Paşam Yazar Olmuş!

Mahir Kankal

Biz devrimciler söz yerindeyse âdeta kitap hastasıyızdır. Bu sebepten, almasak ta kitabevlerini dolaşmaktan, kitapları incelemekten büyük zevk alırız. Hatta günümüzün  tamamını kitabevlerinde harcamaktan çekinmeyiz.


    Hal böyle olunca almadığımız, okumayacağımız kitaplardan da haberdar olur, üretilen kitaplar hakkındaki göz aşinalığımız böylece gerçekleşir.


    Uzun zamandır kitabevlerinde çeşitli asker kökenli 'yazarların' kitapları boy gösterdi. Hepimiz bu kitapların biriyle en az bir kez kesin karşılaşmışızdır da yazarın asker olduğunu çoğunlukla bilmeyiz. Asker kökenli ‘yazar’ların işlediği konular değişiktir. Bunlardan kimisi güneydoğu anılarını, kimisi ‘kişisel gelişim’ kitaplarını, kimisi politik konular olmak üzere değişik konuları işlemektedir. ‘Serbest pazar’ ilişkileri de bu türden kitapları sahiplenmiştir. İnsan sormadan edemiyor: Peki ne oldu da emekli paşaları yetiştiren kurumlar entel-dantel üreten bir okul oldu?


    Faşist askerî darbelerle, Kürdistan’da yürütülen haksız ve  kirli savaşla, NATO vurucu gücüyle övünen ve bu duruşuyla aklımızda yer etmiş ordu, bir anda bilimsel öğretiye, Marksizm’e karşı oluşturulan “Frankfurt Okulu” misali ‘entelektüel’ faaliyetlerde bulunuyor?


    Bir örnek vereceksek: Osman Pamukoğlu adlı paşamızın çeşitli kirli savaş anılarını yayınladığı kitaplarından sonra yayınlanan son iki kitabı 'kişisel gelişim' üzerinedir. Yok hemen önyargılı olmayalım. Biz de biliyoruz bu türden ‘kişisel gelişim’ zırvalıklarının ne menem şey olduğunu.


    İçeriklerine bakınca ilgimizi çeken bu paşaların neden kitap yazma gereğini duymuş olmalarıdır.


    Son dönemlerde  bilindiği gibi çeşitli kontra örgütlenmeler, çeteler, dernekler boy gösterdi. Bu kontra örgütlenmelerin başında eski generaller, eski mitçiler, rütbeli askerler, gazeteciler, öğretim elemanları, avukatlar, mafyöz ilişkiler ağı. vb kişiler bulunmakta.


    Anlaşılan görevdeyken hızını alamayan paşalarımız, emekli olmakla ‘vatan sevgisinin bitmediğini’ kanıtlamak için bu kez sivil faaliyetlerde bulunmaktalar. Bu sivilleşmenin bir ayağı da anlaşılan bilgi alanı oluyor.


    Çeşitli emekli paşalar bu görev bilinci ile kitaplar yazmakta. Anlayacağınız sivilleşen, kitleselleşmeye çalışan kuvvetler kitap ve çeşitli iletişim araçlarını kullanmakta. Dahası bu faaliyetlerini kimi TV’lere de yansıtmaktadır.


     Bir yanda çeşitli kuvva-i milliye dernekleri ve sağlı “sol”lu burjuva partileri aracıyla kitle tabanını oluşturmaya çalışmakta, diğer yandan da bu türden kitaplarıyla bu kitleselleşmeye destek sunmaktadır.


    Yaşar Büyükanıt paşa da 'kitlesel refleks' dememiş miydi?


    İşte bu talimatla ‘kitlesel refleks’ oluşturmak için yerden biter gibi kuvva-i milliyeci odaklar boy gösterdi.


    Yazılan kitapların niteliğini ve içeriğini burada tartışmayacağız. Çünkü bilimsel niteliği olmayan bu kitapların tamamı istisnasız “milliyetçi kurtlar vadisi” türünden...


    Konuyu somutlasın diye bazı kitapları sayalım: Yarasa Operasyonu, Mithat Işık, emekli general, Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesinde bulunmuş, yazdığı kitap bu konu üzerine. Osman Pamukoğlu, bu paşamız da oldukça renkli yazdığı ilginç araştırma, anı ve militarist kitapların yanı sıra ‘kişisel gelişim’ kitapları bulunmakta.


    Burada hemen aklınıza o kapitalist merkezli pozitif polyannaca ve anti gerçekçi ‘kişisel gelişim’ kitapları gelmesin. Bu paşamız ‘terör örgütünü’ kişisel gelişimin baş engelleyicisi olarak görmekte, Kürtlerde ise, gelişecek bir kişilik bile bulmamakta.

 

    Örnekleri çoğaltmak mümkün.


    Anılan kitaplarda son moda paşa yazarların anıları, söyleşileri, öngörüleri(!), vs. ne ararsan var. Kitap severlere ivedi duyurulur!..


    ?aka bir yana, estirilmek istenen milliyetçi şovenist hissiyatın sivil ayağı örülmek isteniyor. Anlaşılan birileri ‘tarihi kitleler yapar’ gerçeğini iyi kavramış! Nasıl olsa “atış serbest!” diyerek hamaset, sosyal demagoji yöntemleriyle insanımızın zihnini bulandırıyorlar. Bu sebepten hareketle dernek ve parti kuruyorlar, çeşitli eylemleri örgütlüyorlar. Egemen gerici sınıfın resmî ideolojisi olan kemalizmin argümanlarıyla faşizmin kitle desteğini aramaktalar.


    AKP iktidarının neoliberal burjuva politikalarından rahatsız olan kimileri de, ABD İslâmcısı ‘kara gerici’ tehlikeye karşıymışçasına anılan örgütlerde ‘kurtuluş’ adına bulunabiliyor! Yağmurdan kaçayım derken fırtınaya tutuluyorlar.


    Söz konusu kitapları ciddiye almak lâzım mı? Tabi ki değil, ama neden yazılma gereği duyulmakta? İşte bizi bu ilgilendiriyor. Çünkü “cenahımızın” bu çabaların karşısına kolektif ve etkili bir ağırlık koyması gerekiyor. Bu da başlı başına tartışılacak bir konu ve sorun olarak gündemdeki yerini koruyor.


    Egemen ideolojiler sosyal demagojileriyle ne zaman yaygın kitle rızası oluşturmak isteseler ilk önce kalemi ve medya araçlarını kullanıyor. Hemen o anda birileri devreye giriyor; ortalıkta ‘destursuz’ dolaşan kiralık ve satılmış kalemlerin romanları, şiirleri, fıkraları, araştırma ve anıları burjuvazinin ödüllerine mazhar oluyor!


    Her iktidar kendi meşruiyetini yaratmak ister. Her siyasi odak da bunun gerçekleşmesini arzular. İmtiyazlarının devamlılığını isteyen ve kitleselliğe ihtiyaç duyan paşalarımızın bu yolda acul davranmakta olduğu anlaşılmaktadır.


    Yeniden tekrarlayalım, kitap sevenler sizde acul davranın, emekli paşaların kitaplarını almak için kuyruğa girin!

1 Mart 2008

 

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru
Site tasarım ve kodlaması Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.
Internet Explorer 5 ve 6 sürümleri ile siteyi doğru görüntüleyemezsiniz.
Sitede gördüğünüz teknik aksaklık ve arızaları bize bildiriniz.