir ilktir.

Sosyal mücadeleler tarihimizde Tarihî TKP deneyimi dışında “Komünistlerin Birliği”ni gözeten başka bir örnek yoktur. Olmamıştır.

Her siyasî sol eğilim devrimci geleneğimizin organik uzantısında değil, kendi göreneğini “Dar grup kültü” ile hareket ederek kendiliğinden örgüt kurmuş / kurabilmiş ve parti çağrışımında bulunmuş / bulunabilmiştir!

Tarihî TKP oluşturulurken tek bir komünisti ve kadroyu dışarıda bırakmamıştır. Kadro olmayı hak eden tüm Devrimci ve Marksist Kadroları Kongre yöntemiyle partileştiren  ve henüz aşılamayan biricik deneyim de Tarihî TKP deneyimidir.

Tarihî TKP’nin Programı, Tüzüğü başta Komünist Enternasyonal’in ve Marksizm-Leninizm’in temel ilkeleriyle asla çelişmemektedir.2 Tutarlı-amaçlı-somut bir iktidar projesine sahiptir. Gizlilik ve yeraltı faaliyetinin güvencesinde açık faaliyet alanlarının nasıl kullanılması gerektiğine ilişkin Bolşevik öngörülere ve niteliklere sahiptir.

Komünist ve İşçi Partilerinin oluşturulmasında gözetilen “Kızıl Ordusu ile birlikte işbaşı yapması” ilkeselliğinin gözetilmiş olması bu memlekette yalnızca Tarihî TKP’nin oluşturulması sürecinde yaşanmış bir olgudur.

Tarihî TKP’nin kurucularının ve yönetim kadrosunun Kemalist rejim tarafından katledilişinden sonra tasfiye edilen ve örgütsel sürekliliği sağlanamayan bu proleter devrimci geleneğimiz burjuva ve küçükburjuva “sol” siyasî akımlar tarafından kabaca sömürülmek istenmiştir. Dr. Şefik Hüsnü ve onun uzantısındaki eğilimler sosyalizmi kemalizm ile kaynaştırıp sulandırmaya yeltenmiş ve sosyalşovenizme dönüştürmüştür. Bu melezleştirme girişiminin yarattığı çok yönlü tahribatlar nedeniyle burjuva resmî tarih anlayışı ile resmî ideolojinin egemenliği bir türlü saflarımızdan sökülüp atılamamıştır. Tarihî TKP’nin süreklilik içinde kopuş süreci günümüze taşınamadığı için coğrafyamızda Marksizm-Leninizm’in temsiliyet boşluğu doğmuştur. Temsiliyet boşluğunu doldurmaya kalkışan gruplar, kendi örgütsel duruşlarına meşru dayanaklar bulabilmek için Tarihi TKP geleneğine pragmatist-sembolist ve “nostaljik” yöntemle yaklaşmışlar, aradaki boşluğu kendi grupsal çıkarları ile doldurmaya kalkışmışlardır. Bunun en tipik örneklerinden olan SSCB’ye sığınmış “Harici Büro”daki İsmail Bilen (Laz İsmail), Zeki Baştımar (Yakup Demir) gibi siyasî mülteci takımı da “1973 Atılımı” diye “TKP” adını kullanmaya yeltenmiştir!?..

Bilindiği üzere Kolektifimiz Çalışanları dışında bu türden Leninist yöntem dışı partileşme anlayışlarına sistematik biçimde ve şiddetle karşı koyan, politik açığa vurma yöntemiyle insanlarımızın bilimsel bilgi edinerek bilinçlenmesine çalışanlar da olmamıştır.

Günümüzde ise sip partisinin de “alan kapatma” yarışına heveslendiği ve “TKP” adını kullanmaya başladığı görülmüştür!?..

Tarihî TKP Marksist-Leninist ilkeselliği, sosyal meşruiyeti ve devrimci yasallığı asla tartışılmayan bir kurumlaşmadır.

10 Eylül 1920 tarihi bu coğrafyadaki ilerici, devrimci, sosyalist ve Marksist Kadroların en ileri unsurlarının (Sosyalist hareketin en ileri unsurları Komünistlerin Birliği), işçi sınıfı hareketinin en ileri unsurlarıyla (işçi sınıfı hareketindeki en ileri sınıf bilinçli İşçilerin Birliği) Leninist yöntemle birleşip, bütünleştiği-pratikleştiği an’dır.

TKP adını vekaletsiz ve vahiy geleneği ile kullanmaya yeltenenlerin tamamı ise sınıf partisi değil, grup partisidir. Buna yeltenenlerin tamamı kendiliğinden örgüt kurup parti çağrışımı yaparak komünist geçinenlerdir.

TKP adını burjuvazinin AB zorlaması ile tanıdığı yasallık sayesinde alan ve kullanan sip partisi te-ka-pe’si ile “Harici Büro”dan Laz İsmail’in ölümünden sonra kurulan “TBKP”nin nevhuzur Genel Sekreteri olan Nabi Yağcı (Haydar Kutlu)’nın gerici burjuva basınında iyice sulandırılan “sahte parti” dalaşmalarını açığa vurmak için bu özetin yapılmasını uygun bulduk. Konuyu ayrıntılı irdelemek isteyenler Kitap+Dergi+Gazete+Broşür vb. organlarımızı özgürce araştırıp inceleyebilirler. Çünkü belgelidir.3

*   *   *

Bir panelde bay Nabi Yağcı’ya sipliler tuvalet kağıdı atarak sataşmış! Nabi Yağcı’ya karşı bir gösteri düzenlemişler, Nabi Yağcı taraftarları da “Tarihî TKP” adını kullanarak siplilere veryansın etmişler!..

Hayat ve mücadele bu türden, kendiliğinden örgüt kurup “TKP” çağrışımında bulananların tamamını açığa vurmuştur. İddialarını ve girişimlerini reddetmiştir.

Sınıf mücadelesi ile devrimci tarih ve geleneklerimizle ideolojik-teorik-politik-örgütsel hiçbir bağı-bağlantısı bulunmayan küçükburjuva  sosyalizminin grup partilerinin birbiriyle kapışması, bir yandan SINIF PARTİSİ gibi son derece ciddî ve hayatî bir konunun burjuva basınında sulandırılmış biçimlerde sunulmasını tahrik etmiş, diğer taraftan “Komünistlerin Birliği” için dövüşen Devrimci ve Marksist Kadroların atacağı anlamlı ve ileri bir adımın önünü kesmeyi denemek istemiştir!.. Boş bir çaba.

Devrimci ve Marksist Kadroların yaşadığı “Öndersizlik Krizi” geçici bir durumdur. Çok yönlü devrimci ve iradi müdahalelerle mutlaka aşılacaktır!..

Sansasyon ve magazinleşme yöntemleriyle hâkim gerici sınıflarla cilveleşen sahte komünistler devletten önce “Komünistlerin Birliği” için dövüşen Devrimci ve Marksist Kadroların en büyük ayak bağıdır.

İşçi sınıfından oksijen almayan, burjuva yasallığına tapınmış tüm resmî komünist parti girişimlerinin sonu hüsrandır.

Devrimci ve Marksist Kadrolar da “Politik Açığa Vurma” görevlerini bir türlü yerine getirememiş, Kolektifimiz’in ısrar ve inatla, sürekli biçimde gündemde tuttuğu bu yoldaki mücadelesini de yalnız bırakmışlardır.

Nabi Yağcı4; diğer Bilimsel Sosyalizm-Komünizm düşmanları gibi neo-liberalizmin yandaşlarındandır. İşçi sınıfı ve emekçi halklarımıza karşı olan gerici AKP iktidarı ile ona destek olan tekelci sermaye lobilerine, patronlara, finans oligarşisine kan vermiş, emperyalizmin  hegemonyasına güç vermiş kişilerdendir.

Nabi Yağcılar, biçimsel ve sembolik olarak ilişki kurdukları Tarihî TKP’mizin Devrimci ve Marksist-Leninist ilke ve amaçlarını kabaca çarpıtmış ve satmış, emperyalist-kapitalizmin açtığı kanallarda işçi sınıfı ve emekçi halklarımızın sosyal / evrensel kurtuluş umudunu sömürmüş, kurutmuş ve iğdiş etmiş kimselerdir. Başta DİSK olmak üzere “Veba mikrobu” gibi girdikleri her yeri kurutmuşlardır.

Burjuva icazetiyle TKP adına sahne alanlar; yaptıkları binbir idealizasyon ve mistifikasyonlarla örgütleyebildiği ilerici gençliğin, işçilerin, sosyalist aydınların ruh ve beden sağlığını, ideolojik kimyasını bozmuştur. Yaşaması gereken Devrimci ve Komünist Kadroların katline sebep olmuştur.5

12 Eylül 1980 askeri faşist darbesine karşı mücadele edecek kadroların kolektif direnişlerini kırmış, devrimci potansiyelin harcanmasına çalışmıştır. Bilim ve akıldışı yöntemleriyle sekter, fanatik ve bağnazlıklarıyla günümüzdeki devrimci hizayı bozan “Örgütler Anarşisi” hastalığımızın daha da kronikleşmesini sağlamıştır.

Komünist geçinenler işçi sınıfı hareketi ile sosyalist hareketin buluşup bütünleşmemesine, hayatı ve mücadeleyi kucaklamaya aday birleşik, güçlü, güvenilir ve donanımlı bir SINIF PARTİ’mizin oluşturulmamasına  çabalayan burjuvazinin yandaşı ve dostudurlar.

Tarihî TKP’mizin geleneklerini sulandırmaya girişen bilcümle komünist geçinen liberal burjuva sosyalistleri gibi Nabi Yağcı’lardan da hesap sorulacak ve burjuva maskeleri indirilecektir. Sip partisinin devrimci tarih ve geleneklerimizi sömürmesi “Harici Büro” grubunun “vukuatı” yüzünden gerçekleşebilmiş ve onlar da böylece burjuvazinin icazetinde sahne almıştır!.. Onların sonu da öncekilerinden daha kötü olacaktır.

Dünya genelinde olduğu gibi yaşadığımız coğrafyada da sınıf mücadelesi gelişip güçleniyor. Bu mücadelede burjuva resmî tarih anlayışı ile burjuva resmî ideolojisi kemalizme kur yapan resmî sosyalşoven kimlikli sip partisinin de maskesi düşürülecektir. Şimdilik politik açığa vurma yoluyla da olsa düşürülmektedir.

Tarihî TKP’mizin adını, devrimci tarihini ve geleneklerini destursuz kullanmak suçtur.6

En büyük suçlardan biri de parti başkanı sıfatı ile televizyona zuhur edip “Tüm komünist geleneklere sahip çıkıyoruz.” diyerek başlayıp “Ancak bugün 1920’lerin kazanımları kaybedilmektedir.” lafını söyleyebilmektir. Bu suçun sahibine “Efendi anlat bakalım 1920’lerde ne kazanmıştın da bugün kaybediyorsun?”, “1920’lerde sahiplendiğini söylediğin geleneğin önderlerini katleden rejim kime ne kazandırmıştır?” soruları sorulacaktır. 

Sosyal pratikte eksikliği hissedilen Marksist-Leninist SINIF PARTİSİ’nin henüz işbaşı yapamadığı günümüz şartlarında, popülaritesi giderek artan komünist geçinenlerin  fırsatçı girişimleri ve birbirleriyle dalaşmaları olağan bir gelişmedir. İstedikleri kadar medyatik rollere soyunadursunlar “Marksizmin yorumu ve pratikte yeniden üretimi” sorunsalından haberli donanımlı kadrolar Tarihî TKP’mizin bu düzeyde sömürülmesinin önünü kesecek güçtedir.

Resmî sosyalşoven politika sahnesinde ahkam kesilmesinin suçu “Öndersizlik Krizi” yaşayan Devrimci ve Marksist Kadroların üzerindedir. Komünist Kadroların devrimci inisiyatif kullanamayışı, çok yönlü iradi bir müdahale ile şoven ve sosyalşoven nasyonalist komünistleri nihai olarak politik açığa vuracak anlamlı ve ileri bir adım atamayışı tüm SINIF PARTİSİ düşmanlarının işbaşı yapmasını kolaylaştırmıştır.

Kolektifimiz Çalışanları dışında herkes, burjuva ve küçükburjuva “sol” akımların tamamı,  TKP adını vekaletsiz kullanan, parti çağrışımı yapan, kendiliğinden kurulmuş örgütleri “Tarihî TKP” olarak değerlendirmekte, Hakikî Komünist Kadrolarla şoven ve sosyalşoven nasyonalist komünistleri  birbirinden ayırmamaktadır!?..

Bu memlekette “At izi ile it izi” o kertede birbirine karıştırılmıştır ki; Nabi Yağcı’ya tuvalet kağıdı atarak protesto eden siplilere karşı bildiri yazıp, imzasını açan, gazete ilanı verenler de kendilerini “Tarihî TKP” olarak tanımlamaktadır!?..

Bu imzalar arasında ideolojik, teorik, politik, örgütsel ve etik açılardan “Kırk çarşambadan atlamış” azılı Marksizm-Leninizm düşmanlarının yanı sıra, işçi sınıfına, emekçi halklarımıza, devrimci değerlerimize, devrimci aile kolektiflerine ihanet etmiş, Devrimci Hareketimizi ve Komünist Kadroları arkadan hançerleme gibi uğursuz rollere soyunmuş, kimlik ve kişiliği çok tartışmalı, bir zamanlar komünist geçinen burjuva liberaller, sol-sosyalist liberaller de bulunmaktadır. Bir kısmının ise sadece sağ teslimiyetçi oportünist “gönül bağı” ile davrandığını biliyoruz. Böylelerinin ne hikmetse hâlâ kendilerini komünist olarak nitelemeye yeltendiklerini de görüyoruz?!..

Sınıf ve tarih bilinçli işçi sınıfı bir gün mutlaka TKP adına yapılan tüm maskaralıkların hesabını soracak, devrimci tarihiyle bağ kurup SINIF PARTİSİ’ni oluşturacak, iktidara gelecek, hem kendisini kurtaracak hem de komünistçilik oynayanları bu “sıkıntılarından” kurtaracaktır.

Kolektifimiz Çalışanları da bu eylemli çabaların içinde olacaktır!..

 

Dipnot Açıklamaları:

1          Ayrıntılı bilgi için bakınız: “Devrimci Diplomasi” bahsinde Kolektif çabalarla hazırlanan ve kısa adı; Sırrı Öztürk’ün Kısa Biyografisi isimli çalışmada Harici Büro “TKP”sinin henüz TBKP olmadığı bir dönemdeki entrikacı diplomasisinin hiçbir yerde yayımlanmamış bir belgesini inceleyebilirsiniz. Sorun Yayınları, Ekim 2010.

2          Ayrıntılı bilgi için bakınız:

            1. Kitap: Cevdet Alsan, Leninist Parti Öğretisi, Sorun Yayınları, Kasım 1979.

            2. Kitap: Cevdet Alsan, Lenin Ve Komünist Enternasyonal, Sorun Yayınları, Kasım 1977. (Bu iki kitabımız da 12 Eylül 1980 faşist rejimi tarafından toplatıldı, yazarı ile Kolektifimiz Yönetmeni S. Ö. sorgulanıp yargılandı ve anılan kitaplarımız Selimiye Kışlasında yakıldı.)

3          10 Eylül 1920 TKP - Günümüzde Komünist Hareket’in Hayatî Sorunları Forumu, Sorun Yayınları, Mayıs 2007.

4          Nabi Yağcı tipolojisini tüm yönleriyle açığa vuran daha ayrıntılı bilgi için bakınız: SORUN Polemik Dergisi, Sayı: 43, s. 109-118 “Delikli Taş Yerde Durmaz - Zaman’a Ve Mekân’a Sığdırılamayan Sahte Bilgelik!...”

5          Ayrıntılı bilgi için bakınız: Sırrı Öztürk, Oportünizm Yargılanıyor, Sorun Yayınları, Şubat 1980.

6          Ama ne yazık bu sınıfsal suçu işleyenler büyük bir “özgürlük” içinde hareket edebilmektedirler. Örnekleyecek olursak: Komünistliğini Laz İsmailgillerden alan, devrimci sınıf mücadelesi tarih ve geleneklerimizle uzak yakın bağı-bağlantısı olmayan, yurt dışında siyasî mülteci olarak yaşamayı tercih eden, bilim+politika+sanat+estetik+etik bütünselliği ile hiçbir ilgisi bulunmayan, okumayan, yazmayan, düşünmeyen, tartışmayan, zeka ve beyin özürlü pek çok “eloğlu” Almanya’da her çarşamba günü belli meyhanelerde bir araya gelerek toplanmakta ve nostaljik anılarıyla komünistçilik oynamaktadır!? Bu türden ilişkilerini yüceltmekte, Laz İsmail’in parti mührü süleymanını kendilerine teslim ettiğini söylemekte, “TKP Genel Sekreteri….” olarak kartvizitlerine isimlerini yazabilmekte ve işin garibi “Komünistlerin Birliği” mücadelesinde öne çıkan Hakikî Komünistlere görüşme(!) talebinde bulunmak cüretini gösterebilmektedir!?..

            Kimileri de ‘Komünistlerin Birliği” bahsinde konuyu sulandırmak için birbirinden farklı program ve projeleri olan Mustafa Suphi, Dr. Şefik Hüsnü, Reşat Fuat Baraner, İsmail Bilen’lerin süreçlerini bir potada harmanlayarak TKP’yi yeniden kurma(!) projeleriyle Kolektifimiz’in kapısını çalmaktadır!?..

            Bir başkaları ise yine aynı niyet ve amaçlarla “Komünistlerin Birliği” lafzını tekrarlayarak “Mustafa Suphi Ruhu” adıyla bir grup kurup TKP’yi devrimci tarih ve geleneklerinden arındırıp yeni bir kalıba dökmenin rüyasını kurgulamaktadır!? Böylelerinin dillendirdiği “Mustafa Suphi Ruhu” önerisini bir yoldaşımız; “Lokman Ruhu mu dediniz?” diyerek ciddiye dahi almamıştır…

            Bu bağlamdaki politik açığa vurma tavır ve yazılarımızdan ötürü internetin sanal âleminde  ahkâm kesen pek çok “meçhul adam”ın çirkin sataşmalarına da maruz kalıyoruz. Tarihî TKP’nin Devrimci Geleneğinin ve 15/16 Haziran Direnişi’nin Kadrolarından; denenip sınanmış kimliği ve kişiliği ile Sınıf Mücadelesinden gelen Emektar Arkadaşımız Sırrı Öztürk’ü  “goşist” ve “anarşist” olarak yaftalamaya yeltendiklerini de görüyoruz!?..         

            “Tarihî TKP” diye söze başlayanların Kolektifimiz Çalışanlarına bu türden sataşmalara  cüret edişi bir yanıyla kendilerini gündemde tutmayı amaçlamakta, diğer yanıyla “iğdiş keyfi” numaralarıyla ne denli komünist olduklarını kanıtlama girişimidir

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için
e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru