Karmati Kiriş Baba

Köylü Sosyalizmi ve Kızılbaş Alevi Hareketi'nin Sorunları

Aleviliği Öğrenmek Alevilikten Öğrenmek

Aleviliği anlamanın en önemli yanı Felsefî temelidir. Felsefî temel anlaşılmadan Aleviliğin yöntemi/yolu/pratiği ve deneyimini anlamaya çalışmak hayli zordur.

Felsefî temelinin anlaşılabilmesi için de temel yazılı kaynakların ve bu kaynaklara ilişkin dokümantasyonların ortaya konması gerekiyor.

Felsefî temelin yazılı kaynaklarına ulaşılmasının önündeki sorunları iki grupta toplayabiliriz. Birincisi Alevilikle ilgili temel kaynakların sapkınlıkla eşdeğerde görülerek yakılarak yok edilmesidir. İkincisi ise eldeki mevcut el yazması kaynakların Alevi dergâhlarına/ocaklarına atanan Nakşi şeyhlerinin tahrifatları ve yeniden Nakşi anlayışa göre yazılmalarıdır. Bu iki temel sorun göz ardı edilerek Alevilikle ilgili yapılan ve yapılacak olan her çalışma eksik kalmaya mahkûmdur.

Alevilikle ilgili yazılı kaynakların eksikliği ve olanların da tahrifata uğratılmış olmaları, yapılan, yapılacak olan çalışmaları çok titizlikle yürütmeyi gerekli kılmaktadır. Alevi âşıklık geleneği, Alevi ozanlar, Alevi edebiyatı ayrıntılı analize tabi tutularak, Aleviliğin felsefesine, yöntemine, pratiğine, deneyimine ilişkin oldukça zengin veri elde edilebilecektir. Ayrıca Alevilik uğradığı baskılar, katliamlar nedeniyle yazılı materyalleri orta yerde bulundurmama ve egemen güçlere yakalatmama, yolunu gizli sürdürme/sözlü sürdürme gibi nedenlerle de yazılı kaynaklara ulaşma sorunu yaşanmaktadır. Bundan dolayı sözlü kültürün hızla yazılı hale getirilmesi de gerekmektedir.

Alevilik, "Köylü Sosyalizmi"nin teorisi/ideolojisi/pratiği/deneyimi olduğu için kapitalizmin gelişmesiyle birlikte çözülme sürecine de girmiştir. Kapitalist üretim ilişkilerinin köylülüğü çözmesi ve köylerin kentlere göç olgusu Aleviliği derinden etkilemiştir. Kente göç eden köylülük yeniden sınıflaşmalar ve tabakalaşmalarla dönüşüme, değişime uğramıştır. Alevilik de bu değişimden etkilenmiştir. Alevi kökenden gelen burjuvalarla, Alevi kökenden gelen işçi ve emekçi kitleler, orta burjuva tabakalar, küçükburjuvalar sınıfsal farklılaşmalardan dolayı farklı örgütlenmelere yönelmişlerdir. Sınıfsal ayrımlaşma, örgütsel ayrımlaşmaları tetiklemektedir. Köylü Sosyalizmi ile Proletarya Sosyalizmi arasındaki bağı ve sürekliliği sağlayacak olan işçi/emekçi sınıfından ve tabakalarından gelen Alevi örgütlülüğü olacaktır. Bu tarihsel/toplumsal bağ anlaşılmadan Aleviliğe yönelik geliştirilecek sol politikaların sol/kemalist laiklik duvarını aşması mümkün değildir.

Aleviliğin tarihi sosyal mücadele tarihinin, köylü sosyalizminin bu coğrafyadaki tarihi olarak ele alınmalıdır. Köylü savaşları/ayaklanmaları/zaferleri/yenilgileri Bilimsel Marksist Yöntemle (Diyalektik ve Tarihsel Materyalist Yöntem) ele alınırsa Alevilik de yerli yerine oturtulur. Bilimsel yöntemle Aleviliğe yaklaşmayanlar ise Aleviliği ya dine (İslâma), ya resmî İslâm dışı halk İslâmına, ya ortodoks sünniliğe karşı heterodoks İslâma, ya Hz. Muhammet sonrası hilafet hakkı taraftarlığına, ya İslâmın asıl özü olduğuna, ya İslâmın dışında olduğuna, ya haksızlığa karşı isyancı oluşuna, ya farklı inanç olduğuna, ya özgün bir kültür olduğuna, ya Türklüğün özü, ya bir mezhebe ... indirgeyerek Aleviliğin öğrenilmesi ve Alevilikten öğrenilmesi engellenir.

Yola Girmek Yolun Sonunu Görmek

Aleviliği anlamanın en önemli noktalarından bir tanesi de "Bâtıni-Zahiri"lik konusunun anlaşılır kılınmasıdır. Zahiri olan görünen, Bâtıni olan görünenin ardındaki hakikattir. Alevilik hakikatin formunu/biçimini görünen olan, formun/biçimin içeriğini gerçek olarak görür. İçeriğin bilgisine ulaşmayı, özü kavramayı, hakikatin sırrına ulaşmak olarak görür. Bu açıdan Aleviliğe yaklaşıldığında, Alevilikteki bütün kavramları bu iki yönden ele almak gerekmektedir. Zahirilik yanı öne çıkarılırsa Sünni İslâmla bağının ya da mezhepsel yanının güçlendirilmesine hizmet eder. Bâtınilik yanı sadece tasavvufa sıkıştırılarak ele alınırsa "hakikat sırrına mazhar olmak", "Enel Hak"la sınırlandırmaya hizmet eder.

Aleviliği, Bâtıni-Zahiri bütünlüğünde ve Yol bağlamında ele alınmazsa Aleviliğin sınıfsız toplum tasarımı gölgede kalır. Aleviliğin sınıfsız toplumsal tasarımı gölgede kalırsa, Aleviliğin ortaya koyduğu örgütlenme modeli ve gerçekleştirdiği köylü sosyalizmi deneyimleri anlaşılamaz.

Alevilikteki Yol/Yöntem aynı zamanda bir örgütlenme modelidir de. Yol'a giren birey, o andaki mevcut sınıflı toplumun bütün kirlerinden arınabilmesi için sıkı bir sınava tabi tutulur. Yolda ilerlemesini kolaylaştırmak için "Bir mürşide özünü bağlamak" zorundadır. Yoksa "Hakkın huzurunda" var olamaz, "Hakka varamaz." Yine yolda ilerlemeyi kolaylaştırmak için bir de "Musahip"i olmalıdır. Musahip özellikle günlük hayattaki tökezlemeleri önlemek için en büyük dayanak noktasıdır. Yol örgütlenmesi toplumdan bağımsız ve toplumun öncü/gizli örgütlenmesidir. Yol örgütlenmesine giren birey, Yol'da ilerlemenin gereğini yaparak kendi benini öldürür, Biz/Yol içinde yeni benini yaratır. Yolda ilerlemenin aşamaları 4 kapı, 40 makam olarak belirlenmiştir. Her kapıda 10 makam vardır. Bütün kapıların sınavları geçilmeden İnsanı Kamil olunamaz. İnsanı Kamil olan birey sınıfsız toplum tasarımı/Rızalık Şehri için kadrolaşmış, toplumu yönlendiren örgütlü bir bireydir. Yol örgütlenmesi Komün örgütlenmesidir. Yolda kolektif bir hayat hâkimdir. Komünler genellikle egemen güçlerin/sınıfların denetiminden uzak dağ köylerine yakın yerlere Ocak olarak kurulur. Ocak bulunan İnsanı Kamiller köylere Yol örgütlenmesini taşırlar ve bu örgütlenmeyi köyün geneline (taliplere) yayarlar. Ocak örgütlenmeleri üzerinde üst/merkezi örgütlenmeler gerçekleştirilir. Merkezi iktidara karşı alternatif iktidar oluşturulur. Köylü savaşları olan görünen ikili iktidar kavgasının altında Yol/Ocak/Komün gerçeği yatar. Yol/Ocak/Komünün oluşturulduğu yerlerde devlet ortadan kaldırılmış, sınırlar ortadan kaldırılmış, sınıflar ortadan kaldırılmış, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet Komünün ortak mülkiyeti haline getirilmiş, topluluk bütün sorunlarını Komün kurumuyla çözmüştür. Komünler daha üst örgütlenmeler gerçekleştirerek Rızalık Şehirleri kurulmuştur. Rızalık Şehirleri, Köylü Sosyalizminin sınıfsız toplum kurma, oluşturma ve yaşatma deneyimleridir.

Köylü Sosyalizmi Proletarya Sosyalizmine Evrilebileceğini Pratiğinde Sergilemiştir

Kızılbaşlık-Alevilik kendi tarihsel geleneğine uygun hareket edebileceğini, proletarya sosyalizmine evrilebileceğini Erzincan Şura (Sovyet) Hükümeti'nde, Koçgiri İsyanı'nda, Dersim Direnişi'nde yer, görev ve sorumluluk alarak pratiğinde sergilemiştir.

Büyük Proleter Ekim Devrimi öncesinde (1917 Şubat Devrimi sonrasında) Şuralar (Sovyetler) sadece Çarlık Rusya'sı coğrafyasında değil Kafkasya, Kürdistan, Anadolu, Ermenistan, Azerbaycan coğrafyalarında da ortaya çıkmıştır. Anadolu'daki şuralardan en ön planda olanı Erzincan Şura (Sovyet) Hükümeti'dir. Erzincan Şura Hükümeti'nde Ermeniler, Kürtler-Kızılbaş Aleviler, Kırmançlar-Kızılbaş Aleviler yer almıştır. Erzincan Şura Hükümeti, Proleter Devrimin yayıldığı ve etkilediği alanın oldukça geniş bir alan olduğunu göstermektedir. Bolşeviklerin "Bütün İktidar Sovyetlere (Şuralara)!" şiarı/çağrısının karşılık bulması Günümüz Kızılbaş Alevi Hareketi'ni ciddî ciddî düşündürmelidir. Anadolu'daki, Kafkasya'daki, Ermenistan'daki, Kürdistan'daki, Azerbaycan'daki şuraların, Şuralar (Sovyetler) Birliği'ne dönüşme sinyalleri, Osmanlı Despotizmi ve İngiliz Emperyalizminin Şuraların ortadan kaldırılması konusunda ittifakını sağladı. İttifakın bir ürünü olarak Mustafa Kemal Anadolu'ya, Kürdistan'a görevlendirildi. Mustafa Kemal Hareketi, ilk iş olarak verilen görevi gerçekleştirdi, yerel şuraları bir bir ortadan kaldırdı. Şuralarla birleşme yöneliminde olan Tarihî TKP'yi (Mustafa Suphi ve Yoldaşlarını) burjuva ittihatçı yöntemlerle tasfiye etti. Erzincan Şura Hükümeti'nin peşini hiç bırakmadı. Şura Hükümeti'nin Koçgiri'ye, Dersim'e taşınmasını takip etti, kuşattı ve son darbeyi 1937-1938'de vurdu.

Erzincan Şura (Sovyet) Hükümeti hiç bir ulusu temel almamıştı. Proleter Enternasyonalist bir nitelik taşıyordu. Kızılbaş Alevi Hareketi açısından Şura Hükümeti, Ocak/Komün/Rızalık Şehri'nin kapitalizm koşullarında aldığı biçimdi. Köylü sosyalizminin proletarya sosyalizmine dönüşümüydü.

Erzincan Şura (Sovyet) Hükümeti dönemin en ilerici ve ileri duruşuydu. Burjuva ulus devlet girişimlerinden de ileri düzeyde idi. Emperyalist-kapitalizmin eşitsiz/dengesiz/birleşik gelişim yasasının bir sonucu olarak burjuva ulus devlet inşa etme girişimleri daha yolun başında siyasal gerici/despotik bir niteliğe bürünüyordu. Mustafa Kemal Hareketi siyasal gericiliğin ve despotizmin örneklerini "muasırlaşmak, medenileşmek, batılılaşmak" adına sergiliyordu. Toplumu daha ileriye taşıyabilecek bütün toplumsal/tarihsel, ilerici/devrimci/komünal dinamikleri tasfiye ediyordu. Kızılbaş Alevi Hareketi de bu tasfiye sürecinden, âdeta soykırıma varan kanlı tasfiye sürecinden payına düşeni aldı.

Kızılbaş Alevi Hareketi, Erzincan Şura (Sovyet) Hükümeti'nde tarihsel proletarya olarak görev aldı ve toplumsal proletarya ile bütünleşti. Bütünleşme o dönemin koşullarında gerçekleşti.

Günümüzde de tarihsel proletaryanın en önemli bileşenlerinden birisini Kızılbaş Alevi Hareketi temsil etmektedir. Toplumsal proletarya ile bütünleşebilme kapasitesine sahip olan Kızılbaş Alevi Hareketi kendi gerçeğini görmek durumundadır.

Kızılbaş Alevilik Demokrasi Mücadelesine (Demokratik Mücadele Alanına-Burjuva Demokratizmine) Sığdırılamaz

Alevi Hareketi'nin bir bölümü ile Sol/Devrimci/Sosyalist/Marksist akımlarım ezici çoğunluğu, Kızılbaş Alevi Hareketi'ni kendi duruşlarına uygun bir duruşta görmek istemektedirler. Kızılbaş Alevi Hareketi yeni arayış ve yönelişlere girmekte ve hızla siyasallaşmaktadır. Kızılbaş Alevi Hareketi'nin, Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi gibi toplumsal bir dinamik olarak yükselişe geçmesi Sol/Devrimci/Sosyalist/Marksist akımları hazırlıksız yakaladı. Mevcut gruplar ideolojik konumlanmaları, teorik donanımları, siyasal duruşlarıyla, Kızılbaş Alevi Hareketi'ni anlamak ve Kızılbaş Aleviliğe politika üretmekten oldukça uzak durumdadırlar. Alevilikle ilgili çalışmalar yapan gruplar ise Aleviliği "laiklik-demokratik mücadele"nin bir bileşeni olarak sınırlandırmaktadırlar.

Aleviliği "demokratik mücadele" ile sınırlandırma Sol gruplarda genel baskın eğilim halini almaktadır. Aleviliği "düzen içilikle" sınırlama, Aleviliğin sınıflı toplum sistem dışılığıyla uzlaşmaz çelişki yaratır.

Kızılbaş Alevi Hareketi, Sol grupların ideolojik olarak önlerine kurduğu tuzaklara düşmemek için ve toplumsal proletarya ile buluşup bütünleşebilmek için, köylü sosyalizminin (tarihsel proletaryanın) tarihini bilimsel yöntemle etüt edip tarih bilinci edinerek, kendi pratiğinin önünü açmak zorundadır.

Her Şey Yola Hizmet İçindir

Aleviliğin inançsal boyutunu, sadece Alevi erenlerinin mucizelerine indirgemek, Aleviliğin sömürücü egemen sınıfların dinleri ile olan ilişkilendirmeyi kolaylaştırır. Bu durum dinler arasındaki peygamberlerin gösterdikleri mucizelerle kıyaslamaya ve yarışa dönüştürülürse, bu "dünyanın ortaya çıkardığı sorunlara, bu dünyada çözüm oluşturma" girişimi engellenir.

Aleviliğin inançsal boyutu ve ritüelleri (Cem töreni; dede-semah-zakir-müzik-katılımcı topluluk bütünleşmesi) edebî/sanatsal/estetik tarz üzerinden yapıldığı için, bu tarzın toplulukta ortaya çıkan sorunları çözmek için bir iklim oluşturmaya katkıda bulunduğu göz ardı edilmemelidir. Topluluğun sorunları çözülmeden ve çözüme ilişkin alınan kararların topluluğun içselleştirilmesi/onayı sağlanmadan (el, bel, dile sahip olamama sorunları çözülmeden) Cem töreninin meşruluğu yoktur. İnançsal boyut ve ritüeller Aleviliğin Felsefî ve sınıfsız toplum tasarımı yanını güçlendiren bir işleve sahip olmak zorundadır. Dikkat edilirse Aleviliğin inançsal boyutu ve ritüelleri, topluluğun toplumsal sorunlarını çözmeye hizmet etmek için bir işleve sahiptir. İnançsal boyutu ve ritüellerin özel işlevi yerel topluluğun sorunlarını çözmek ise, genel işlevi de Rızalık Şehirlerinin kurulmasına hizmettir. Aleviliğin inançsal boyutundaki mistik ögelerin mistisizme dönüşmemesinin en önemli nedeni, Sınıfsız Toplum Tasarımı pratiğine yaptığı hizmetten dolayıdır. Bu hizmet bağı koparıldığı andan itibaren Aleviliğin mistisizme, folklorizme kayması çok kolay olacaktır. Aleviliğe hizmet ettiği iddiasında bulunan örgütlenmelerin/kurumsallaşmaların niteliklerini anlamak için bu kritere göre değerlendirilmelerinin ve gerekli uyarıların yapılması gerekmektedir. Alevi Hareketinin Birliğinin sağlanması için temel alınması gereken en önemli ilkelerden birisi de bu kriter olmalıdır.

Köylü Sosyalizminin İzleri

Aleviliğin Yol/Ocak/Komün geleneğinin günümüz Alevi köylerinde kalan ve farkında olmadan uzun süre yaşatılan, ancak sönmeye yüz tutmuş olan mirasının gün yüzüne çıkarılması gerekmektedir. Alevi köylerindeki köylü sosyalizminin izleri, kalıntıları ortaya çıkarılıp belgeselleştirilirse, günümüz Aleviliğinin sorunlarına çözüm bulunması daha da kolaylaşır. Her Alevi köyündeki Komün mülkiyetinden kalan bir iz, bir değer gün yüzüne çıkarılarak, Aleviliğin ortak kültürel mirasına aktarılırsa, çoğu öznellik içeren tartışmaların da önü kesilir. Her Alevi köyünden birkaç değerin gün yüzüne çıkarılması, on binlerce değerin ortaya çıkarılması anlamına gelir ki bu da büyük bir birikim demektir. Bugün Ortaanadolu Alevi köylerinde işlevi, işlerliliği azalsa da hâlâ köyün ortak mülkiyetinde olan üretim ve kullanım araçlarının belgeseli mutlaka yapılmalıdır. Bazı Alevi köylerinde bulunan Komün mülkiyetinden miras kalan örnekleri şöyle sıralayabiliriz.

Arsana-Dibek ve Soku Taşları

Köyün merkeze yakın meydanlarına inşa edilir. Bu üretim araçlarına ihtiyacı olan kişi, buğdayından bulgur ve yarma/dövme yapabilmek için arsana ve soku taşlarını kullanır. Köyün kolektif malı olarak bir sahiplenme ve koruma vardır. Genellikle bu ortak üretim araçları mevsimlik ve dönemsel olarak belirli bir sıra düzeni içerisinde gerçekleşir.

Kullanma belirli bir sıra düzeni içerisinde gerçekleşir. Kullanım sırasında hiçbir ücret ödenmez. Genellikle bu ortak üretim araçları mevsimlik ve dönemsel olarak kullanılır.

Su ve Yel Değirmenleri

Genellikle akarsu kenarlarına, rüzgâr alan tepelere inşa edilir. Başlangıçta komün mülkiyetinde olan değirmenler köyün ununu öğütmekle sınırlı idi. Köy dışındaki öğütme işini de almaya başladıktan sonra sürekli/seri çalışma gündeme geldiğinden dolayı profesyonel meslek olarak bu işi yapanlar ortaya çıkmıştır. Değirmenin mülkiyeti de komün mülkiyetinden devren mülkiyete/dönemsel geçici mülkiyete dönüşmüştür. Burada mülkiyet işleten kişiye geçmemektedir. İşleten kişi 1-2 yıl işlettikten sonra, değirmeni başka bir işleten kişiye devir etmektedir. Değirmenin mülkiyeti yine köy komününde kalmaktadır, ancak değirmeni işletme hakkını ya da sırasını alan kişi işlettiği süre içinde işletme hakkına sahip olmaktadır. Değirmeni kimin işleteceğine köy komünü karar vermektedir. Bazı yörelerde değirmen Alevi Ocaklarınca-tekkelerince çalıştırılmakta sıra ve bakım kolektiflik ilkesine tabi tutulmaktadır.

Yunaklıklar

Köyün merkezi çeşmelerinin bulunduğu yere yapılır. İçerisinde su ısıtmak için büyük bakır kazanlar-ocaklar, banyo yapmak için taşlar ve çamaşır yıkamak için taşlar bulunmaktadır. Yunaklıklar (çamaşırhane, banyohane) köy komününün mülkiyetindedir. Belirli bir sıra düzenine göre her köy hanesi yunaklığı kullanır. Kullanım ile ilgili hiç bir ücret ödenmez. Yunaklık sırası gelen hane belirlenen süre içerisinde çamaşırları yıkar, banyosunu ve temizliğini yapar, çamaşırlarını kurutur, yunaklığı temizleyerek sırası gelen haneye yunaklığı devreder.

Selektör(eleme)haneler

Selektörhaneler köy komününün mülkiyetindedir. Harmanı bitirip tahılı/mahsulü ot tohumlarından ayırmak, kırıkları ve çürükleri ayıklamak için selektör makinası ile eleme yapılır. Eleme yapmak sıra düzeni içerisinde gerçekleşmektedir. Selektörden geçirilen tahıl tohumluk, bulgurluk, yarmalık, unluk olarak sınıflandırılır. Eleme işi bitirildiğinde makine temizlenir, yağlanır ve sıradakine teslim edilir.

İmece

Köy komününün yol yapımı, köye su getirme, mera-çayır otu biçimi, orman kesimi... gibi ortak kullanım alanlarını içeren işleri ve onarımları birlikte yapılır. Yaşlıların ve kimsesizlerin işleri de imece ile dayanışma sergilenilerek gerçekleştirilir. Hasat ve harman işleri imece usulü yapılır. Kışlık yiyeceklerin hazırlanması keza yine böyledir. Peynir yapımı için sağılan süt ortak bir kazanda biriktirilerek ("badaşma" denir buna) peynir yapılır ve ona göre emeği geçenlere pay edilir. Dana ve inekler keşik (sıra) ile güdülür, bulgur imeceyle ayıklanır.

Tandırhaneler/Tandırlık

Tandırlar köy mahalle meydanlarına yakın yerlere inşa edilir. Fırını/tandırı kullanacak kişi hamurunu, malzemesini, odununu fırına götürür. Hiç bir ücret ödemeden fırını/tandırı kullanır. Ekmeğini, böreğini, çöreğini... pişirdikten sonra fırını/tandırı temizler, kullanılmaya hazır hale getirir ve tandırı kapatır. Tandırhanelerin mülkiyeti köy komününe aittir. Özel mülkiyetin etkisi artmasıyla birlikte tandırlar evlerin bitişiğine yapılmaya başlamış ve ambar evlerinde yerlerini almıştır. Köyün mahallesi ekmek yapmak için komşularıyla ekmek yapma sırası oluşturur, sırası gelen kişinin ekmeği kolektif olarak yapılır. Bu sisteme keşik/kubaşma adı verilmiştir. Özel mülkiyetin köy komünlerini de etkilediği bir ortamda bile komün geleneğinin etkisi, izleri sürdürülmüştür.

Çayırlık

Çayırlık ve çayırlığın ürünleri komünün ortak mülkiyetindedir. Çayırlık komünün tarımsal üretiminde kullanılan hayvanların en az bir ay ortak beslenmesini sağlayan yer olarak kullanılır. Komünün atları ve öküzleri çayırlıkta besiye çekilir. Çayırlık otlar biçildikten sonra Komünün harman yeri olarak da kullanılır.

Bebeklerin Çocukların Köy Komününün Ortak Unsuru Olarak Görülmesi

Çocuk emziren kadınlar belirlenen yerlerde her gün bir araya gelirler, süt bebeklerini/çocuklarını emzirirler. Buradaki temel amaç sütü azalan, sütü kesilen, hasta olan kadınların süt bebeklerinin/çocuklarının da beslenmesidir. Hiç bir süt bebeği/çocuğu aç bırakılmaz, emzirilir. Süt bebekleri/çocukları arasında ayrım yapılmaz, sütü olan kadın sütü bitene kadar emzirir. Bebek/çocuk sadece doğduğu annenin çocuğu değildir, aynı zamanda Komünün çocuğudur. Anneler, kadınlar bütün çocuklara "Bizim Çocuğumuz" diye hitap ederler.

Alevi köylerinde Komün mülkiyetinde bulunan ancak modern teknolojiyle kullanımı nerede ise ortadan kalkan çoraklık, höllüklük, ağpunluk (gübrelik), tuzla, sazlık, çıralık, tuz taşı gibi yerleri de ilave olarak mutlaka saymak gerekiyor. Binlerce yılın Komün geleneğinin uzantıları dinsel form ve kutsallık rengine büründüğü de görülmektedir. Komünce kullanılan alanlara zarar vermek veya buralara aşağılayıcı ifadeler söylemek dinsel kurallarla (günah denilerek) yasaklanmıştır. Mesela Sivas çevresindeki Kızılbaş Alevi köylerinde harmana, sokuya, ocak taşına, değirmene, fırına vb. küfretmek veya zarar vermek çok büyük günah sayılmaktadır.

Alevi köylerinde Komün yaşantısının bir uzantısı olarak suç işleyenlere verilen en büyük ceza "yol düşkünlüğü" cezasıdır. Bu herkesin Rızalığının alındığı ve adaletin sağlandığı Komün meclisinde yani Cem'de alınan ortak karar ile gerçekleştirilir ve kişi Komün dışına atılır. Sadece "yol düşkünlüğü" cezası uygulaması bile Aleviliğin komün geleneğinin bir uzantısı olduğunu çok açık göstermesine karşın Alevilik üzerine araştırma ve incelemelerin kimi Sol çevrelerce düz bir mantıkla "Alevicilik" olarak algılanması tarihsel perspektifin acınacak bir durumda olduğunu veya Sol düşüncenin de donuk Sünni düşünce biçimi ile zehirlenmiş olduğunun göstergesidir.

Alevilikteki kolektif insan algısının bir yansıması olarak tekkelerde-ziyaretlerde kesilen kurbanların tüm topluma bir rütüel eşliğinde eşit dağıtılması, tüm bireylerin hiçbir ayrıma tabi tutulmadan can olarak görülmesi ve tüm işlerin kolektif olarak yapılması Komün geleneğinin bu güne uzanan kalıntılarıdır.

Örneklemeye çalıştığımız köylü sosyalizmi kalıntıları, nedense özellikle Sol tarafından feodalizm kalıntısı denilerek hep es geçiliyor. Köylü sosyalizmini sadece Batıda yaşanmış bir olgu olarak görmek, yaşadığımız coğrafyanın köylü sosyalizminin kadim mekânlarının biri olduğunu göremeyen ve burjuva resmi ideolojisinin despotizmine "feodalizmi tasfiye ediyor" diye destek veren İkinci Enternasyonal'in aşamacı ve sosyalşoven anlayışını ve pratiğini sürdüren Şefik Hüsnü TKP'si geleneğinin bir uzantısıdır. Maalesef ki büyük bir çoğunluk, köylü sosyalizmini sadece Ortaçağ Avrupa'sında yaşanmış bir olgu olarak bilmektedir. Ortaçağ Avrupa'sı ile Balkanlar Küçük Asya, İran ve Mezopotamya arasındaki nüfus akışını ve değişimini (kültürel etkileşimi) görmeden donuk bir tarih kurgusuyla olaya bakınca köylü sosyalizmi olgusu sadece Avrupa'da algılanmaktadır. Oysaki Hıristiyan Avrupa'nın kökleri bile bu coğrafyalardan geçmektedir.

Sonuç

Kızılbaş Alevi Hareketi'nin sorunlarının çözümünde tarihi birikimlerin önemli bir yeri olacaktır. Tarihi kökler ne kadar derine uzanırsa, hareketin geleceği de o kadar sağlam zemine oturur. Hareket ne kadar sağlam zemine oturursa burjuva ve küçükburjuva ideolojisinden, politik etkisinden o kadar kendisini korumasını bilir. Burjuva ve küçükburjuva ideolojisinden ve politik etkisinden kendisini ne kadar korursa, sınıfsız toplum tasarımındaki tarihî rolünü oynayabilir. Kızılbaş Alevi Hareketi ne kadar sınıfsız toplum tasarımını gerçekleştirme pratiğine yönelirse, İslâmî Hareket'teki sosyalizan akımların İslâmî Hareket'ten koparak sosyalizme yönelimi hızlanır. Burada temel görev proletarya devrimcilerine (komünistlere) düşmektedir. Komünistler tarihi atalarıyla buluşup kaynaşabilmek için kendi sorunlarını çözerken, Kızılbaş Alevi Hareketi'nin sorunlarının çözümüne de katkıda bulunmak durumundadırlar. Bu katkı, aynı zamanda Komünizm Davasının/Mücadelesinin toplumsal zemininin genişlemesine hizmet eder.

Köylü sosyalizminin değerleri gün yüzüne çıkarılırsa, proletarya sosyalizminin değerlerinin önemi ve gerekliliği daha kolay kabul görür. Köylü sosyalizmi ile proletarya sosyalizminin ittifakı daha da kolaylaşır. Bu sağlanacak ittifaktan Komünizm Davası/Mücadelesi güçlenir.

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için
e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru