Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez, ülkesinde bu yılın Kasım ayında yapılacak olan bölgesel ve yerel seçimler öncesi gerçekleştirdiği seçim turlarında Venezüella Komünist Partisi’ne yönelik ağır suçlamalarda bulunuyor.
9 Ekim 2008 tarihinde Portuguesa eyaletinde yaptığı konuşmada kendi partisi olan Venezüella Birleşik Sosyalist Partisi’ne (PSUV) katılmadığı ve bazı bölgelerde kendi adaylarını koyduğu için Venezüela Komünist Partisi’ni eleştiren Hugo Chavez’in, iki gün sonra Valera’da binlerce kişinin önünde yaptığı seçim konuşması Komünist Partisi’ne yönelik ağır suçlamalar ve tehditler içeriyordu.
“Yalan söylemeyin, sizin Chavez’i desteklediğiniz yok” dedi Chavez. “Sizin kendi karşı-devrimci planlarınız var. (...) Siz de kişisel çıkarlarınız için uğraşıyorsunuz. Sizi karşı-devrimci olmakla suçluyorum. Politika sahnesinden silineceksiniz! Bu işi üzerime alıyorum, bundan emin olabilirsiniz.”
Chavez’in bu suçlamalarına Venezüella Komünist Partisi Politbürosu, 13 Ekim’de yaptığı basın toplantısıyla karşılık verdi. Genel Sekreter Oscar Figueroa, Venezüella Komünist Partisi’nin dünya uluslarası komünist ve devrimci hareketinin bir parçası olduğunu, bu partiye yönelik açıklama ve tehditlerin sadece ulusal değil, uluslarası sonuçları da olacağını vurguladı.
Chavez’in açıklamalarını “haksız ve keyfî” olarak niteleyen Figueroa şunları belirtti: “Bunlar haksız açıklamalar çünkü Venezüella Komünist Partisi’nin pratik politikasıyla hiçbir ilgisi yok. Venezüella Komünist Partisi, Başkan Chavez’in 1998 yılında başkanlığa adaylığını koymasından çok önce, daha 1931 yılında ülkede ve kıtada varolan devrimci siyasal güçler arasında yerini almış ve bu sürecin bir parçası olmuştur. (...) Söz konusu açıklamalar keyfî bir nitelik taşıyor; çünkü, Venezüella Komünist Partisi militanlarının siyasal, ideolojik, toplumsal, organik, bireysel ve kolektif duruşu halkın ve devrimin çıkarlarıyla tutarlı ve sağlam bir biçimde bütünleşmiştir.
Figueroa, devrimci güçler arasında bir anlaşma olmadığı takdirde her partinin kendi adayını koyması önerisinin Chavez’den geldiğini hatırlattı. Venezüella Komünist Partisi, seçimlerde on yedi bölgede Chavez’in partisi PSUV’un adayını desteklerken altı bölgede ikisi VKP’den olmak üzere, PSUV dışından gelen devrimcileri aday gösteriyor. Figueroa, bazı bölgelerde PSUV dışından aday gösterilmesini “devrim ilerlesin ve derinleşsin diye, halka en iyi kadroların sunulması” olarak açıklıyor.
Figueroa, Başkan Chavez’in komünistlere yönelik kullandığı “karşı-devrimci” sözcüğüne ilişkin olarak, kavramları ve terimleri değersizleştirmemek gerektiğini, bu sözcüklerin yerli yersiz kullanılmasının en büyük tehlikesinin gerçek karşı-devrimci ve hainlerin kolayca kamufle olmasını sağladığını, bu kişilerin karşı-devrimci bir saldırı yapmasını kolaylaştırdığını belirtti ve karşı-devrimciliğin tanımını yaptı: “Karşı devrimci, toplumsal ve siyasal dönüşüm süreçlerini geriye döndürmeye çalışan, devrime karşı olan, tarihin tekerleğini durdurmaya yönelen kişidir.”
Komünistlerin karşı-devrimci ve hain olduklarına dair iddiaları kesin biçimde yalanlayan Figueroa, Venezüella Komünist Partisi’nin tam tersine devrimi derinleştirmek istediğini belirtti. Örneğin partinin dile getirdiği fabrikaların yönetimine işçilerin de katılması talebinin “karşı-devrimci değil, devrimci bir talep” olduğunu vurguladı.
“Karşı devrimci” gibi nitelemelerin aynı zamanda tehlikeli olduğu konusunda Chavez’i uyaran Figueroa, anti-komünist ve sağcı güçlerin Chavez’in yaptığı bu açıklamaları ülkedeki komünist kadroları yok etmek amacıyla bir saldırı düzenlemenin fırsatı olarak görebileceklerini belirtti.
Figueroa düşmanın VKP değil, emperyalizm ve yerel oligarşi olduğunu hatırlatarak konuşmasını şöyle bitirdi: “Asıl düşman olan emperyalizm ve yerel oligarşiye karşı bütün devrimcileri birleştirmeliyiz.”
Haberi derleyen: Mehmet İnce
