Lazca’yı Yaşatma Mücadelesi Kapitalist Yabancılaşmaya Karşı Bir Duruş Olmalıdır

Ali İhsan Aksamaz

23 ?ubat 2009 tarihli Günlük Gazetesi’nde “Nananenas oslopu minon” başlığıyla ilginç bir röportaj-haber yayımlandı. Bu röportaj-haberin ne kadarının röportajı veren Laz Kültür Derneği Başkanı Memedali Barış Beşli’nin söylediklerini, ne kadarının da röportajı alan ve haberi hazırlayanların yorumunu yansıttığını bilemiyorum. Ancak bu röportaj-haber, birçok bakımdan sayısız yanlışlığı bünyesinde barındırıyor. Dolayısıyla da okuyucuyu yanlış bilgilendiriyor. Bunun da ötesinde konuya taraf olanların yanlış anlaşılmasına yol açıyor. Bu sebeple, röportajı verenin mi yoksa röportajı alan ve haberi hazırlayanların mı kusurlu davrandığının bir anlam ve önemi yok artık. Bunun yerine, bu röportaj-haberin yanlışlıklarını ortaya koymak, bunları düzeltmek ve bazı eleştiriler getirmek gerekiyor. Kuşkusuz Laz Kültür Derneği Başkanı Memedali Barış Beşli’nin 1 Nisan 2008 tarihinde Radikal Gazetesi’nde yayınlanan ve İsmail Saymaz’ın yaptığı “Cumapoba İrden, Nenaçkuni Dimencelen” başlıklıröportaj-haberde söyledikleri ve Laz Kültür Derneği’nin internette yayımlanan resmî sitesinde asılı bazı yazılar da Günlük Gazetesi’nde yayımlanan bu röportaj-habere ilişkin eleştirilerimekatkı sunacaktır.

“Nananenas oslopu minon”

Başta hemen söyleyeyim. “Nananenas oslopu minon” Lazca düzgün bir ifade değildir. Türkçe düşünüp Lazca söylemenin klasik bir tezahürüdür. Aynen “Didi Lazuri Nenapuna” ifadesinde olduğu gibi!  “…Kürtlerden sonra… Lazlar da…” ifadesi Lazları, Lazcayı aşağılayan bir ifade. Kürtler olmadan, Lazlar kendilerini ifade edemezler mi?

Tahminlerine göre yaklaşık “3 milyon kişi Lazca’yı konuşuyor”muş ve “bu sayı iç açıcı değil”miş! Sayının ne önemi var?! İstersen 100 kişilik bir köyde yaşa. Önemli olan dilini ve kültürünü yaşatma mücadelesi vermen. Hem kim sayım yapmış ki?! Kim kimin ne kadar olduğunu nasıl bilebilir? Sık sık Laz Kültür Derneği’nin Lazcayı korumak ve geliştirmek için kurulduğunu söyleyen bir kişinin “Lazca köye özgü bir dil. Geleneksel yapıya özgü bir dil. Modern toplum dillerine nazaran geriye düşmüş.” diyerek Lazcayı küçümsemesi mümkün mü?!  Böylesi bir ifade anadillerini öğrenmek aşkıyla yanıp tutuşan Laz gençlerinin dillerini araştırma, sahiplenme, öğrenme ve geliştirme şevklerini kırmaz mı? Onları “ne uğraşalım, zaten kıytırık bir dilimiz varmış” düşüncesine sevk etmez mi? Heyecanlarını öldürmez mi? Türkçe dışındaki konumuz bütün dillerin köye ve köy üretim ilişkilerine özgü olduğunu ve Lazcayı günümüze kadar taşıyanın da bu olduğunu kavramak için çok bilgili olmaya gerek yok. Zuğaşi Berepe’yi de bu küçümsenen köy dilinin var ettiğini ve beslediğini bilmiyor musunuz? Lazcayı küçümseyenlerin ağzıyla konuşmak burjuva resmî tarih anlayışı ve resmî ideolojisinin yanında saf tutmaktan başka nedir ki?!

Sorumlu CHP'nin tek parti diktatörlüğüdür

CHP'nin tek parti diktatörlüğünün 1930’larda günlük hayatı sürdürmeye yönelik nafaka ekonomisi ilişkilerinin hâkim olduğu Lazca’nın da konuşulduğu yörelerde ulusal sanayinin kapitalist üretim ilişkilerini ve kurumlarını geliştiremediğini, yerel üretim ilişkilerini tasfiye edemediğini ve bu sebeple de Lazcayı doğal bir yok oluş sürecine sürükleyemediğini siz bilmiyor musunuz? İki dilliliği destekleyecek ve geliştirecek politikalar yerine, Lazca’nın burjuva resmî ideoloji ve resmî tarih tezleri ile ortadan kaldırmaya çalışıldığını okumadınız mı? Bu bağlamda  asimilasyon politikalarından, uygulanmış baskılardan, oluşturulan korku havasından haberiniz yok mu?! CHP'nin tek parti diktatörlüğünün Lazca’yı köye ve eve hapsetme ve sonra da yok etme politikasını görmemezlikten gelerek Lazca’yı küçümseyen ifadeleri aktarmak yakışıksızdır

“(Lazca’nın) Yazılı metinlerinin henüz 19. asırdan öteye gidemediği” de yazılmış. Nereden biliniyor? Hıristiyan bir geçmişe de sahip bir Lazca’nın arşivine ilişkin bu kadar kesin konuşma hakkını size kim veriyor? Bu konulara neden giriyor? Eğer sorulmuşsa bile, bu tür durumlarda, “benim bildiğim kadarıyla”, “şimdi bilinenler ışığında” gibi ön açıklama yapma ihtiyacı neden hissedilmiyor?! Bırakalım bütün bunları! Acaba Laz Kültür Derneği’nin kütüphanesi, kitaplığı var mıdır? Bu kütüphane veya kitaplıkta son on beş yılda Türkiye’de Lazlar ve Lazca’ya ilişkin yayımlanmış kitap, sözlük ve dergilerden acaba kaçı bulunuyor?!

“Lazca'nın yok olmaması için sadece bir televizyon kanalının veya üniversitelerde bir kürsünün yeterli olmayacağına” da dikkat çekilmiş ve “anadilde eğitim ve anadilde yayın hakkının verilmesi gerektiği” söylenmiş.  Bütün bunların hangi yetişmiş eleman ile yapılacağına ise hiç değinilmemiş; bütün bunların nasıl yapılabilineceğine ilişkin, önce projeler geliştirilmesi gerektiğine ilişkin hiçbir şey söylenmiyor.

TRT’nin Keramet Sahibi Elemanları Var mı?

Laz Kültür Derneği’nin kendi üyelerine yönelik uyguladığı bir Lazca dil programı var mıdır ki, derneğin internetteki resmî sitesinde, “…TRT tarafından, Lazca yayın yapılmasına karar verildiği takdirde; TRT tarafından gelecek talep doğrultusunda, Laz Kültür Derneği her türlü imkânını TRT’nin hizmetine sunmaya da hazırdır...” denilmektedir. Bu açıklamayı yapan dernek yönetim kurulu, madem TRT’nin taleplerine bile cevap verecek bir birikim ve donanıma sahip neden  en azından internet üzerinden bir radyo yayını yapmamaktadır?!

Dernek yönetim kurulunun aynı açıklamasında şu ifadeler de dikkat çekici: “TRT, 7 Haziran 2004 tarihinde beş farklı dilde yayına başlamıştır. Fakat yayına başlanan diller arasında Lazca’ya yer verilmemiştir. Bunun üzerine 28.06.2004 tarihinde ve 13050 sayı ile ve 25.05.2005 tarihinde 11522 sayı ile Lazca yayın yapılması yönünde Derneğimizin kurucu üyesi, başkanı, yönetim kurulu üyesi olan üyelerimiz tarafından tekrar başvuruda bulunulmuştur. Fakat geçen dört yıl içerisinde talebimize olumlu cevap alınamamıştır.” Lâf TRT’nin takipçisi olunduğuna getiriliyor. Bir şeyler yapıldığı ima ediliyor. Hopa’daki bir köyün sitesi olan www.lazcayayinistiyorum.azlaguyi.com vasıtasıyla toplanan binlerce imzanın “Lazlar da TV istiyor” başlığıyla 13 Ocak 2009 günlü Milliyet Gazetesi’nde Meriç Tafolar tarafından haber yapılmasından sonra Laz Kültür Derneği adına TRT’ye 16 Ocak 2009 tarihinde palas pandıras başvurulması ne anlama geliyor? Ortak bir proje hazırladıktan sonra TRT’ye başvurulamaz mıydı?! Bu acelecilik niye?! Ayrıca TRT’ye başvuru yapmak için dernek olmak da gerekmiyor.

Neden TRT beklendi?! Laz Kültür Derneği Başkanı Memedali Barış Beşli, “Yaşam Radyo”da uzunca bir zaman “Radyo Cixa” adlı Türkçe bir program hazırlayıp sundu.  TRT Lazca yayın yapmadı, diye sızlanılacağına, “Radyo Cixa”da neden Lazca yayın hazırlanıp sunulmadı? Hem Esat Sarı ve İsmail Avcı’nın “Çevre Radyo” deneyimi de önemli bir katkı sağlayabilirdi.

1 Nisan 2008 tarihli Radikal Gazetesi’nde yayınlanan röportaj-haberde şu satırlara da yer verilmiş: “…Elbette öncelik, dile verilecek. Beşli, ‘Dilimiz her geçen gün kayboluyor. Annemizin konuştuğu Lazca'yı anlamıyoruz. Oğlum da beni anlamıyor’ diyor…”  Bu sözlerin üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen, Laz Kültür Derneği, bırakın somut bir uygulamayı, ortaya ciddî bir proje sunabilmiş midir?! Buna rağmen, yine derneğin internetteki resmî sitesinde, “Lazca ve Lazlar üzerine söylenecek ne kadar söz varsa hepsini söylemek iddiasıyla kurulan Laz Kültür Derneği…” ifadesinin de kullanılabilmesi gariptir!

Kimin Lazlar Hakkında Konuşma Hakkı Var?!

Laz Kültür Derneği Başkanı Memedali Barış Beşli ile röportaj yapıldıktan sonra gerek Radikal Gazetesi’nde ve gerekse de Günlük Gazetesi’nde yayımlanan röportaj-haberlerde, Memedali Barış Beşli’nin görüş ve değerlendirmelerinin, “Türkiye Lazları”nın görüş ve değerlendirmeleriymiş gibi aktarılması, röportajı verenin değilse, röportajı alıp röportaj-haberleri hazırlayanların hatasıdır. Memedali Barış Beşli’nin değil “Türkiye Lazları”, Laz Kültür Derneği, dernek yönetim kurulu adına bile konuşabileceği şüphelidir. Zira söz konusu röportaj-haberlere derneğin resmî sitesinde yer verilmemiştir. Gazetecilerin sorularına yazılı cevap verilmelidir. Böylelikle “yanlış anlamalar” aza indirgenmiş olacaktır.

Boğaz’da mı? Emekçi Semtlerinde mi?

Laz Kültür Derneği’nin resmî sitesinde “Lazca’nın tek adresi var: Laz Kültür Derneği” şeklinde bir ifade görünce, Laz Kültür Derneği, bir yıl içinde diğer yöre ve köy derneklerinin yaptıklarından daha ileri ne yaptı, diye sormak gerekiyor. Lazca bir masa takvimi çıkardı?!  Burjuvazi debdebesi ve küçükburjuvanın buna özlemini yansıtmaktan öteye gitmeyen bir davranış sergilendi veBoğaz’daki bir restoranda yemekli bir toplantı düzenlendi. Konusunda donanımlı Laz aydınlarıyla istişari bir toplantı mı düzenledi? Tabii sağda solda edilen, içi doldurulmamış bir sürü boş lâf! Bunların Laz dilinin yaşatılmasına  ne gibi katkısı oldu ki?!

Laz Kültür Derneği, internetteki resmî sitesinde iki konuyu öne çıkartıyor ve bunları marifet sayıyor. İlki, TRT’ye Lazca yayın yapması için yapılan başvurunun haberleri. Diğeri ise UNESCO’nun ilan ettiği “21 ?ubat Anadil Günü” ve UNESCO’nun “Tehlike Altındaki Diller Atlası”. TRT’ye projesiz ve bu konuda çalışan kişi ve kurumların da desteğini almadan yangından mal kaçırır misali dilekçe vermek tribünlere oynamaktan öte bir anlama sahip değildir. Derneğin resmî sitesinde, “…Laz Kültür Derneği UNESCO tarafından dünya anadil günü ilan edilen 21 ?ubatı Lazca konuşarak kutladı. Derneğin Kadıköy’de bulunan merkezinde anadil günü dolayısıyla bir araya gelen Lazlar, toplantı süresince sadece Lazca konuştu…” şeklinde bir ifadeye sanki çok büyük bir iş yapılmış gibi yer verilmesi de traji- komiktir. Zaten bir yıldır bunun yapılıyor olması gerekiyordu! Bir yandan “Lazca’nın ölümü Lazların ölümüdür” deyip diğer yandan hiçbir anlamlı üretimde bulunmadan, Lazca’yı da yok etmeye çalışan uluslararası kapitalizmin çıkarlarının örgütü BM’nin UNESCO’sunun “Anadil Günü”nü bir süre Lazca konuşarak kutlamak?! Bu ne yaman çelişkidir?!

Üretmemek ve UNESCO ve AİHS’ne Sığınmak…

16.01.2009 tarihinde Laz Kültür Derneği Yönetim kurulu adıyla yapılan  “Basına ve Kamuoyuna” başlıklı duyuruda şu ifadelere de yer veriliyor: “…Ülkemizde konuşulan dillere eşit ve adil davranması gereken TRT’nin, bu güne kadar Lazca yayın yapmamış olması ve yapılacağı yönünde de somut bir adım atmamış olması açıkça Anayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir… TRT’nin bu tutumu, AİHS'nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağına da açıkça aykırılık teşkil edecektir…” Hemen sormak gerekiyor: TRT, Lazca yayın yapmak istese bile bu işi nasıl başaracaktır? Lazca yayın talebi ile istenen, TRT’nin göstermelik Lazca birkaç şarkı yayınlaması mıdır? Sıradan bir yurttaşın, TRT’den içeriğini kestiremediği bir Lazca yayın beklentisinin olması anlaşılabilir bir durumdur. Aynı açıklamada, “Laz Kültür Derneği, Laz dili ve kültürüne ait değerleri incelemek, korumak, bu dile ve kültüre ait her türlü zenginliği insanlara tanıtmak toplumun kültürel ve sosyal sorunlarına karşı çözüm üreterek, ulusal ve uluslararası düzeyde insan haklarının gelişimine katkıda bulunmak gibi amaçları ilke edinerek kurulmuştur.” denilmesine rağmen,  derneğin hiçbir proje bile üretmeksizin TRT’den böyle bir beklenti içinde olması, derneğin adında bulunan “Laz” ve “kültür” kelimeleri ile hiç bağdaşmamaktadır. AİHS’nin gündeme getirilmesi ise, aynı UNESCO’nun referans alınması gibi büyük bir talihsizliktir. Yeri geldiği zaman “Yok olmakta olan kültürümüzü korumak için esas itibariyle Türkiye'de 1992'de filizlenen kültürel hareketimiz, nihayet 16 yıl sonra hukuki ve meşru bir kimliğe kavuştu: Laz Kültür Derneği. “ denilirken kimi zaman da, “Biz henüz yeni kurulmuş, bir yaşını yeni doldurmuş emekleme aşamasında bir derneğiz…” demek en basit ifade ile tutarsızlıktır.

Burada sözünü ettiğim röportaj-haberler ve derneğin internetteki resmî sitesinde yayımlanan yazılar bir noktaya işaret ediyor: İlkesizlik, bir duruşa sahip olmamak ve küçükburjuvanın aşamadığı ve bir türlü tatmin olamayan egosu.

Bu noktada neler yapılabilir? Öncelikle Laz Kültür Derneği başkanı özeleştirisini basın aracılığı ile duyurmalıdır. Dernek yönetim kurulu bir an önce toplanmalı ve bir değerlendirme yapmalıdır. Hemen ardından da bugüne kadar Laz dili ve kültürünün yaşama ve geliştirilmesine katkıda bulunmuş kişi ve kuruluşlara ayrım gözetmeden tek tek ve adlarına çağrı yapılmalıdır. Bu kişi ve kurumların desteği ile derneğin somut ilkeleri tespit edilmeli ve dernek net bir duruşa kavuşturulmalıdır. Lazca’nın yaşatılması ve geliştirilmesine ilişkin projelerin hazırlanması için görev bölümü yapılmalıdır.

İşin Tılsımı Kolektif Üretim

Laz Kültür Derneği, fazladan bir harcamayı gerektirmeyen kolektif üretimi hemen başlatabilir. Meselâ, öncelikle genç ve yaşlılardan oluşan bir Lazca Halk şarkıları korosu oluşturulabilir. Genç ve yaşlıların yakınlaşması sağlanmalıdır. Koro ile eş zamanlı olarak, Gürcüstan’da 1930’lu yıllarda yayınlanmış Lazca metinler, gençlerden oluşacak çalışma grupları ile süratle Latin alfabesine dayalı alfabeye aktarılmalıdır. Böylece altı ay gibi bir kısa sürede 1000 sayfalık Lazca bir materyale sahip olunabilinecektir. Bu Lazca metinler, Lazca diksiyonu düzgün kişilere okutulmalı, dijital ortama kaydedilmeli ve kullanıma sunulmalıdır. Hafta sonlarında iki saat Lazca tartışmaya ayrılmalı. Bir konu tespit edilmeli. Bu konu etrafında Lazca olarak yapılacak tartışmalar kaydedilmeli ve internet ortamında yayınlanmalıdır. Bir süre sonra da bütün bunlar yapılırken oluşacak kolektif çalışma ruhu ve dayanışma ile oluşacak şevkli grupların desteğiyle Lazca tiyatro çalışmaları yapılmalıdır. Ardından da bir dergi çıkartılmalıdır. Dergi Lazca ve Türkçe simetrik bir özelliğe sahip olmalıdır. Tabii en öncelikli olarak da derneğin sitesi yeniden düzenlenmelidir.

TRT’den Lazca yayın istemek konusuna gelince. Somut davranılmalıdır. “Laz Kültür Derneği” Lazca etkinliklerini geliştirdiği oranda, taleplerinde ciddî ve tutarlı olduğu anlaşılacak ve ciddiye alınabilecektir.  Lazca yayın talebi konusunda ciddî olanların, önce kendi sitelerinde Lazca yayın yapmaları gerekir. Bu noktada internet üzerinden yayın yapacak bir radyo bir başlangıç olabilir. Bu konularda Gürcüstanlı dilbilimciler ve radyo ve televizyon programcılarından da destek aranabilir. Ayrıca TRT’nin, sitesinde yayın yaptığı diller arasına Lazca’yı da katması öncelikli bir beklenti olmalıdır; bu yönde çaba harcanmalıdır. Tabii bütün bunlar, boş nutukların ötesinde taşın altına elini koymayı ve emek harcamayı gerektirmektedir.

Son Söz

En büyük engel tatmin olmak bilmeyen küçükburjuva egosudur. Bu kırılmalıdır. Kendi gücüne güvenen insanların emeklerini seferber ederek oluşacak kolektif bir çalışma ve üretim ruhu, küçükburjuva eğilimleri büyük ölçüde törpüleyecektir. Lazca’yı koruma ve geliştirme mücadelesi, Lazca’yı yok etmeye çalışan kapitalist yoz kültüre karşı bir duruştur. Bu bağlamda Lazca’nın korunup yaşatılması mücadelesi ve çay üreticilerinin emek mücadelesi bir elmanın iki yarısı gibidir. Bunu göremeyenlerin, konuyu sloganlarla geçiştirmekten ve emperyalist ABD ve AB’nin ikiyüzlülüğünün bir ifadesi olan UNESCO ağzıyla konuşmaktan ve AİHS’ne sığınmaktan öte yapabilecekleri fazla bir şey de yoktur.

Ayakları yere basmayan ve kurumsal disiplinli bir otoriteye sahip olmayanların ciddiye alınması mümkün değildir. Böyle olunca da, bir kültürel derneğin başkanının içi boş siyasî söylemleri kuşkusuz başka aktörler tarafından her türden manipülasyon ve tahrifata açık olacaktır.

Sözün özü: Lazca’yı yaşatma mücadelesi, kapitalist yabancılaşmaya karşı tutarlı bir duruşu somutta gösterme becerisiyle mümkündür.

4 Mart 2009-İstanbul

Konu ile İlgili ve Yazanın Önerdiği Okumalar:

 -Aksamaz, Ali İhsan: (2002), “Yerel Diller”: Anadilleri Yaşatmak mı? Öldürmek mi?, SORUN PolemikDergisi, Sayı: 5, Kış, İstanbul.

-Aksamaz, Ali İhsan: (2003), Doğu Karadeniz’de Resmî İdeolojiler Kuşatması, Sorun Yayınları, İstanbul.

-Aksamaz, Ali İhsan, vd.: (2005), Anadilde Eğitim ve Azınlık Hakları, 1. Baskı, Sorun Yayınları, İstanbul.

-Aksamaz, Ali İhsan (2007): Türkiye’nin Anadil Zenginliği: Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü 6. İnsan Hakları Sempozyumu: http://www.kolkhoba.org/makaletrk6.htm

 

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru
Site tasarım ve kodlaması Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.
Internet Explorer 5 ve 6 sürümleri ile siteyi doğru görüntüleyemezsiniz.
Sitede gördüğünüz teknik aksaklık ve arızaları bize bildiriniz.