SIRRI ÖZTÜRK CENAZE TÖRENİ

(↑)

SUNUŞ

Değerli dostlar, yoldaşlarımız, okurlarımız,

Yayınevimizin kurucusu ve emektarı Sırrı Öztürk'ü kaybetmemizin ardından bir özel sayı hazırlamaya karar verdik.

Bu suretle onun ölümü ve cenaze töreni ile ilgili yazılı ve görsel dökümanları derli toplu bir hale getirmek ve paylaşmak istedik.

Şüphesiz her birimiz sosyal medyada bunların bir kısmına ulaşmış, görmüş ve hatta paylaşmıştır. Bizler özel gönderiler ile ulaşabildiğimiz yazıların tamamını sizlerle paylaşırken görsel malzemeden ise sadece bir seçme yapmayı uygun bulduk.

Görsel malzemelerin çoğunu bizler de sosyal medyadan edindik ki bu vesile bunları üreten ve paylaşanlara ayrıca teşekkür ediyoruz.

Cenazeyi sizlere özel olarak anlatmak yerine anlatım içeren iki yazıya yer verdik.

Özetle söylemek gerekirse;

Sırrı Öztürk'ü sözlü ve yazılı vasiyetindeki dileklerine uygun şekilde, Gazi Mahallesi Cemevi'nin aracı ile hastaneden alıp, Cemevi'nde toplandık, dini tören ve ritüel yapmadan, tabutunu kızıl bir örtüyle örtüp, orak-çekiç ve kızıl yıldızlı bayrağımızı da üzerine sararak omuzlarımızda mezarlığa kadar yürüdük, katılan her siyasi yapı-grup-örgüt'ün birer temsicisinin omuzlarında mezarın başına götürdük, iki proleter arkadaşımız tarafından mezara indirerek gökyüzünü ve yıldızları seyredecek şekilde sırtüstü yatırarak defnettik...

Tüm yaşamını işçi sınıfı ve komünizm ideali uğrunda mücadele ederek geçiren, bir komünist gibi yaşayan ve ölen Sırrı Öztürk'ü ona yakışır şekilde doğaya teslim ettik.

Detayları sizlerle paylaştığımız yazılı ve görsel dökümanlarda bulacaksınız.

Devrimci selamlarımızla

Sorun Yayınları Kolektifi Yayın Kurulu

(↑)

Dava insanı Sırrı Öztürk’ü uğurlarken

Hatice Eroğlu Akdoğan

29 OCAK 2015

Sırrı Öztürk, 83 yıllık ömrünün çok önemli bir bölümü olan 60 yılını bu davanın yeri geldiğinde işçisi, yeri geldiğinde sendikacısı ve yeri geldiğinde yayıncısı olmakla geçirdi

sirri-ozturk

Sosyalizm davasının militanı, emekçisi, aydını, hocası Sırrı Öztürk aramızdan ayrıldı. 28 Ocak’ta onu toprağına, doğasına uğurlamak için Gazi Cemevi’ne gelenlerin çoğu Sırrı Öztürk’ün Gazi Mahallesi’nde oturup oturmadığını merak edip birbirlerine soruyorlardı. Öğrendik ki, kavga adamı Sırrı Abimiz, Sırrı Amcamız, Sırrı Yoldaşımız Gazi’de oturmuyordu. O, bu dava uğruna çok bedel ödemiş bir halkın yanı başına konmayı da meğerse yıllar öncesinden vasiyet etmiş. Sırrı Öztürk belki de burada esen kavganın rüzgârını toprağında filizlenmiş bir çiçek olarak daha yakından solumak istiyordu ki, vasiyeti de onun var oluş biçimiyle, varlığıyla özdeşleşir nitelikteydi. Çünkü O, son nefesine kadar sosyalizm kavgasının, halkların kardeşlik mücadelesinin kaygısıyla yanıp tutuşmaktan bir an olsun geri kalmamıştı.

Sırrı Öztürk, 83 yıllık ömrünün çok önemli bir bölümü olan 60 yılını -2009 yılından bu yana mücadele ettiği kanser hastalığı dönemi de dahil- bu davanın yeri geldiğinde işçisi, yeri geldiğinde sendikacısı ve yeri geldiğinde yayıncısı olmakla geçirdi. ’60’lı yılların devrimci mücadelesinde TİP’in içinde örgütleyici ve yönetici bir işçi olarak en önlerdeydi. Sayısız işçi direnişinin, grevlerin hayat bulmasında onun emeği vardı. Sendikalar kurmuş, sendika yönetmiş; Kocaeli’nde, Gebze’de, İstanbul’da fabrikalardan fabrikalara koşmuş, sayısız bildirilerle, broşürlerle onlara kavganın teorisini öğretip, yolunu aydınlatmıştır. Tarihe Kanlı Pazar olarak geçen 16 Şubat 1969’daki işçi eyleminde ölümden kıl payı kurtulmuş, 15-16 Haziran şanlı direnişinin örgütleyici ve önderlerinden olmuştur.

Sırrı Öztürk, Mahir Çayan önderliğinde THKP-C’yi kuran komitenin içinde işçileri temsilen yer alan üyesiydi. 12 Mart döneminde başlayan tutukluğu 1975 yılında sona ermişti. Hala yayın hayatına devam eden Sorun Yayınları Kolektifi’ni de hapishaneden çıktığında kurmuştu. O gün bugün yani 40 yıldır Sorun Yayınları çatısı altında mücadelesini aynı emek, aynı mütevazı yaklaşım, proleter bir disiplin ve kararlılık ile sürdürüyordu. Elinden kalemi, koltuğundan dosyası hiç düşmeyen Sırrı Abi, yayımladığı kitaplara karşı açılan davaların birinden ötekine sürekli bir koşuşturmaca içerisindeydi. Yayımladığı onlarca kitap dışında bir onlarca -30 adet- kitap da kendisi yazmıştı.

Sosyalizm mücadelesinin bu emekçi aydını yine yayıncılık süreci içerisinde Sorun Birleşik Sosyalist Dergi, Sorun Polemik Dergisi, Sanat Cephesi Dergisi, İşçi Birliği Gazetesi ve Kırmanciya Beleke adlı süreli yayınlarını da çıkardı.

Onu Gazi toprağına dört bir yandan gelen dostları uğurlayarak koydu. Cemevi önünde başlayan yürüyüş kolu “Sırrı Öztürk Ölümsüzdür, Yaşasın Devrim ve Sosyalizm” sloganlarıyla mezarlığa ilerledi. Burada, Sırrı Öztürk’ün Türkiye solunun birliği konusunda çok çaba sarf ettiği, son nefesine kadar bunun mücadelesini verdiği belirtilip, orada değişik siyasi çevrelerden hazır bulunanlardan birer temsilcinin mezara birer parça toprak atmasının istenmesi anlamlıydı.

Mezarı başında toplananlara yönelik olarak oğlu, arkadaşı, yoldaşı Mutlu Öztürk babasını anlatan bir konuşma yaptı. Mutlu Öztürk, “Sırrı Öztürk’ü hepiniz iyi tanırdınız, ben asıl olarak burada bulunan gençler için onu anlatmak istiyorum” diyerek başladığı konuşmasına, onun mücadelesine ilişkin belli başlı noktalara değinirken, 29 Kasım 1971 yılında Mahir Çayan ve yoldaşlarının Maltepe Askeri Cezaevi’nden dışarıya çıkaran tünelin de emekçilerinden birinin de o olduğunu belirtti. Mutlu Öztürk’ün konuşmasının en anlamlı yanlarından biri, kendilerini özellikle çok sevindirdiğini söyledikleri uluslararası nitelikli bir mesajdı. Söz konusu mesaj Kolombiya Halk Kurtuluş Ordusu- FARC’dan gelmişti. FARC mesajında işçi sınıfının yılmaz savaşçısının anısını Kolombiya’dan selamlıyordu.

Sosyalizm uzun soluklu bir dava ise eğer, bu uzun soluklu koşuyu son nefesine kadar yılgınlığa, karamsarlığa kapılmadan tam bir dava insanına yarışır bir şekilde götüren Sırrı Öztürk’ün anısı önünde saygıyla eğilmeyi bir borç biliriz.

(↑)

Yazar, Aydın, Komünist İşçi,
Devrimci Sırrı Öztürk’ü Doğaya Teslim Edeceğiz

27/01/2015

Sorun Yayınları Kolektifi kurucusu, yazar, aydın, komünist işçi, devrimci Sırrı Öztürk İstanbul’da bizlere veda etti. 15-16 Büyük İşçi Direnişi’ni örgütleyen önder işçilerden olan Sırrı Öztürk, aynı zamanda bu büyük direnişi anlattığı “15-16 Haziran Direnişi Anıları” adlı kitabın da yazarıdır. Bu kitabın dışında birçok kitabı bulunan Öztürk’ün çok sayıda kolektif eserde de emeği var.

Sorun Yayınları Kolektifi cenaze törenine ilişkin açıklama yayınlayacak. Dini tören yapılmayacağı bildirildi. Ayrıntıları açıklamanın ardından yayınlayacağız.

Başta Sorun Yayın Kolektifi olmak üzere tüm yoldaşlarının, dostların ve işçi sınıfının başı sağolsun…

Cenazesi 28 Ocak 2015 Çarşamba günü saat 15:00’de
Gazi Mahallesi Cemevi’den yürüyüşle Gazi Mahallesi
Mezarlığı’nda doğaya teslim edilecektir.

(↑)

 

Sırrı Öztürk

 

“Her Komünistin Hayatı ve Mücadelesi Öğretici Derslerle Doludur”

Ağustos 2013’te Ağabeyi Hasan Hilmi Öztürk’ü kaybeden Sırrı Öztürk onun ardından kaleme aldığı yazıda, arkasından Onun için de söylenebilecek şu ifadeleri kullanmıştı:

“Ağabeyim Hasan Hilmi Öztürk’ü de (HHÖ) doğaya teslim ettik. Onun hakkında bu türden gerekli bir yazıyı kaleme almak ta bize düştü.

Dünyada ve yaşadığımız coğrafyadaki işçi sınıfı ve emekçi halklarımızın sosyal-sınıfsal-enternasyonal kurtuluşu mücadelesine teori ve pratiği ile omuz ve emek veren, insanın ve insanlığın sosyal kurtuluşu mücadelesine meşrebince hesapsız katkılarını sunan her Komünistin hayatı ve mücadelesi öğretici derslerle doludur. Bu türden bir yaşamı bilinçle seçenlerin anılarını temiz tutmak, değerlendirmek, onların mücadelesine saygılı olmak, hatırlamak / hatırlatmak / unutmamak / unutturmamak ve belgelemek durumundayız. Yaşamı ve mücadelesiyle O da bunu hak ediyor.”

“O’nu en yakınlarındakiler başta olmak üzere kaç kişinin ideolojik, politik ve örgütsel süzgecinden geçirerek, bilincinde ve yüreğinde tartarak hakiki kimliği ile O’nu anlayıp anlamadığını tam olarak söyleyemiyorum. Bilimsel bilgi ve bilinç kazanabilmek, kolektif tavır almak, özgürlük ve özgünlüklerini koruyabilmek, sorgulamak, algılamak ve algıladığını hazmedebilmek ve yeniden üretebilmek kolay değildir. Çünkü sınıflı, sömürücü bir toplumda yaşamaktayız. Kapitalist yabancılaşma, para ve mülkiyet ilişkileri Hakiki Komünistler dışında herkesi etki alanına çekmiştir. Devrimci kimlik ve kişilikleri bilinen insanlarımızın yaşıyorken en yakınları tarafından dahi yeterince anlaşılamayışının çok yönlü sıkıntılarını yaşamaktayız. Bu yüzden acımız daha da büyüktür.”

Vefat Duyurularına Anlam Vermek: “Yoldaşlarımızı Doğaya Teslim Ettik”

Ağabeyi’nin ölümü ardından kaleme aldığı yazıda ölümü nasıl tariflemek gerektiği üzerine düşüncelerini de şöyle özetliyordu Sırrı Öztürk:

“Hâkim gerici sınıfların kaba güce ve zora dayalı diktatörlüklerine / sistemlerine karşı isyan eden, ayaklanan, başkaldıran, direnen ve hak arayan birey, çevre, grup ve örgütlerimizin “Bize Ölüm Yok!..” özdeyişi boşuna söylenmemiştir. “Üç K” geleneğimizin, Kızılbaş-Alevi cenahımızın ölüm olayı karşısında “Öldü” demeyişi ve “Hakka Yürüdü!..” söyleminin batıni ve felsefî manasını da doğru anlamalıyız. Doğru yorumlamalıyız.

Komünist Kadrolar emekçi halklarımızın “ölüm olayı” karşısında bilinen söylemlerine bizler de “Yoldaşlarımızı Doğaya Teslim Ettik” diyerek anmaktayız. “Vefat Duyurularımıza” böylece bir mana vermeyi uygun bulmaktayız.”

Aile Kolektifi’nin Siyasi Mücadele Tarihindeki Yerine Dair…

Aynı yazıda Sırrı Öztürk ülkenin siyasi tarihinde yer eden mücadelelerine dair dönüm noktalarına da değiniyordu:

“12 Şubat 1962 yılında Aile Kolektifimiz’in tamamı TKP’nin yönlendirmesiyle legal sol parti I. TİP’e katıldık. Avni Abim TİP İstanbul-Eminönü İlçesi Üyesi, Hilmi Abim TİP Babaeski İlçe Başkanı, en küçük kardeşim Kadri TİP Bursa Merkez İlçe Başkanı, Zeki de TİP İstanbul-Fatih İlçe Başkanı, ben de ilkin TİP Yalova İlçe örgütünü kurduktan sonra Kocaeli’ne gelince TİP İzmit İl Sekreteri olarak siyasî faaliyete etkin biçimlerde katılmıştık. Anam ile Ablam da TİP İzmit ili üyesiydi. Gerek TİP’in gerekse 12 Şubat 1967’de kurulan DİSK’in yurt çapındaki örgütlenmesinde aktif görevler üstlenmiştik.”

“12 Mart 1971 ile 12 Eylül 1980 askeri faşist darbe süreçlerinde ve her içeri alınışta Devrimci Harekete yaptığı bu türden katkılarının “hesabı” soruluyordu. Aile Kolektifimiz’in Kadroları kardeşler olarak yaşamımız boyunca ilkin ve daima Askeri Ceza ve Tutukevlerinde “emanete” alınıyorduk. O da bu türden tutuklamalarda Askeri birliklerde gözaltında tutuluyordu. 12 Eylül 1980 askeri faşist darbe döneminde 12 Mart 1971 Kartal Maltepe Askeri Ceza ve Tutukevini delerek kaçma olayını örgütleyenlerin hesabını tam on yıl sonra HHÖ’den soruyorlardı! İddialarına göre; “bendeniz Sırrı Öztürk ile Hasan Hilmi Öztürk, THKO+THKP-C militanlarının cezaevini delerek kaçma olayının örgütlenmesinde bizzat rol almışlardır. Onların Sosyalist ülkelere kaçmasını örgütlemişlerdir. Bu amaçla SSCB, Bulgaristan ve Yugoslavya KP’leriyle temas kurmuşlardır.”

“I. TİP deneyiminde Aile Kolektifimiz partideki Aybar-Aren-Boran-Sargın vb. aydın hiziplerinde-dalaşmalarında taraf olmamıştık. Pratik örgütçü kimlik-kişiliklerimizle işçi sınıfı ve emekçi halklarımızın yanındaki yerimizi almıştık. 1970 – 15/16 Haziran Ayaklanması sürecinde açıkça hissettiğimiz ve de içinden geldiğimiz İşçi Sınıfının Siyasal ve Sendikal Birliği davası için dövüşüyorduk. Burjuva ve küçükburjuva sosyalizmi TİP’i içinden ve dışından kuşatarak işlevsiz bir duruma getirince Proleter Devrimci kadrolar ihbar ve ihraç yöntemiyle partiden dışlanacaktı. 1965 Malatya TİP Büyük Kongresi’ne Avni+Hilmi+Sırrı, üç kardeş delege olarak katılmıştık. Benim partiden ihraç talebimi TİP üst yönetimi yüzüne gözüne bulaştırmıştı.”

“Avni ve Hilmi Abimlerle birlikte: 15/16 Haziran Ayaklanması sonu cezaevinden çıktıktan sonra 27-28 Ekim 1971 tarihlerinde Ankara Hanif tiyatro salonunda TİP’in işlevsel olamayışı karşısındaki PARTİ arayış ve yönelişlerimiz çalışmalarından olmak üzere düzenlediğimiz Proleter Devrimci Kurultay’a da birlikte katılmıştık. Bu Kurultay’a başkanlık yapmış ve Kurultay sonunda yalnızca bendeniz tutuklanmıştım.”

“Sorun Yayınları Kolektifimiz’in oluşumu 12 Mart 1971 askeri faşist darbe sonu cezaevi şartlarında oluşmaya başlamıştı. Cezaevlerini oldukça iyi değerlendirmiştik. İşçi olarak emek-gücümüzü satmamız, fabrikalarda ve işyerlerinde ekmeğimizi kazanmamız bilinçli çabalarla engellenmişti. Hayat ve mücadelenin öğrettiğini basın-yayın hayatında sürdürmekten başka bir seçeneğimiz kalmamıştı. Aynı davalardan baba-oğul birlikte yargılandığımız birinci oğlum H. Mutlu Öztürk, hapislik ve kaçaklık döneminden sonra gündüz çalıyor, geceleri de İDMMA Yıldız’da öğrenimine devam ediyordu. Ev kiramızı ve mutfak giderlerimizi onun aylık ücretiyle karşılıyorduk.”

(Yazının tamamı için: HASAN HİLMİ ÖZTÜRK’Ü DE DOĞAYA TESLİM ETTİK… )

(↑)

H.Mutlu Öztürk Cenaze Töreni Konuşması:

Dostlar, arkadaşlar, yoldaşlarımız,

Bugün burada Türkiye sosyalist hareketinin emektar mücadele adamlarından Sırrı Öztürk’ü doğaya teslim ediyoruz.

Vasiyeti üzerine O'nu burada toprağa veriyoruz. Sırrı Öztürk daha çok öncelerden burada; Gazi Mahallesi Mezarlığı'nda yatmak istediğini "Beni bedel ödeyen bizim insanlarımızın yanına gömeceksiniz!" diyerek ifade ediyordu. 

Evet, bu mahallede daha ilk kazma vurulduğundan beri hep bedeller ödenmiştir. Canlarımız, insanlarımız yaşarken de, ölürken de hep bedel ödemişlerdir. Bedel ödemişlerdir, mücadele etmişlerdir, dik durmuş ve onurlu yaşamışlardır. Bir ömür boyu inançla mücadele eden, dik ve onurlu duran Sırrı Öztürk'ün bu dileğini yerine getirmekte yardımcı olan tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz. 

Bugün burada bizlerle olan, onu doğaya teslim etmeye gelen tüm dost, arkadaş ve yoldaşlarımıza da teşekkür ediyoruz. 

Çok sayıda genç arkadaşımız var, onlara kısaca Sırrı Öztürk'ü anlatmak gerekiyor;

1932 Erzurum Aşkale doğumlu olan Sırrı Öztürk teknik öğretmenlik, kamyon şoförlüğü, fabrika işçiliği ve yayıncılık yaptı.

60 yılı aşan siyasi yaşamında Tarihi TKP'den gelen büyükleri vasıtasıyla sosyalizm ile tanıştı. Sendikal örgütlenmelerde ve siyasi partilerde çalıştı. Kocaeli Sendikaları Birliği’nin kuruluşunda yer aldı, işçi-sendika örgütlenmeleri ve sayısız grevde görev yaptı.

TİP’nin kuruluşunda görev aldı. TİP Yalova ilçe yöneticiliği ve Kocaeli il sekreterliği yaptı. Ancak TİP'den ihraç edildi. 

1963 yılında çalıştığı Türkkablo fabrikasında Türkiye Maden-İş sendikasını örgütledi ve baş temsilci seçildi. 

1965-69 yılları arasında Türkiye Maden-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi ve görev yaptı.

16 Şubat 1969’da gerçekleştirilen ve tarihimizde Kanlı Pazar olarak anılan ABD emperyalizmini protesto yürüyüşünde aktif olarak yer aldı ve ölümden döndü.

Türkiye işçi sınıfının en büyük kalkışması olan 15-16 Haziran 1970 direnişinin örgütleyicilerinden biri olarak ön saflarda yer aldı, tutuklanıp yargılandı. Bu dönemin mahkemelerinde eylemi, işçi sınıfını ve sosyalizmi savunan tek sanık olarak tarihe geçti. Daha sonra bu şanlı işçi hareketinin kitabını yazdı.

Bir grup işçi arkadaşı ile Kocaeli Devrimci İşçi Köylü Birliği'ni kurdular. Bu faaliyetin içinde öğrenci gençler ile devrimci öğretmenler de yer alıyordu.

Parti arayışları içerisinde Ankara'da gerçekleştirilen Proleter Devrimci Kurultay'da divan başkanlığı yaptı. THKP-C'nin kuruluşundan önce oluşturulan 10 kişilik komite'de işçi kesiminin temsilcilerinden biri olarak yer aldı.

KDİKB faaliyetleri nedeni ile 12 Mart faşizmi tarafından Nisan 1971’de tutuklandı, yargılanıp hapsedildi ve Eylül 1975’e kadar hapis yattı. Kartal Maltepe 2. Zırhlı Tugay hapishanesinin delinmesi ve Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Ziya Yılmaz, Cihan Alptekin ile Ömer Ayna'nın dışarı çıkarılması eyleminin örgütleyicilerinden biridir. Çünkü 15-16 Haziran'da da tutuklu kaldığı bu cezaevini avucunun içi gibi biliyordu...

1975 yılında kurulan Sorun Yayınları Kolektifi'nin görev dağılımı sonucunda sahipliğini ve sorumluluğunu üstlendi. Yayıncılık yaşamında sayısız kereler yargılandı, tutuklandı, yayınladığı eserlerden dolayı hapis yattı. Binlerce kitabımıza el konuldu ve imha edildi.

Bugüne kadar tümü sosyalizmin sorunlarına çözüm arayan ve yakın tarih tanıklıklarını aktardığı 30’dan fazla kitap yazdı ve yayınladı.

Ayrıca, Sorun Birleşik Sosyalist Dergi, Sorun Polemik Dergisi, Sanat Cephesi Dergisi, İşçi Birliği Gazetesi ve Kırmanciya Belekê dergilerini yayınladı.

Tüm siyasi yaşamında Komünistlerin Birliği ve İşçi Sınıfı Partisi’nin örgütlemesi görevini gündeminden düşürmedi.

Temmuz 2009’dan bu güne kanser belası ile boğuşan ve 5 yılda 7 operasyon geçiren Sırrı Öztürk, ağır hastalığına ve ilerlemiş yaşına rağmen Komünistlerin Birliği ve İşçi Sınıfı Partisi’nin örgütlenmesi çalışmalarına son günlerine kadar katkıda bulundu.

Sözlerime dünyamızın bir ucundan gelen bir mesajı sizlerle paylaşarak son vermek istiyorum. Çünkü bu mesaj bizi hem çok duygulandırdı ve hem de onurlandırdı:

"Yaşamın işçisi olan, rüyaları inşa eden sen aramızdan ayrıldın ama proleterce çaban çok sevdiğin işçi sınıfı içinde yaşayacaktır. Hasta la victoria siempre, yoldaş...

Kolombiya Komünist Partisi ve FARC Cephesi"

Onun azmi, inancı, kararlılığı ve mücadelesi, onurlu ve dik duruşu hepimize örnek olsun.

İŞÇİ SINIFIMIZIN VE HALKLARIMIZIN BAŞI SAĞOLSUN.

(↑)

Sırrı Öztürk
Cenaze Fotoğrafları

Resimleri büyütmek için üzerine tıklayınız!

 

(↑)

Sırrı Öztürk Cenaze Töreni

Bazı internet tarayıcılarında web sayfası üzerinden videoyu seyredemezseniz aşağıdaki bağlantıdan bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

Bağlantının üzerine sağ tuşla
tıklayıp "Bağlantıyı Farklı Kaydet"i
ya da Hedefi Farklı Kaydeti seçiniz
   Buradan İndirebilirsiniz

H.Mutlu Öztürk'ün Cenaze Töreni Konuşması

Bazı internet tarayıcılarında web sayfası üzerinden videoyu seyredemezseniz aşağıdaki bağlantıdan bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

Bağlantının üzerine sağ tuşla
tıklayıp "Bağlantıyı Farklı Kaydet"i
ya da Hedefi Farklı Kaydeti seçiniz
   Buradan İndirebilirsiniz
SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için
e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru